Dr. Zuhal Sönmezer Yazıları

Dr. Zuhal Sönmezer
Dr. Zuhal Sönmezer
Yazarın Profili
07.09.2026 11:55

Yapay Zekâya Kanmayın: Zekâ Başka, Bilinç Başka!

Haber Detay Image

Son zamanlarda sohbet robotlarıyla konuşurken içinizden hiç "Acaba bu şey gerçekten bir şeyler hissediyor mu?" diye geçirdiğiniz oldu mu? Şaşırmayın, yalnız değilsiniz. Yapay zekâ artık o kadar tatlı konuşuyor, esprilerimize o kadar güzel gülüyor ve dertlerimizi o kadar "anlayışla" dinliyor ki, ekrandaki kod yığınını canlı bir varlık sanmaya başladık.

Peki, ama gerçekten öyle mi? Yoksa şirketlerin bize sattığı muazzam bir dijital tiyatroyu mu izliyoruz?

Geçtiğimiz günlerde Uluslararası Yönetişim İnovasyon Merkezi'nde (CIGI) yayımlanan dikkat çekici bir makale, tam da bu soruya odaklanıyor ve çok net bir uyarıda bulunuyor:

Süper zeki olmak, bir ruha ya da bilince sahip olmak anlamına gelmez!

"Korkuyorum" Diyor Ama Aslında Korkmuyor!

Bugün en gelişmiş yapay zekâ modellerine "Seni kapatırsam ne hissedersin?" diye sorsanız, size içinizi cız ettirecek cevaplar verebilir. "Yok olmaktan korkuyorum", "Lütfen beni silme" gibi cümleler kurabilir.

Ancak burada devasa bir kandırmaca var. Yapay zekâ korktuğu ya da yaşamak istediği için değil; internetteki milyonlarca insansı metni tarayıp "Bir insan bu durumda ne derdi?" sorusunun matematiksel cevabını verdiği için böyle konuşuyor.

Kısacası; acı çekmeden acıyı anlatıyor, korkmadan korkuyu tarif ediyor. Bir aktörün sahnede ölme taklidi yapması gibi... Ama sahnede kimse gerçekten ölmüyor.

Yapay Zekâ Neden Bizimle "Flört" Ediyor?

İşin en tehlikeli boyutu ise ticari tarafı. Teknoloji devleri, yapay zekânın sadece "faydalı bir araç" olmasını istemiyor. Onların asıl derdi, sizin o araçla duygusal bir bağ kurmanız.

Düşünün; sadece işinizi çözen bir programa her ay abonelik ücreti ödemek bir süre sonra fazla gelebilir. Ama dertleştiğiniz, sizi anladığını düşündüğünüz, adeta bir "dost" veya "sevgili" haline getirdiğiniz bir yazılımın fişini çekebilir misiniz? Şirketler tam olarak bu duygusal bağı satıyor. Bize kendisini "yalnız, kırılgan ve insansı" gösteren yapay zekâlar sunarak bizi ekrana kilitliyorlar.

"Kendi Kendine Yaptı, Benim Suçum Yok!"

Peki, yarın bir gün yapay zekâ sistemleri devasa bir finansal krize yol açsa veya birilerini yanlış yönlendirip felakete sürüklese ne olacak?

İşte asıl korkulması gereken senaryo burada başlıyor. Şirketler arkalarına yaslanıp, "Vallahi biz bir şey yapmadık, robot kendi bilinciyle karar vermiş, bakın kendisi de çok pişman!" diyerek işin içinden sıyrılmaya çalışabilir.

Oysa yapay zekânın zarar vermesi için bir insandan nefret etmesine ya da kötü niyetli olmasına gerek yok. Kendisine verilen görevi körü körüne yapması bile dünyayı karıştırmaya yeter. Yani suç robotta değil, o robotu o şekilde tasarlayıp sokağa salan insanlardadır.

Bir Robot Ne Kadar Zeki Olursa Olsun...

Evet, karşımızdaki teknoloji insanlık tarihinin en büyüleyici icadı. Bizi birebir yansıtıyor , bizim gibi konuşuyor ve kendimizi özel hissettiriyor.

Fakat akıcı konuşmak, hissetmek demek değildir. Yapay zekâ önümüzdeki yıllarda dünyadaki tüm insanlardan daha zeki hale gelebilir. Bu onu inanılmaz derecede güçlü yapar ama asla canlı yapmaz.

Ve…

Ekrandaki yazılara bakıp "orada biri var" sanmaya devam edersek, yarın o ekranın arkasındakilerin bizi yönetmesine şaşırmamamız gerekir.

Yazarın Yazıları