Bitlis Hizan Balı: NATO Zirvesi Sofralarından Dünyaya Açılan Tatlı Miras
Bazı ürünler sadece bir coğrafyanın değil, bir milletin hafızasını taşır. Bitlis’in Hizan ilçesinde geleneksel yöntemlerle üretilen coğrafi işaretli karakovan balı da bunlardan biridir. Bu değerin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında dünya liderleri onuruna verilen resmi akşam yemeğinde yer alması, yalnızca Bitlis için değil, Türk gastronomisi adına da gurur verici bir gelişme oldu. Hizan Karakovan Balı, zirvenin başlangıç menüsünde Trabzon tereyağı ile birlikte misafirlere sunuldu ve Türkiye’nin coğrafi işaretli ürünlerinin uluslararası vitrine taşınmasına önemli katkı sağladı.
Bu sofrada yalnızca bal servis edilmedi; Anadolu’nun binlerce yıllık üretim kültürü, doğası ve emeği de dünyaya sunuldu. NATO Zirvesi’nde Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, Fransa, Almanya, İtalya ve diğer müttefik ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarının ağırlandığı bu organizasyonda, yerel bir ürünün böylesine prestijli bir sofrada yer alması Türkiye’nin gastronomi diplomasisi açısından da önemli bir adımdı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uluslararası organizasyonlarda Türkiye’nin coğrafi işaretli ürünlerini ön plana çıkaran yaklaşımı sayesinde Hizan Karakovan Balı gibi yerel değerler milyonlarca insanın dikkatini çekme fırsatı buldu. Bu gelişme, Bitlisli üreticilerin de gururla karşıladığı bir başarı olarak değerlendirildi.
Bu haber beni ayrıca kişisel olarak da heyecanlandırdı. Çünkü ben Bitlisli bir şef olarak, NATO Zirvesi’nden kısa süre önce gerçekleştirdiğimiz Chef’s Table deneyiminde Mezopotamya’nın en eski tatlılarından biri olarak kabul edilen Mersu yorumumda yine Hizan Karakovan Balı’nı kullanmıştım. Benim için bu seçim yalnızca bir lezzet tercihi değildi; doğduğum toprakların en kıymetli ürünlerinden birini binlerce yıllık bir tarifle buluşturma arzusuydu.
Gastronomi artık sadece yemek pişirmek değildir. Ürünü tanımak, üreticiyi görünür kılmak ve o ürünün hikâyesini dünyaya anlatabilmektir. Dünyanın en önemli şeflerinden biri olarak gösterilen Fatih Tutak’ın mutfak anlayışında da beni etkileyen nokta tam olarak budur. Yerel ürünü merkeze koymak, onu çağdaş tekniklerle yorumlamak ve ait olduğu kültürü tabakta yaşatmak…
Ben de kendi mutfak yolculuğumda aynı düşünceyi benimsiyorum. Antik tabletlerden ilham alan tarifleri hazırlarken de, Bitlis’in Hizan balını seçerken de amacım yalnızca lezzet üretmek değil; bu toprakların hikâyesini anlatmak.
Çünkü bazen bir ülke, kendisini en güçlü şekilde bir konuşmayla değil; bir kaşık bal, bir tabak yemek ve binlerce yıllık bir kültür mirasıyla dünyaya anlatır.
Hizan Karakovan Balı artık sadece Bitlis’in değil, Türkiye’nin dünyaya açılan en tatlı miraslarından biridir.










