Türkiye'nin Afrika'daki barış çabaları kıtanın farklı bölgelerinde öne çıkıyor

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
Türkiye'nin Afrika'daki barış çabaları kıtanın farklı bölgelerinde öne çıkıyor
Güncelleme:
+18 sitede yayında
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

- AKEM Araştırmacısı Dr. Alioune Aboutalib Lo: "Türkiye'nin avantajı, bir çatışmada yer alan bütün taraflarla konuşabilmesi" Sudanlı akademisyen Dr. Tarık Nur: "Türkiye'nin Afrika'daki rolünü, bir taraf adına çözüm üretmekten ziyade tarafların kendi çözümlerini geliştirmelerine yardımcı olan bir kolaylaştırıcılık modeli olarak değerlendirmek daha isabetli"

Türkiye'nin Afrika'da arabuluculuk ve diplomasi başta olmak üzere insani yardım, kalkınma ve kapasite geliştirme alanlarında yürüttüğü çalışmalar, kıtanın farklı bölgelerindeki barış ve istikrar süreçlerine katkı sunuyor.

Türkiye, 2005'te Afrika Birliği (AfB) nezdinde gözlemci statüsü elde ederken, 2008'de kıtanın stratejik ortağı ilan edildi. Barış ve güvenlik de Türkiye-Afrika ortaklığının öncelikli işbirliği alanları arasında yer alıyor.

21 Eylül Uluslararası Barış Günü dolayısıyla AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Afrika Koordinasyon ve Eğitim Merkezi (AKEM) Araştırmacısı Dr. Alioune Aboutalib Lo ile Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Öğretim Üyesi Sudanlı akademisyen Dr. Tarık Nur, Türkiye'nin kıtadaki barış ve istikrara yönelik çalışmalarını değerlendirdi.

Lo, barışın teşviki ve arabuluculuğun son 20 yılda Türkiye'nin Afrika politikasının önemli unsurlarından biri haline geldiğini belirterek, Ankara'nın kıtada hem çok taraflı hem de ikili düzeyde çeşitli süreçlerde yer aldığını söyledi.

Türkiye'nin Birleşmiş Milletler (BM) bünyesindeki girişimler kapsamında Sierra Leone'deki barış faaliyetlerinin yanı sıra Birleşmiş Milletler Orta Afrika Cumhuriyeti Çok Boyutlu Entegre İstikrar Misyonu (MINUSCA) ve Birleşmiş Milletler Kongo Demokratik Cumhuriyeti İstikrar Misyonuna (MONUSCO) katkı sunduğuna dikkati çeken Lo, ikili düzeyde ise diplomasisini anlaşmazlık yaşayan tarafları yakınlaştırmak için kullandığını ifade etti.

Lo, Somali ile Etiyopya arasındaki Ankara Süreci'nin bunun en somut örneklerinden olduğunu belirterek, Türkiye'nin ayrıca Somali ile Somaliland arasındaki görüşmelerde kolaylaştırıcılık yaptığını, Libya dosyasında rol üstlendiğini ve Etiyopya ile Mısır arasındaki Nil suları anlaşmazlığı konusunda diplomatik girişimlerde bulunduğunu anlattı.

Türkiye'nin Afrika ülkeleriyle yıllar içinde geliştirdiği ilişkilerin Ankara'ya farklı taraflarla görüşebilme imkanı sağladığını vurgulayan Lo, "Türkiye'nin avantajı, bir çatışmada yer alan bütün taraflarla konuşabilmesi." dedi.

Lo, Türkiye'nin kıtada güçlendirdiği ikili ilişkiler sayesinde farklı aktörler arasında diyaloğu başlatabilecek bir konum elde ettiğini ve arabuluculuğu diplomatik araçlarından biri haline getirdiğini söyledi.

Somali-Etiyopya sürecinde ikili ilişkiler etkili oldu

Somali ile Etiyopya arasındaki anlaşmazlığa değinen Lo, Türkiye'nin her iki ülkeyle sahip olduğu siyasi, diplomatik ve ekonomik ilişkilerin tarafların Ankara'da bir araya getirilmesinde etkili olduğunu belirtti.

Türkiye'nin kolaylaştırıcılığında Temmuz 2024'te başlayan görüşmeler, 11 Aralık 2024'te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde kabul edilen Ankara Bildirisi'yle sonuçlandı. Somali ve Etiyopya, birbirlerinin egemenliği, birliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne saygılarını teyit etti.

Batı Afrika ve Sahel'de güvenlik sorunu

Batı Afrika ve Sahel'deki duruma ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Lo, bölgenin barış ve güvenlik açısından giderek daha karmaşık hale geldiğini ve terörün bölge ülkelerinin karşı karşıya bulunduğu temel sorunlardan biri olduğunu söyledi.

Türkiye'nin bölge ülkeleriyle ilişkilerinin son yıllarda güçlendiğine işaret eden Lo, Ankara'nın Batı Afrika ülkelerinin yanı sıra Sahel Devletleri İttifakı (AES) ülkeleriyle de ilişkilerini geliştirdiğini anlattı.

Lo, Türkiye'nin bölgedeki rolünün diplomatik ve ekonomik ilişkilerin yanı sıra güvenlik alanına da uzandığını, bazı Sahel ülkelerinin terörle mücadele kapasitesinin geliştirilmesinde Türk savunma sanayi ürünlerinden yararlandığını ifade etti.

"Barış yalnızca ateşkesle sınırlı görülmemeli"

Sudanlı akademisyen Nur ise Türkiye'nin Afrika'daki barış çabalarının yalnızca klasik arabuluculuk faaliyetleri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, diplomasi, kalkınma işbirliği, insani yardım, eğitim ve kurumsal kapasitenin geliştirilmesinin de uzun vadeli barışın parçaları olduğunu söyledi.

Somali'yi Türkiye'nin çok boyutlu yaklaşımının en belirgin örneklerinden biri olarak gösteren Nur, Ankara Süreci'nin de Türkiye'nin doğrudan kolaylaştırıcılık kapasitesini ortaya koyduğunu vurguladı.

Nur, "Türkiye'nin Afrika'daki rolünü, bir taraf adına çözüm üretmekten ziyade tarafların kendi çözümlerini geliştirmelerine yardımcı olan bir kolaylaştırıcılık modeli olarak değerlendirmek daha isabetli." dedi.

Ülkesinde devam eden savaşa ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Nur, Türkiye'nin Sudan'da diplomatik alan oluşturulması, insani yardımların ulaştırılması ve Sudanlı tarafların üzerinde uzlaşabileceği kapsayıcı bir siyasi sürecin desteklenmesinde rol oynayabileceğini belirtti.

Türkiye'nin AfB, Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD), BM ve Sudan'ın komşularıyla koordineli hareket etmesinin daha etkili sonuçlar doğurabileceğine dikkati çeken Nur, "Barış yalnızca ateşkesle sınırlı görülmemeli." ifadelerini kullandı.

Nur, savaş sonrasında Sudan'daki devlet kurumlarının, üniversitelerin, eğitim ve sağlık altyapısının yeniden işler hale getirilmesinin sürdürülebilir barış açısından önem taşıdığını vurguladı.

Türkiye'nin Afrika'nın kendi barış mekanizmalarıyla koordinasyonunu artırabileceğini belirten Nur, çatışma sonrası yeniden yapılanma ve insan kaynağının geliştirilmesinin de gelecek dönemde Türkiye'nin kıtadaki barış süreçlerine katkı sağlayabileceği alanlar arasında bulunduğunu kaydetti.

Kaynak: AA
Haberler.com
2000

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.