Hani diyorum mümkün olsa başından sonuna kendinizi tasarlama imkanınız olsa ne çıkarırdınız ortaya?
Tamam saçlarınız döküldü, saç ektirdiniz, burnunuz büyüktü, törpülediniz, kulaklar kepçeydi toparladınız.
Göz altındaki torbaları aldırdınız, midenize kemer taktırdınız, kırışıklarınıza zehir enkete edip gerdirdiniz. Teninizin rengini, gözlerinizin şevkini değiştirdiniz.
İmkanı olsa anne babanızı bile değiştirmeye cüret edecekler bile vardır.
Yok benim dediğim bunların hiç biri değil.
Neymiş: Bilim insanları insan embriyosunu düzenlemeyi başarmış.
Afedersiniz ama iyi halt etmiş.
Zaten her anlamda tektipleşen küresel ölçekte bir toplumda yaşıyoruz. Her ne kadar görecelidir diye lakırdısını eksik etmesek de bize empoze edilen güzellik ölçülerine sığmak için yapmadığımız kalmadı.
Hatta öyle ki artık estetik müdahalelerle dönüştüğümüz tiplerimize hiç mi hiç benzemiyor artık çocuklarımız.
İşte tam burada süper kahraman bilim insanlarımız imdadımıza yetişti. Değişip, başka bir şeye mi dönüştünüz. Çaresi var artık. Dönüştüğünüz şeyin özelliklerini doğuracağınız çocukların emriyolarına uyguladık mı sorun yok.
Düşünsenize artık Hitler gibi sapık tiplerin üstün bir ırk için insanları katletmesine gerek kalmaya vvak artık, doğrudan bebekleri mükemmel bir şekilde tasarlayıp üstün bir nesil yaratacaklar.
Estetikçiler ekmeğinden olacak diyenler var. Hiç sanmıyorum. Çünkü kimse yine kendini beğenmeyecek yeni bir ben yaratamaya çalışacak. Hatta öyle bir zaman olacak ki insanlar o minicik dik burunlarını kemerli devasa burunlara dönüştürmeye çalacak kapılarını.
Sanırım Nazan Bekiroğlu demişti: Kusurum kimliğimdir.
Bu söz kimliksizleştirildiğimizin endişesini doğurdu bende, tanım gereği herkes kusurundan kurtulmaya kaçmaya çalışıyor ve fiziksel anlamda başarıyor da.
Organik ve inorganik bebekler ayrımı başlıyor. Ve emin olun tıpkı gıdalarda olduğu gibi bir dönem gelecek ki organik bebekler daha revaçta olacak.
İnsan neyi dönüştürdü de pişman olmadı ki?









