Her neye uzatıp elimizi değdirdiysek bozduk, bunda ihtilaf yok sanırım. Özellikle politik gündemlerimizden kendine yer bulamadığından konuşmaya ve hatırlamaya imkân bulamadık ama bugün 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü.
Günü var ama mücadelesi var mı o tartışılır.
Birleşmiş Milletlerin 2023-2025 tarih aralığında yaptığı araştırmalar ve geçen sene bu araştırmalara istinaden yayınlanan rapora göre su fakiri ülkelerden biri olmamıza az kaldı. Rapor 4 sene sonra su fakiri olma riskini ortaya koyuyor.
Bu sene yağmura doyduk evet. Su yağmur açısından bereketli bir yıl geçirdik. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün verililerine göre, ülkede ortalama metrekare başına düşen yağış miktarı bu yıl ortalama 650.9 mm olarak hesaplandı bunu 650.9 mm kilogram olarak düşünebilirsiniz.
Bu son 66 yılın rekoru olarak kayda geçti. Yıllarca yağışların normal seyrinde bu miktar, her yıl için 450 ile 500 mm arasında bir yerde olurdu.
Hatırlarsanız geçen sene yaşadığımız kuraklıkta ölçülen yağış miktarı 371 mm olarak ölçülmüştü ki bu sene yağış miktarı yüzde yetmiş beş aratarak bütün tabiat resetlenip canlandı, kendine geldi desek yeridir.
Barajlarımızda doluluk oranı maksimum seviyelere ulaşırken, mesela İstanbul’da bu doluluk yüzde 71’lere vardı.Ama tahmin edin bu doluluk İstanbul’un kaç günlük su ihtiyacını karşılıyor? Sadece 151 gün.
Elbette bu yağış miktarı hidroelektrik santrallerinin enerji üretimini de arttırdı. Hakeza tarım faaliyetlerine de can oldu ama bu tedbirsizliğimizi telafi etmeye yetmez. Kuraklık riskini ortadan kaldırmaz. Türkiye’nin yüzde 88 oranında çölleşme riskini bertaraf etmez.
OECD’nin 2019 yılında hazırladığı su stresi altındaki ülkeler listesine adaylığımız güçlü bir şekilde devam ediyor.
O listeye girmeyen su bolluğu yaşayan su huzurunda hayatını devam ettiren ülkelerde kişi başına düşen su miktarı 10 bin metreküpken, Türkiye’de kişi başına kaç metreküp su düşerse iyi? 1350 metreküp.
Bu rakam bin metreküpe düştüğünde su fakiri ülkeler listesine girmekten kaçamayacağız. İşte o zaman insanların yarısı, tarım arazilerinin de yüzde 80’i su sıkıntısı yaşamaya başlayacak.
Ne yapmalı? Dört yılda hangi tarım ve su politikalarıyla vaziyeti değiştirebiliriz bilmiyorum ama en azından bugün bu anlamlı günde çölleşme riski daha çok gündeme gelmeli daha çok konuşulmalıydı.









