"Öztürk Serengil'den Nevzat Yalçıntaş'a: Hocam Libya'dan paraları aldık. Biraz da size vereyim"
1970’li yıllar, Türkiye ile Libya arasındaki ilişkilerin hem ekonomik hem de kültürel anlamda en hareketli olduğu dönemlerden biriydi. Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Türkiye’ye uygulanan ambargoyu gelen Muammer Kaddafi yönetimi, ülkede büyük bir inşaat ve kalkınma hamlesi başlatmış, binlerce Türk müteahhit ve işçisini Libya’ya davet etmişti. Bu siyasi ve ekonomik rüzgar, dönemin entelektüelleri kadar Türk sinema ve sahne dünyasının en nevi şahsına münhasır figürlerini de girdabına çekti. Bu figürlerin başında ise hiç kuşkusuz ünlü aktör ve şovmen Öztürk Serengil geliyordu.
Dönemin iktisat profesörü, aydını ve daha sonra siyaset sahnesinde de önemli roller üstlenecek olan Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, Türkiye’nin dış ilişkileri ve özellikle İslam coğrafyasıyla olan bağları üzerine derin kafa yoran bir isimdi. Ancak Yalçıntaş, Libya için sadece akademik bir figür değil, bizzat Libya lideri Muammer Kaddafi’nin de çok yakın bir dostuydu. İkilinin bu köklü dostluğu, iki ülke arasındaki diplomatik ve ekonomik köprülerin kurulmasında tarihi bir misyon üstlenecekti.
Türk-Libya Dostluk Derneği ve Türk Müteahhitlerin Dünyaya Açılışı
İki ülke arasındaki ilişkilerin zirveye ulaştığı 1970'li yılların ikinci yarısında, Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş’ın öncülüğünde kurulan Türk-Libya Dostluk Derneği, bu güçlü diplomatik bağları resmi ve kurumsal bir yapıya kavuşturdu. Yalçıntaş'ın başkanlığını yürüttüğü bu dernek, sadece kültürel bir bağ kurmakla kalmadı; Türk iş dünyası için adeta küresel bir dönüm noktası oldu.
Yalçıntaş, dernek vasıtasıyla Kaddafi ile olan yakın dostluğunu ve nüfuzunu kullanarak Türk müteahhitlerinin Libya'daki milyarlarca dolarlık altyapı, konut ve inşaat ihalelerini almasını sağladı. O dönem iç piyasaya sıkışmış olan Türk inşaat sektörü, Türk-Libya Dostluk Derneği'nin açtığı bu kapı sayesinde ilk kez uluslararası arenasna adım attı. Libya'da rüştünü ispat eden Türk müteahhitleri, buradan kazandıkları tecrübe ve sermaye ile daha sonra Orta Doğu, Rusya ve tüm dünyaya açılarak küresel bir güç haline geldiler. Derneğin bu dönemdeki faaliyetleri ve iki ülke ilişkilerine katkıları, 1980 yılında dernek tarafından yayımlanan kapsamlı bir eserle de kayıt altına alındı.
Yeşilköy Havaalanı’nda Sürpriz Karşılaşma
Nevzat Yalçıntaş'ın koruması altındaki bu rüzgar, sahne dünyasını da Trablus'a çekmişti. Öztürk Serengil de Kaddafi'nin sağ kolu Abdüsselam Callud’un davetiyle Libya’ya giderek Türk işçilerine yönelik büyük bir gazino ve eğlence işletmesi kurmuştu. İşlerin iyi gittiği, paranın adeta su gibi aktığı bu dönemin dönüşlerinden birinde, Yeşilköy Havaalanı'nda Türk basın ve siyaset tarihine geçecek nitelikte bir olay yaşandı.
O günlerde havaalanında bulunan Nevzat Yalçıntaş, bavullarıyla ve etrafına saçtığı neşeyle dikkat çeken Öztürk Serengil ile karşılaşır. Ancak Serengil’in elinde sadece valizler değil, adeta bir kucak dolusu nakit para vardır. Merhum hocamızın bizzat bana anlattığı bu tarihi karşılaşmada; Serengil, karşısında Kaddafi'nin yakın dostu ve bölgenin en etkili ismi olan Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş’ı görünce kendine has üslubuyla hemen yanına adımlar.
Yalçıntaş’ın şaşkın bakışları arasında Serengil, elindeki paraları göstererek tarihe geçecek ve bu makaleye de adını veren şu cümleleri kurar:
"Hocam, Kaddafi’den paraları aldık. Bak, bir kucak dolusu para... İsterseniz size de biraz vereyim, lazım olur!"
Yalçıntaş, bu teklif karşısında Serengil’in bu uçarı, hesapsız ve cömert tavrına tebessüm ederken, bu dostluğun ilerleyen günlerde çok daha hayati bir boyuta taşınacağından henüz habersizdir.
Kaddafi'nin Zindanlarından Yalçıntaş'ın Diplomasisine
Libya ile olan bu "paralı ve neşeli" ilişki, Öztürk Serengil için her zaman böyle gitmedi. Kaddafi yönetiminin öngörülemez siyasi hamleleri ve ülkede esen ajanlık paranoyaları neticesinde Serengil, haksız bir iftiraya uğrayarak apar topar tutuklandı ve Libya cezaevine atıldı.
Yeşilköy Havaalanı’nda paraları cömertçe saçan o neşeli adam, bir anda hak ve hukukun sadece Kaddafi’nin iki dudağı arasında olduğu Trablus hücrelerinde zorlu günler geçirmeye başladı. Serengil’in eşi Nevin Serengil, çaresizce Türkiye'de çalmadık kapı bırakmadı. Bu noktada devreye giren isimlerden biri, yine Türk-Libya Dostluk Derneği Başkanı Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş oldu.
Yalçıntaş, Muammer Kaddafi ile olan doğrudan ve samimi dostluğunu devreye soktu. Resmi kanalların tıkandığı yerlerde Yalçıntaş'ın yürüttüğü özel diplomasi ve Kaddafi nezdindeki ağırlığı, Serengil üzerindeki baskının hafiflemesinde ve cezaevinden çıkış sürecinin hızlanmasında son derece etkili oldu. Yalçıntaş'ın açtığı bu diplomatik koridor ve zemin sayesinde, Serengil nihayet özgürlüğüne kavuşarak bir şilep vasıtasıyla Türkiye’ye sağ salim kaçırılabildi.
Sonuç
Öztürk Serengil’in Nevzat Yalçıntaş ile kesişen hikayesi, sadece Yeşilköy'deki esprili bir nakit para diyaloğundan ibaret değildir. Bu ilişki; arka planında Türk müteahhitlerini dünyaya açan devasa bir ekonomik hamleyi, 1970'lerin ikinci yarısında kurulan Türk-Libya Dostluk Derneği'nin kurumsal gücünü ve Nevzat Yalçıntaş'ın Kaddafi nezdindeki hatırı sayesinde bir sanatçının zindandan kurtarılış öyküsünü barındıran, yakın tarihimizin en çok katmanlı ve çarpıcı vesikalarından biridir.
Öztürk Serengil, Nevzat Yalçıntaş, Muammer Kaddafi, Türk-Libya Dostluk Derneği, Yeşilköy Havaalanı, Libya zindanları, Türk müteahhitler.









