BESLENME, TAMAM VE GIDA TAKVİYELERİ!
Sağlık Bakanlığımız koronavirüsten korunma tedbirleri kapsamında Temizlik, Maske ve Mesafe yani TAMAM'a dikkat edilmesi gerektiğini vurgulamakta.
Dışarıda maruz kalacağımız virüse karşı hijyen ve mesafe ile temel adımı hallettikten sonra geliyoruz ikinci adıma. Beslenme!
Herkes bu süreçte sağlıklı beslenmenin öneminden bahsetmekte. Doğru bir beslenme sistemi ile bağışıklığımızı kuvvetlendirmek elbette mümkün.
Gelelim üçüncü adıma… Doğru gıda takviyesi kullanımı bağışıklığın kuvvetlenmesine destek olacak, genel sağlıklı olma haline katkı sağlayacaktır.
Bağışıklık sistemini desteklemede öne çıkan takviyelerden bazıları C vitamini, D vitamini, Omega-3 ve Probiyotik olarak sıralanabilir.
C VİTAMİNİ EŞİTTİR BAĞIŞIKLIK !
Kendimizi biraz kırgın hissettiğimizde genelde ilk elimizin gittiği takviye C vitamini oluyor değil mi? Belki bilmeden ezbere yapıyoruz ancak C vitamini antioksidan etkisi ile kansere karşı koruyuculuğu bulunmakta ve sağlığımızı korumakta. Ayrıca yaşlanma karşıtı etkisi de bonusu.
Diyetle nasıl alırım diye soracaklar için en bilinen kaynakları turunçgiller (mandalina, portakal, limon) olmasına karşın kivi, kuşburnu ve kırmızı biberde C vitamininin iyi kaynakları arasında.
C vitaminin günlük alınması gereken miktar sağlıklı yetişkinlerde 90 - 120 mg arasında. Tabi ki bu değer bireylerin ihtiyaçlarına göre de değişmekte.
Başta koronavirüs salgını akabinde de mevsimsel virüslerin baş gösterdiği içinde bulunduğumuz kış mevsiminde uzmanlarca C vitamini kullanımı gebe ve emziren bireylerde 500 mg'a kadar çıkarılabileceği de söylenmekte.
C vitamini kaynaklarını gün içerisinde yeteri kadar almak isterseniz kahvaltınızın yanına 1-2 mandalina koyabilir, ara öğünde 1 portakal tüketebilir, salatalarınıza kırmızı biber, yeşil biber, maydanoz gibi sebzeler ekleyebilir ve üzerine limon sıkabilirsiniz. Ayrıca hekiminiz uygun gördüğü takdirde ticari takviye formunu da kullanabilirsiniz.
DEPRESYONDAN D VİTAMİNİ İLE KORUNUN!
Pandemi süreci küresel düzeyde tüm dünyayı etkiledi. Sosyalliğimiz, yaşam düzenimiz ve rutinlerimizde yaptığımız bu ani değişiklik sebebiyle depresyon, anksiyete gibi durumlarda artış görüldüğü uzmanlarca söylenmekte.
D vitamini depresyonla ilişkilendirilen ve vücudumuz için oldukça faydalı bir vitamin, bağışıklık genlerini düzenleyen sistemin bir parçası!
En önemli kaynağı güneş ışığı olan D vitamini, kemik ve kas sistemini sağlamlaştırmakta aynı zamanda bağışıklık sistemini de güçlendirmekte. Hal böyle olunca pandemi sürecinde hastalığa yakalanmaktan korunmada D vitamini bize yardımcı olabilir. D vitamini düzeyleri ortalama 50 mg/ml aralığında olmalıdır. Ancak vücutta pasif halde bulunduğundan ve besinlerle az miktarda alınabildiğinden kan değerlerinizi düzenli olarak kontrol ettirip eksikliği veya yetersizliğinde önlem almak oldukça kıymetlidir.
D vitamini kaynakları süt ve süt ürünleri, ton balığı ve somon gibi soğuk su balıkları ve yumurta olarak bilinmektedir.
YAĞDAN GELEN SAĞLIK… OMEGA-3!
Depresyondan korunmaya yardımcı bir başka değerli isimde şüphesiz Omega-3. Ancak bu özelliği ile pek ön planda değil. Zira kan yağlarını düzenleyen, kalp damar sağlığı üzerinde oldukça etkili ve büyüme ve gelişmeyi desteklemesiyle bilinen omega-3 yağ asitleri bağışıklık sistemini desteklemeye yardımcı olmaktadır.
Omega-3 yağ asitleri vücut için gerekli olan ama vücudun üretemediği yağ asitleridir. EPA ve DHA olmak üzere 2 formu vardır.
Temel Omega-3 yağ asitleri alfa-linolenik asit, eikosapentaenoik asit (EPA) ve dokosaheksaenoik asit (DHA)'dır. Alfa-linoleik yağ asidi bitkisel kaynaklı olup ceviz, dereotu, semizotu, tere gibi besinlerde bulunurken, hayvansal kaynaklı olan EPA ve DHA sadece derin deniz balıkları, bazı algler ve balık yağı gibi balık ürünlerinde bulunmaktadır.
Eğer balık tüketmiyorsanız muhakkak omega-3 takviyesi kullanınız.
BAĞIRSAK DOSTU PROBİYOTİKLER!
Kullanılan antibiyotikler, doğal yaşamdan uzaklaşmak, özellikle stres gibi çevresel faktörler ve kötü beslenme bağırsak floramızda probiyotik miktarları giderek azalmasına neden olmaktadır. Probiyotiklerin azalması ise başta sindirim sağlığımız olmak üzere genel sağlığımızı olumsuz etkilemektedir.
Probiyotikler canlı mikroorganizmalardır ve bu mikroorganizmaların kullandığı, etkilerini arttırdığı sindirilmeyen maddelerdir. Probiyotik ve prebiyotikler vücudumuzda birlikte hareket ederek, sindirim sistemimizin sağlıklı çalışmasına yardımcı olup, immün fonkiyonları güçlendirir, karsinojenleri bağlayarak antitümor özellik gösterir, lipit emilimi engelleyerek kan lipitlerini azaltırlar.
Ayrıca ishal gibi bağırsak problemlerinde de oldukça etkindir.
Yoğurt, kefir, turşu ve boza gibi besinler zengin probiyotik kaynaklarıdır. Sarımsak, soğan, pırasa ve elma gibi besinler de prebiyotik kaynağına örnek verilebilir.
Gün içerisinde 1 su bardağı kefir ve 1 adet elma yiyerek günlük almanız gereken probiyotik ve prebiyoği karşılayabilirsiniz. Beslenmenizde bu besinlere düzenli olarak yer veremiyorsanız veya yeteri kadar probiyotik kaynağı alamadığınızı düşünüyorsanız gıda takviyesi kullanımını sizlere tavsiye edebilirim.
Sağlıcakla kalın.









