Bitcoin, ekim ayının son haftasına 80 bin dolar seviyesinde yön arayarak giriyor. Birkaç hafta öncesine kadar yükselişin nereye kadar devam edebileceği konuşulurken bugün 80 bin doların korunup korunamayacağı tartışılıyor. ABD Merkez Bankası'nın (Fed) 28 Ekim'de açıklayacağı faiz kararı, ABD ile İran arasındaki gerilimin petrol fiyatlarına etkisi ve spot Bitcoin ETF'lerindeki sermaye hareketleri, kripto varlık piyasasında yılın son iki ayına ilişkin beklentileri şekillendiriyor.
Ekim ayı boyunca Bitcoin'de sert fiyat hareketleri gördük. Geçtiğimiz hafta 85 bin dolara yaklaşan Bitcoin, satışların hızlanmasıyla yeniden 80 bin doların altını test etti. 80 bin dolar seviyelerinde işlem gören Bitcoin'de toparlanma girişimleri henüz kalıcı bir yükselişe dönüşmüş değil. Özellikle ABD'den gelen ekonomik veriler, tahvil getirilerindeki hareketlilik ve kurumsal yatırımcıların değişen pozisyonları, fiyatlar üzerinde etkili olmaya devam ediyor.
Piyasaların önündeki ilk önemli gelişme Fed'in 27-28 Ekim tarihlerinde gerçekleştireceği toplantı. Eylül ayında politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75–4,00 aralığına yükselten Fed'in bu toplantıda faizleri sabit bırakması bekleniyor. Ancak yatırımcıların asıl odaklandığı konu faiz kararından çok, toplantı sonrasında verilecek mesajlar. Özellikle aralık ayına ve 2027 yılına ilişkin para politikası beklentileri, doların ve ABD tahvil getirilerinin seyrinde belirleyici olabilir.
ABD'de enflasyonun Fed'in yüzde 2'lik hedefinin üzerinde kalması, para politikasında hızlı bir gevşeme ihtimalini sınırlıyor. Faizlerin uzun süre yüksek seyretmesi, tahvil gibi faiz getirisi sağlayan yatırım araçlarını cazip tutarken Bitcoin dahil riskli varlıklara yönelen sermayeyi azaltabiliyor. Dolayısıyla faizlerin sabit bırakılması tek başına kripto varlık piyasasında yükseliş yaşanacağı anlamına gelmiyor. Fed'in enflasyon görünümüne ilişkin değerlendirmeleri ve gelecek dönem faiz politikasına yönelik mesajları, kararın kendisinden daha fazla önem taşıyabilir.
Fed'in işini zorlaştıran bir diğer gelişme ise Orta Doğu'da yaşanıyor. ABD ile İran arasındaki gerilimin yeniden yükselmesi, küresel enerji piyasalarında belirsizliği artırdı. Brent petrolün geçtiğimiz hafta 117 dolara kadar yükselmesinin ardından 115 dolar civarında işlem görmesi, jeopolitik risklerin enerji fiyatlarına etkisini gösteriyor. Özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki petrol taşımacılığına yönelik riskler, küresel arz konusunda endişelere neden oluyor.
Petrol fiyatlarındaki yükselişin Bitcoin üzerindeki etkisi ilk bakışta doğrudan görülmeyebilir. Ancak enerji maliyetlerindeki artış, üretimden taşımacılığa kadar birçok alanda fiyatları etkileyerek enflasyonla mücadeleyi zorlaştırıyor. Enflasyonun yüksek kalması ise Fed'in faizleri daha uzun süre mevcut seviyelerde tutmasına neden olabilir. Bu durumda küresel likidite koşullarının sıkı kalması, kripto varlık piyasasına yönelen sermayeyi de sınırlayabilir.
Bu nedenle Orta Doğu'daki gelişmeleri yalnızca jeopolitik bir risk olarak değerlendirmemek gerekiyor. Petrol fiyatlarından enflasyona, enflasyondan faiz politikasına uzanan süreç, Bitcoin'in önümüzdeki aylardaki performansını da etkileyebilir.
Kurumsal yatırımcıların hareketlerine baktığımızda da dalgalı bir tabloyla karşılaşıyoruz. ABD'deki spot Bitcoin ETF'lerine 19 Ekim'de yaklaşık 527 milyon dolar, 21 Ekim'de ise 525 milyon dolar net giriş gerçekleşti. Buna karşılık 22 Ekim'de yaklaşık 636 milyon dolarlık net çıkış yaşandı. Kısa süre içerisinde yüksek tutarlı girişlerin yerini çıkışların alması, kurumsal yatırımcıların da mevcut ekonomik koşullarda temkinli hareket ettiğini gösteriyor.
Ekim ayının geneline baktığımızda ise 1-22 Ekim döneminde spot Bitcoin ETF'lerinden yaklaşık 176 milyon dolarlık net çıkış gerçekleştiğini görüyoruz. Buna karşılık 19-22 Ekim arasındaki dört işlem gününde toplam 439 milyon dolarlık net giriş kaydedildi. Ay genelindeki çıkışlara rağmen son günlerde yeniden alımların görülmesi önemli. Ancak birkaç günlük hareketten yola çıkarak kurumsal talebin kalıcı biçimde güçlendiğini söylemek için henüz erken.
Burada günlük giriş ve çıkış rakamlarından çok sermaye hareketlerinin sürekliliğine bakılması gerektiğini düşünüyorum. Spot ETF'lerin piyasaya kazandırdığı kurumsal sermaye, Bitcoin'in son yıllardaki gelişiminde önemli rol oynadı. Ancak bu yatırımcıların kararları da faiz beklentilerinden, tahvil getirilerinden ve küresel ekonomik gelişmelerden etkileniyor. Kalıcı bir yükseliş için spot piyasadaki talebin güçlenmesi ve sermaye girişlerinin daha istikrarlı hale gelmesi gerekiyor.
Bitcoin'in teknik görünümünde ise 80 bin dolar seviyesi önemini koruyor. Son haftalarda birkaç kez test edilen bu bölge, kısa vadeli fiyat hareketleri açısından önemli bir referans noktası haline geldi. Aşağı yönlü hareketlerde 79 bin 400 dolar ve 78 bin 100 dolar seviyeleri ilk destek bölgeleri olarak izlenirken, satışların derinleşmesi halinde 75 bin dolar yeniden gündeme gelebilir. Yukarı yönlü hareketlerde ise 81 bin 200 dolar ve 82 bin 600 dolar seviyeleri ilk direnç noktaları arasında bulunuyor. Daha güçlü bir toparlanmadan söz edebilmek için Bitcoin'in yeniden 85 bin doların üzerine yerleşmesi gerekiyor.
Teknik göstergelerde de henüz belirgin bir güçlenme görülmüyor. Günlük göreceli güç endeksinin (RSI) 43 civarında bulunması, alım momentumunun sınırlı kaldığına işaret ediyor. Ancak Fed gibi önemli ekonomik kararların açıklandığı dönemlerde teknik seviyelerin kısa sürede aşılabildiğini unutmamak gerekiyor. Bu nedenle yalnızca destek ve direnç noktalarına bakarak piyasanın yönüne ilişkin kesin bir değerlendirme yapmak doğru olmaz.
Türev piyasalarda ise kaldıraçlı işlemlerin oluşturduğu risk devam ediyor. Kaldıraç kullanımının yoğunlaştığı dönemlerde fiyatlardaki sınırlı değişimler bile yüksek tutarlı tasfiyelere neden olabiliyor. Bu tasfiyeler satış baskısını artırarak fiyat hareketlerini daha sert hale getirebiliyor. Özellikle likiditenin zayıfladığı dönemlerde spot piyasadaki talep ile kaldıraçlı işlemlerin yarattığı hareketleri birbirinden ayırmak gerekiyor.
Önümüzdeki günlerde Fed kararının ardından açıklanacak ABD ekonomik verileri de yakından takip edilecek. 29 Ekim'de açıklanacak üçüncü çeyrek büyüme rakamları ve Fed'in enflasyon değerlendirmelerinde yakından izlediği kişisel tüketim harcamaları (PCE) verisi, yılın son toplantısına ilişkin beklentileri değiştirebilir. Enflasyonun yüksek kalması, sıkı para politikasının devam edeceği görüşünü güçlendirebilirken fiyat artışlarında yavaşlama görülmesi piyasalardaki baskının hafiflemesine katkı sağlayabilir.
Kripto varlık piyasasının son yıllarda geçirdiği değişim de bu gelişmelerin önemini artırıyor. Spot ETF'lerin devreye girmesi, kurumsal yatırımcıların artan katılımı ve geleneksel finans kuruluşlarının sektöre ilgisi, Bitcoin'in küresel finans piyasalarıyla ilişkisini güçlendirdi. Bu gelişmeler piyasaya yeni sermaye kanalları kazandırırken geleneksel piyasalarda yaşanan dalgalanmaların kripto varlıklara daha hızlı yansımasına da neden oluyor.
Bugün Bitcoin'in fiyat hareketlerini anlamak için yalnızca kripto varlık piyasasındaki gelişmeleri takip etmek yeterli değil. ABD'nin para politikası, doların seyri, tahvil getirileri, enerji fiyatları ve kurumsal sermaye hareketleri de aynı derecede önem taşıyor.
Ekim ayının son günlerinde Bitcoin için 80 bin doların korunması, yukarı yönlü hareketlerde ise 85 bin doların yeniden aşılması yakından izlenecek. Ancak kısa vadeli fiyat hareketlerinden daha fazla önem verdiğim konu, bu hareketlerin hangi koşullarda gerçekleştiği. Yalnızca kaldıraçlı işlemlerle desteklenen bir yükseliş ile spot piyasada artan talebin ve kurumsal sermaye girişlerinin desteklediği bir yükseliş arasında önemli fark bulunuyor.
Fed toplantısının ardından piyasalarda sert fiyat hareketleri yaşanabilir. Ancak ilk tepkiyi kalıcı bir yükseliş veya düşüş eğiliminin başlangıcı olarak değerlendirmekte acele edilmemeli. Açıklanacak ekonomik veriler, petrol fiyatlarının seyri ve kurumsal sermaye hareketleri, yılın geri kalanında Bitcoin'in yönü açısından belirleyici olacak.
Kripto varlık piyasasında artık yalnızca Bitcoin'in kaç dolar olduğu değil, o fiyatı hangi ekonomik koşulların oluşturduğu da önemli. Önümüzdeki dönemde fiyatların yönünü anlamak isteyen yatırımcıların gözünü yalnızca Bitcoin grafiklerine değil, Washington'dan gelecek açıklamalara, Orta Doğu'daki gelişmelere ve küresel sermaye hareketlerine de çevirmesi gerekecek.










