Diyabet Başlangıç Yaşı Gittikçe Düşüyor

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (Omü) Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Aydın, Diyabet Başlangıç Yaşının Gittikçe Düştüğünü Belirterek, 5-10 Aylık Çocuklarda Bile Diyabet Görülebildiğini, Bu Hastalığa Yakalanan Çocukların Şeker ve Tatlılardan Uzaklaştırılması Gerektiğini Söyledi.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Aydın, diyabet başlangıç yaşının gittikçe düştüğünü belirterek, 5-10 aylık çocuklarda bile diyabet görülebildiğini, bu hastalığa yakalanan çocukların şeker ve tatlılardan uzaklaştırılması gerektiğini söyledi.
Tip 1 diyabetin daha çok çocukluk yaş grubunda ortaya çıktığını kaydeden Prof. Dr. Murat Aydın, bu tip diyabette vücudun insülin üretiminin yetersiz hatta olmadığını dile getirdi. Çocuklarda insülin üreten hücrelerin sayıca azalmasının gerçek nedeninin bilinmediğine işaret eden Aydın, "Annesinde, babasında ya da kardeşlerinde aynı hastalık olan çocuklarda daha sık görülmesi genetik yatkınlığı düşündürmektedir" dedi.
Günümüzde diyabet başlangıç yaşının düştüğünü vurgulayan Aydın, genetik yatkınlık düşüncesine rağmen diyabetin bütün kardeşlerde görülmeyeceği gibi ailesinde hiç diyabetli olmayan çocuklarda dahi bu hastalığa rastlanabileceğini açıkladı.
Çocuklarda diyabet bulgularıyla ilgili; kan şekeri yükselince idrara geçtiğini, idrara geçen glikozun suyu çekerek onun da idrarla atılmasına yol açtığını kaydeden Aydın, "Sonuçta çocuk bol ve sık idrar yapmaya başlar. Bol idrar yaptıkları için ağızları kurur, çabuk susarlar ve bol su içerler. Bol idrar yapma ve çok su içme diyabetin en yaygın bilinen bulgularıdır. Özellikle küçük çocuklarda altına kaçırma, gece yatağını ıslatma gibi yakınmaların ortaya çıkması ailelerin dikkat etmesi gereken bulgulardır" diye konuştu.
İnsülinin, alınan gıdaların depolanmasını da sağladığına dikkat çeken Aydın, "İnsülin eksikliğinde kan şekeri çok yükselse de hücre içine alınamadığı için aslında hücreler açlık çeker. Bu nedenle iştah artar. Ancak alınan gıdalar kullanılamadığı ve depolanamadığı için çok yemek yenmesine karşın çocuk kilo alamaz, hatta zayıflar. Hastalık ilerleyince halsizlik yakınmaları artar, ağızda aseton kokusu belirebilir. Bu dönemde bir doktora gidilemez ise klinik bulgular ağırlaşır, sık nefes alma başlar ve koma gelişir" şeklinde konuştu.
Diyabeti ortadan kaldıracak bir tedavi yöntemi olmadığına değinirken, "Tedavideki amaç kan şekerini kontrol altına alarak diyabetin yol açabileceği istenmeyen etkilerden korunmaktır" diyen Aydın, ilaç tedavisi, beslenme planlaması, egzersiz, eğitim ve kontrol başlıkları altında tedavi yöntemleri bulunduğunu belirtti. OMÜ Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Aydın, tedavi konusunda şu bilgileri verdi:
"İlaç tedavisinde, her hasta için seçilecek insülin tipi, dozu ve enjeksiyon sayısı farklıdır. Günde 2 veya 5 kez insülin yapılabilir. Diyabetli çocuklar beslenirken, kan şekerini hızla yükselten gıdaları tüketmemelidir. Tatlılardan, şekerli yiyeceklerden uzak durmalıdır. Doğal olan her gıda aşırıya kaçılmadan tüketilebilir. Özellikle sebze, kepekli ekmek gibi şeker emilimini geciktiren lif içeren gıdalar seçilmelidir. Beslenme planlaması diyetisyen kontrolünde yapılmalıdır. Egzersiz sırasında enerji almak için glikoz tüketilmelidir. Düzenli egzersiz kan şekerini kontrol altına alır. Bu amaçla günde bir saat hızlı tempoda yürüyüş yapmak, yüzmek, jimnastik yapmak yeterlidir. Uzun süreli yorucu egzersizlerden kaçınılmalıdır. Sadece diyabetli çocuklar değil, tüm diyabetli hastalar hastalığı hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Evde günde 3-4 kez kan şekeri ölçümü yapmak ve kaydetmek kan şekerinin seyri hakkında çok değerli bilgiler verir. 3-6 aylık aralarla da hekime gidilmelidir. Böbrek fonksiyonları incelenmeli, göz dibi muayeneleri ve kan şekeri seyrini gösteren HbA1c testi yaptırılmalıdır."
İnsülinin enjeksiyon dışında ağız yoluyla uygulanamadığını da hatırlatan Aydın, ancak solunum yolu ile verilmesi için ağza sıkılan sprey şeklinde preparatlarının geliştirildiğini, cep telefonu büyüklüğünde cihazlarla kan şekerini ölçerek otomatik olarak insülin enjekte eden insülin pompaları üzerinde yoğun çalışmaların sürdürüldüğünü de sözlerine ekledi.
(AG-SA-MEF-Y)












