Depremde 125 kişiye mezar olan İskenderun Devlet Hastanesi için bilirkişi raporu çıktı! 'Göçme riskine rağmen kullanıldı'
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
6 Şubat depremlerinde A Blok'u yıkılan ve 125 kişinin hayatını kaybettiği İskenderun Devlet Hastanesi'ne ilişkin 3 yıl 8 aydır süren soruşturmada bilirkişi raporu dosyaya girdi. Raporda, binanın 2012'de 'göçme durumu' tespit edilmesine rağmen kullanılmaya devam edildiği belirtildi; yapı sahibi SSK, yapı sorumlusu ve kullanıma izin veren kurum yetkilileri 'asli kusurlu' bulundu.
- İskenderun Devlet Hastanesi A Blok için 2012'de 'göçme durumu' performans düzeyinde olduğuna dair rapor bulunmasına rağmen binanın kullanımına devam edildiği bilirkişi raporunda tespit edildi.
- Gazi Üniversitesi'nden dört akademisyenin hazırladığı nihai bilirkişi raporunda, hastanenin kullanımına izin veren kurum yetkilileri 'asli kusurlu' bulundu.
- 6 Şubat depremlerinde İskenderun Devlet Hastanesi A Blok'un yıkılması sonucu 125 kişi yaşamını yitirdi.
Hatay'da 6 Şubat depremlerinde 125 kişinin yaşamını yitirdiği İskenderun Devlet Hastanesi'ne ilişkin 3 yıl 8 aydır süren soruşturma dosyasına beklenen bilirkişi raporu ulaştı. Raporda, hastanenin 2012'de "göçme durumu" tespitine rağmen kullanılmaya devam edildiği belirtilerek, kurum yetkilileri "asli kusurlu" bulundu.
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde, hasta ve sağlık çalışanlarının da içinde bulunduğu İskenderun Devlet Hastanesi A Blok'unun (Eski SSK Hastanesi) yıkılması sonucu 125 kişi yaşamını yitirdi.
2012'DE DEPREME DAYANIKSIZ RAPORU VERİLMİŞ
İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı soruşturma, depremin üzerinden 3 yıl 8 ay geçmesine rağmen tamamlanamadı. Soruşturma dosyasında, hastanenin A Blok'u için 2012'de "depreme dayanıksız" raporu verildiği, 2015'te binanın yıkımına ilişkin toplantılar gerçekleştirildiği, 2016'da ise "deprem güvenliği yetersiz" raporunun hazırlanarak yıkım komisyonuna iletildiği belirtildi. Sağlık Bakanlığı'nca da bu rapora istinaeden 2019'da yeni bina yapımını "yatırım programına alındığı" kaydedildi.
Başsavcılık, Gazi Üniversitesi'nden resen seçtiği dört akademisyenden nihai bilirkişi raporu hazırlanmasını talep etti. Rapor, dava dosyasına sunuldu.
KURUM YETKİLİLERİNE ASLİ KUSUR
ANKA Haber Ajansı muhabirinin edindiği bilgiye göre, 8 Ocak 1986 tarihli yapı ruhsatında yapı sahibi olarak yer alan Sosyal Sigortalar Kurumu ile yapı sorumlusu Müfit Tenmizil "asli kusurlu" bulundu. Ruhsatta imzası ve onayı bulunan dönemin İskenderun Belediyesi imar müdür vekili Azim Şahin, yüksek mimar Necdet Şimşek, mimar İbrahim Garbioğlu ile harita ve kadastro mühendisi Refik Mert ise "kusursuz" bulundu.
Raporda, 19 Şubat 1986 tarihli belgede adı geçen fenni mesul Metin Demiray'ın "tali kusurlu" olduğu belirtildi. 7 Ekim 1987 tarihli dilekçede adı geçen müteahhit Adil Özçırpıcı ile müteahhit, şantiye şefi ve fenni mesul Selahattin Tapanyiğit de "tali kusurlu" olarak değerlendirildi.
Bilirkişi heyeti, inşaat mühendisi Levent Çeliktürk tarafından hazırlanan 1 Temmuz 2012 tarihli teknik rapora atıfta bulunarak, hastanenin kullanımına devam edilmesine izin veren kurum yetkililerini "asli kusurlu" olarak değerlendirdi. Söz konusu raporda, hastanenin yatakhane, yemekhane, A Blok ve B Blok binalarının deprem güvenliğinin yetersiz olduğu ve tamamının "göçme durumu" performans düzeyinde bulunduğu belirtildi.
GÖÇME RİSKİNE RAĞMEN HASTANE KULLANILDI
Bilirkişi raporunun devamında şu ifadelere yer verildi:
"Mevcut yapı durumu ve yapıya ait daha önce alınmış performans raporları dikkate alındığında, yapının malzeme kaynaklı kusurlarının bulunduğu, taşıyıcı sisteme müdahaleler yapıldığı, alan açmak veya kapatmak gibi işlemler nedeniyle yapının davranışını etkileyecek duvarların yerlerinin değiştirildiği ve yapının yaşı gereği donatılarında korozyon oluştuğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca, yapının 'göçme durumu' performans seviyesinde olduğuna dair bir rapor bulunmasına rağmen kullanımına devam edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, teknik gerekliliğin yanında idari gerekliliğin de yerine getirilmesi konusundaki tüm yasal sorumluluğun soruşturulması gerektiği düşünülmektedir."












