Risk sarmalından çete kıskacına: Çocukları suçtan koruyacak erken müdahale stratejileri

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Psikolog Dr. Ufuk Sarıgül, çocukların suça sürüklenmesine zemin hazırlayan faktörleri ve çocuk çetelerinin bu sürece etkisini AA Analiz için kaleme aldı.

Psikolog Dr. Ufuk Sarıgül, çocukların suça sürüklenmesine zemin hazırlayan faktörleri ve çocuk çetelerinin bu sürece etkisini AA Analiz için kaleme aldı.

***

Türkiye'de 2010 yılında 83 bin 393 olan suça sürüklenen çocuk sayısı 2024 yılında yüzde 143'lük artışla 202 bin 800 olmuştur (TÜİK, 2025). Çocukların suça sürüklenme sürecinde çok boyutlu risk faktörlerinin varlığından bahsedebiliriz. Suça sürüklenme sürecini risk faktörlerinin birikimsel etkisiyle ve bu risklere maruz kalma düzeyiyle yani 'Doz-Maruziyet' perspektifiyle açıklayabiliriz. Yüksek dozda ve kronik risk faktörlerine maruz kalan, aynı zamanda suç olaylarıyla sıklıkla karşılaşan çocuklarda suça sürüklenme riski belirgin biçimde artmaktadır. Bu süreçte karar verme, davranışın olası sonuçlarını öngörme işlevlerini yürüten; tıpkı 'İçsel bir Fren Mekanizması' gibi çalışan prefrontal korteksin işlevleri zayıflayabilmekte, yerini hazza dayalı, dürtüsel ve saldırgan davranışlar alabilmektedir.

-Risk faktörleri

Aile dinamikleri, suça sürüklenme sürecinde etkili olan başlıca risk faktörlerindendir. Aile içi şiddet, ihmalkar-ilgisiz-denetimsiz ebeveynlik stili, aile bütünlüğünün bozulması, ebeveynlerden birinin ya da her ikisinin birden cezaevinde olması gibi süreçler, çocukların suça sürüklenmesini kolaylaştırabilmektedir.

Akran etkisi de çocukların suça sürüklenmesinde etkili olan en belirgin faktörler arasında yer almaktadır. Yapılan araştırmaların önemli bir kısmında suça sürüklenen çocukların etraflarında en az bir kere suça sürüklenen bir akran grubunun olduğu, alkol ve madde kullanım sorunları ile okul disiplin sorunlarının var olduğu görülmektedir. Okulda ya da sosyal çevresinde suça sürüklenmiş bir akranı olan çocuğun suça sürüklenme oranı diğerleriyle kıyaslandığında 10 kat artabilmektedir.

Okul, özellikle dezavantajlı topluluklar için pozitif sosyalleşme ve toplumsal yaşama uyum becerilerinin edinildiği temel alanlardan biridir. Bu bakımdan okul, çocuklar için işlevsel olarak yapılandırılmış bir ortamdır. Ancak okul disiplin sorunları, devamsızlık ve nihayetinde okul terki, çocukların suça sürüklenmesi sürecinin en belirleyici kriterlerini oluşturmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından 2025 yılında yayınlanan istatistikler baz alındığında 611 bin 612 çocuğun örgün eğitim dışında olduğu anlaşılmaktadır. Çocukların okul iklimi içerisinde kalması ve pozitif sosyal kimlik inşasında okul sürecinin önemini anlamak adına başlı başına bu istatistikler bile son derece önemli veriler sunmaktadır.

Dijital oyun istatistikleri, 6-15 yaş aralığındaki çocukların yüzde 74'ünün dijital oyun oynadığını ve bu çocukların da yüzde 98'inin oyunları düzenli olarak oynadıklarını göstermektedir. Cezaevinde tutuklu bulunan çocuklarla yapılan çalışmalarda ise tutuklanma öncesinde haftalık medya kullanım süresi 34-39 saat olduğu, bu sürenin kontrol grubunda ortalama 15 saatle sınırlı kaldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle dijital mecralar, riskli davranışların hızla ortaya çıktığı ve yayıldığı sonrasında fiziksel ortama taşındığı, fiziksel ortamdan da dijitale taşındığı 'Hibrit Şiddet Ekosistemi'ni oluşturmaktadır.

-Fiziksel tuzaktan psikolojik ağlara: Çeteler

Daha önce bahsedilen risk faktörlerinin varlığı, çetelerin çocukları kazanmalarını önemli ölçüde kolaylaştırmaktadır. Çeteler, suç örgütleri olarak şifreli haberleşme ile teknik takip yöntemlerini kullanarak çete üyesi çocukları kontrol altında tutmakta ve faaliyetlerini organize etmektedir. Çeteler, yeni üyelerini kazanırken 'Çin Parmak Tuzağı' oyununa benzer bir taktik kullanmaktadır. Bu oyunda parmakların içeriye doğru rahatlıkla yerleştirilmesi, çete üyeliğine girişte olduğu gibi cazip ve kolaydır. Ancak bir kişi çeteden çıkmak istediğinde durum değişir. Parmaklar geri çekilmek istendikçe tuzak daha da sıkılaşır; çete üyeliğinden çıkmaya çalışan kişi de benzer şekilde baskı, tehdit ve şiddetle karşılaşır. Çete üyeliğinden çıkma-kaçma çabası arttıkça, çıkış daha da zorlaşır. Çocukların çetelere dahil olmasında madde kullanımını özendiren rap şarkıları, diziler ve şiddet içerikli sanal oyunlar çocuklarda cazip bir yaşam tarzı algısı oluşturmaktadır. Çetelere eleman temininde sokaklar, mahalleler ile sosyal medya ve sanal oyunlar, tıpkı şirketlerin insan kaynakları departmanları gibi işlev görmekte; suça sürüklenme riski yüksek olan çocuklar şan, şöhret, itibar, para, uyuşturucu madde ve lüks yaşam vaatleriyle 'oltalama' yöntemi ile çete üyeliğine devşirilmektedir.

Çeteler, çocukları yalnızca fiziksel olarak tuzağa çekmekle kalmaz aynı zamanda etraflarında psikolojik bir ağ örerler. Çete üyeliğinin birey için taşıdığı önem, aidiyet ve bağ kurma ihtiyacını karşılaması üzerinden temel psikolojik ihtiyaçları hedef almakta ve suç davranışlarının kutsallaştırılmasını beraberinde getirebilmektedir. Bu anlam çerçevesi, çeteye bağlılığı artırırken ahlaki normların askıya alınmasını meşrulaştırmaktadır. Çetenin kuralları ve lider söylemleri, suç davranışını kişisel bir tercih olmaktan çıkararak gruba karşı bir sorumluluk olarak yeniden tanımlamaktadır. Bu süreçte çocuk, çete adına gerçekleştirdiği feda eylemleriyle sözde "dava"ya olan sadakatini pekiştirmektedir. Böylece çocuk, kendi iradesinden, sınırlarından ve bireysel ahlaki sorumluluğundan uzaklaşarak çetenin kimliği içinde erimekte; suçu, "haklı bir mücadele uğruna kendini feda etme" davranışı olarak deneyimleyen sadık bir çete üyesine dönüşmektedir.

-Çözüm önerileri

Onarıcı adalet sistemine dair mekanizmalar daha da geliştirilmeli ve çocuğun üstün yararı ilkesi esas alınmalıdır. Çocuklar için ceza, çoğu zaman çeteye olan bağlılığı pekiştirebilmektedir. Bu nedenle çocukların çetelerden kopuşunu sağlamak adına güvenli çıkış mekanizmaları inşa edilmesi faydalı olacaktır. Bu kapsamda risk altındaki çocukları ve aileleri erken tespit etmek için erken müdahale sistemlerinin geliştirilmeye öncelik verilmelidir. Aile ve okul işbirliğinde ebeveynlik becerileri ve eğitim desteği sağlanmalıdır. Çocuklara problem çözme ve sosyal beceriler kazandırmak amacıyla 'çabalı kontrol beceri eğitimleri' düzenlenebilir.

Bu noktada semt semt mahalle mahalle risk faktörleri belirlenmeli ve suça sürüklenmeyi önleyici müdahalelerle toplumsal kalkınma politikaları öncelenebilir. Bu amaçlar doğrultusunda kurumsal işbirliği mekanizmaları geliştirilmelidir. Bu müdahalelerle mümkün olan en erken yaşlarda çocuklara ulaşılması mümkün olabilir. Sonuç olarak tüm bu süreçte erken çocukluk döneminden başlayan, okul terki riski olan veya şiddet mağduru çocukların tespitini mümkün kılan mekanizmaların bütüncül bakış açısıyla tesis edilmesi, çeteyle etkin mücadelede başvurulması gereken birincil yöntem olarak ifade edilebilir.

[Dr. Ufuk Sarıgül, Psikologdur.]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: AA / Dr. Ufuk Sarıgül - Güncel
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.