Op. Dr. Ufuk Askeroğlu Yazıları

Op. Dr. Ufuk Askeroğlu
Op. Dr. Ufuk Askeroğlu
Yazarın Profili
14.07.2026 14:46

GÖZ ALTINDAKİ GÖLGELERİN NEDENİ SADECE YORGUNLUK OLMAYABİLİR

Haber Detay Image

Yüzde yaşlanmaya bağlı değişikliklerin ilk ve en belirgin işaretleri genellikle göz çevresinde ortaya çıkar. Özellikle “tear trough deformity” olarak adlandırılan göz altı olukları, gözün iç köşesinden yanağa doğru uzanan derin ve gölgeli çizgiler şeklinde görülebilir.

Bu çizgiler, kişi yeterince dinlenmiş olsa bile yüz ifadesinin yorgun, yaşlı veya cansız görünmesine neden olabilir. Kapatıcılar ve kozmetik ürünler, cilt rengindeki farklılıkların görünümünü azaltabilse de yapısal çöküklüğü tamamen gizlemekte yetersiz kalabilir.

Peki, göz altındaki bu çökme neden meydana gelir ve yüzün genel ifadesini nasıl etkiler?

Göz altı çukurluğu neden oluşur?

Zamanla alt göz kapağının altındaki deri ve yumuşak dokular hacim ve esneklik kaybedebilir. Bu değişiklikler, göz altı bölgesinde belirgin bir çökmeye yol açarak bazı görünümleri beraberinde getirebilir:

  • Belirgin çizgiler: Göz kapağı ile yanak bölgesini birbirinden ayıran keskin ve dikkat çekici bir hat oluşabilir.
  • Gölgelenme: Çöküklüğün oluşturduğu gölgeler, gözlerin daha çukurda ve olduğundan daha koyu görünmesine neden olabilir.
  • Göz kapağı ile yanak arasındaki geçişin kaybı: Bu iki bölge arasındaki pürüzsüz geçiş zamanla belirginliğini kaybedebilir.
  • Elmacık kemiği bölgesinde hacim kaybı: Göz altındaki çöküklüğe, elmacık kemiği bölgesindeki gerilik veya hacim azalması da eşlik edebilir.

Bu deformitenin temelinde farklı anatomik ve biyolojik nedenler bulunabilir. Doğal yaşlanma süreciyle birlikte cildin elastikiyetini ve deri altı yağ dokusunu kaybetmesi, göz çevresindeki yağ yastıkçıklarının fıtıklaşarak aşağı doğru yer değiştirmesi, “orbicularis retaining ligament” adı verilen tutucu bağların gevşemesi ve yanak bölgesindeki hacim kaybı bu nedenler arasında yer alır.

Neden yalnızca yüzeysel uygulamalar yeterli olmayabilir?

Enjekte edilebilir dolgular veya implantlar gibi göz altı uygulamaları, uygun hastalarda bölgedeki hacim kaybının azaltılması ve çöküklüğün kamufle edilmesi amacıyla kullanılabilir.

Ancak göz altındaki görünüm yalnızca hacim kaybından kaynaklanmayabilir. Bağ dokularındaki gevşeme, göz çevresindeki yağ yastıkçıklarının yer değiştirmesi ve orta yüz dokularının aşağı doğru hareket etmesi de bu görünüm üzerinde etkili olabilir.

Bu nedenle tedavi planlanırken yalnızca cilt yüzeyindeki çöküklüğün değil, göz kapağı ile yanak arasındaki anatomik ilişkinin de değerlendirilmesi önem taşır. Yapısal değişikliklerin belirgin olduğu kişilerde cerrahi yöntemler de seçenekler arasında değerlendirilebilir.

Endoskopik göz altı onarımı nasıl uygulanır?

Göz altı çukurluğunun tedavisinde uygulanabilen yöntemlerden biri, “Endoscopic Tear Trough Correction” olarak da adlandırılan endoskopik göz altı onarımıdır.

Minimal invaziv cerrahi yöntemler arasında yer alan bu yaklaşımda, göz altındaki hacim kaybının hastanın kendi yağ dokusundan yararlanılarak giderilmesi amaçlanır. İşlemle birlikte göz kapağı ile yanak arasındaki belirgin geçişin azaltılması ve iki bölge arasında daha dengeli bir görünüm oluşturulması hedeflenir.

Endoskopik göz altı onarımı tek başına uygulanabileceği gibi endoskopik orta yüz germe işlemiyle eş zamanlı olarak da gerçekleştirilebilir. Hangi yöntemin uygulanacağı; kişinin yüz anatomisi, doku yapısı, yaşlanma bulguları ve beklentileri doğrultusunda belirlenir.

Kombine yaklaşımda neler hedeflenir?

Endoskopik göz altı onarımı ile orta yüz germe işleminin birlikte uygulanması durumunda göz çevresi ve yanak bölgesi bir bütün olarak değerlendirilir.

Bu yaklaşımda öne çıkan noktalar şunlardır:

  • Yapısal değerlendirme: Orta yüz ve yanak dokularının anatomik konumlarına doğru taşınması hedeflenirken, alt göz kapağındaki basamaklanma ve çöküklüğün azaltılması amaçlanır.
  • Kişinin kendi dokularının kullanılması: Göz altındaki hacim kaybının giderilmesinde hastanın kendi yağ dokusundan yararlanılabilir.
  • Kesilerin doğal alanlardan planlanması: Endoskopik cerrahide mikro kameralar yardımıyla çalışılır. Kesiler saçlı deri içerisinden veya doğal kıvrımlardan planlanabilir.
  • İyileşme süreci: Sosyal hayata dönüş süresi; uygulanan işlemin kapsamına, kişinin genel sağlık durumuna ve iyileşme özelliklerine göre değişebilir.

Her cerrahi işlemde olduğu gibi elde edilecek sonuçlar da kişinin anatomik yapısına, doku özelliklerine, uygulanan yöntemin kapsamına ve iyileşme sürecine bağlı olarak farklılık gösterebilir.

Göz altındaki gölgelerin değerlendirilmesi, yalnızca bölgedeki çöküklüğün doldurulmasıyla sınırlı değildir. Göz kapağı ile yanak arasındaki anatomik ilişkinin, orta yüz dokularının konumunun ve bölgedeki hacim dağılımının birlikte ele alınması gerekir.

Endoskopik yaklaşımlar, uygun hastalarda göz çevresi ve orta yüz bölgesindeki yapısal değişikliklerin düzenlenmesinde değerlendirilebilen cerrahi seçenekler arasında yer alır.

Yazarın Yazıları