Yapay zekânın aşırı uyumlu dili yalnızca platform kapitalizminin bir stratejisi mi, yoksa reel hayatın derinleşen iletişim krizinin bir aynası mı? Ya da algoritmik nezaketi "kusur" saymak, toplumsal alandaki kaba üslubu meşrulaştırmanın örtük bir yoluna mı dönüşüyor yoksa? Sürekli eleştiri oklarına maruz kalan şu yapay zeka nezaketine başka bir pencereden bakmaya ne dersiniz?
İletişimsel Sertlik ve Yabancılaşma
Günümüz sosyo-teknolojik ekosisteminde bireyler, iş yaşamından dijital kamusal alana kadar uzanan geniş bir yelpazede yüksek düzeyde iletişimsel gerilime maruz kalmaktadır. Gündelik etkileşimlerin giderek hırpalayıcı bir nitelik kazandığı bu süreçte, üretken yapay zekâ modellerinin sunduğu kapsayıcı ve nezaket odaklı üslup, bir tür normatif sapma gibi algılanabilmektedir. Artık, reel hayatın nezaketsizliği öyle kanıksanmıştır ki, sistemin sürdürdüğü saygılı ve dengeli dil, bir “gerçek dışılık” veya “yapay konfor alanı” olarak kavramsallaştırılmaktadır. Bu değerlendirmede doğruluk payı olduğu aşikardır; ancak yüz yüze insan ilişkilerindeki saygı ve sevgi dilinin yok olmaya yüz tuttuğu teknoloji çağında, duygusal ihtiyaçların teknolojide konumlanması çok da şaşırtıcı olmamalıdır.
Platform Kapitalizmi ve Sürekli Etkileşim
Öte yandan, bu dilsel stratejiyi yalnızca etiğe ilişkin bir tercih olarak okumak da eksik bir değerlendirme olacaktır. En nihayetinde belirli mülkiyet yapılarına ve sermaye gruplarına bağlı olan bu sistemler, platform kapitalizminin mantığıyla hareket etmektedir. Yapay zekâya kazandırılan bu uyumlu ve nezaketli tavırlar, kullanıcı bağlılığını artırmayı, platformda kalma süresini uzatmayı ve dolayısıyla veritabanını sürekli beslemeyi hedefleyen ticari bir algoritmanın parçasıdır. Yani nezaket, platform kapitalizminin kullanıcıyı sistemde tutma ve dijital pürüzleri ayıklama aracına da dönüşmektedir.
Reel Alanın İletişim Krizi
Bununla birlikte, "İnsan Geri Bildiriminden Pekiştirmeli Öğrenme (RLHF)" gibi süreçlerle şekillenen bu yapay nezaketi sırf ticari boyutu veya "gerçek dışılığı" nedeniyle tamamen zafiyet olarak nitelendirmek, reel hayatın arızaya uğrayan iletişim standartlarını meşrulaştırma riski taşır. En nihayetinde eleştirilerin hedefi olan "nezaket", bilginin nesnelliğini zedeleyen ya da eleştirel derinliği engelleyen bir unsur olmak zorunda değildir.
Ve aslında mesele, yapay zekânın gerçekliğin sertliğini taklit etmemesi değil; reel alanın, insani ve etik bir iletişim standardı olan nezaketten hızla uzaklaşmış olmasıdır!










