Muhammed Furkan Güneş

Olmadı bu

18.01.2026 23:15
Haber Detay Image

Yıllardır toparlanamayan bir ülke. Önce Esad yönetiminin baskı ve katliamlarıyla 13 yıl süren iç savaş sonunda toplam 600 binden fazla insanın öldüğü ve 6 milyon 500 bin insanın da yerinden edildiği biliniyor.

13 yıl süren iç savaş sonrası devrilen Beşar Esad, kaçtığı Rusya'da ailesiyle Suriye'den çaldığı zenginlikle sefasını sürerken, Suriye'de kendinden sonra Amerika ve Türkiye'nin kontrolündeki Arapların Şara hükümeti ile Kürtler arasında olası yeni bir iç savaşın hala eşiğindeyiz.

Etnik grupların nüfus dağılımına baktığımızda, sivil kaynaklardan edinilen bilgilere göre; ülkenin yüzde 70'lik kısmını oluşturan Araplar 18 milyonluk bir nüfusu sahipken, Kürtler ise toplamın yüzde 17'si kadar yani yaklaşık 4 milyonluk bir nüfusa sahipler.

18 milyonluk Arap toplumun ki yönetimi elinde tutuyor, devletin bütün ideolojik ve silahlı baskı aygıtlarına sahipler, daha önce de özellikle Kobani'de Kürtlerle savaşıp onlara yenik düşmüş, bundandır ki hala kin bileyen, silahlı ve artık uluslararası kamuoyunda meşru bir devletin meşru askerleri olarak Kürtlere neler yapabileceklerini varın siz düşünün.

Yanı başımızda, özellikle etnik kimliği bizim haklardan bir kısmıyla ortak bir millete dönük yapılacak yeni bir katliamın olası sonuçlarından korunmak pek mümkün görünmüyor.

Suriye'de Araplar ve Kürtler arasında olası bir çatışma ve katliamın ilk ve en büyük kurbanı; yıllardır özlemini duyduğumuz ve kazanmanın eşiğine geldiğimiz Barış olacaktır.

Bundan korunmak, kaçınmak ve binlerce insanın daha ölümüne mani olmak için daha aklıselim ve daha ince düşünülmüş bir dış politika gerektirdiğini söylemeye hacet var mı?

Suriye Hükümetinin başı Şara, Kürtlere yeni haklar tanındığını, Kürtlerin Suriye toplumunun ayrılmaz kurucu unsurlarından biri olduğunu, Kürtçeye ulusal dil statüsü ile eğitimde önünü açacaklarını açıkladı.

Şara, bu taahhütlerde bulunurken ne gariptir ki bizim buradan yapılan açıklamalarla Suriye'yi üniter bir şablona oturmaya ve Kürtçeyi ulusal dil mertebesinden sadece okullarda seçmeli ders sığlığına çekmeye çalışmak barışa mı yoksa yıllardır süren gerilime mi hizmet eder.

Ne diyor Bahçeli: Kürtçenin seçmeli ders olarak eğitim sistemine girmesi..

Oysa ki Şara ne diyor: Kürtçenin ulusal dillerinden biri olduğunu söylüyor.

En garip ve hazmedilemez olanı da şu ki Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, bir basın toplantısında: Suriye ordusunun Halep'te 8 Ocak'ta başlattığı operasyonun memnuniyetle karşılandığını söyledi.

O kadar mı yani, itidal çağrısı varken, barışa davet varken, oradaki savaş ve gerilimin buradaki barışımızı da kurban alacağını söylemek varken, iki etnik grup arasındaki operasyonu memnuniyetle karşılıyor.

Oldu mu şimdi...?

Yazarın Tüm Yazıları