Avusturya-türkiye İş Forumu
Mevcut Problemlerin Türkiye'yi AB Üyelik Sürecinden Uzaklaştırmaması Gerektiğini İfade Eden Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (Tüsiad) Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, "AB Süreci, Hem Türkiye Hem de AB Tarafından, Üyelik Hedefini Sorgulanmadan Daha Rasyonel Politikalar ile Yeniden Canlandırılmalıdır" Dedi.
Mevcut problemlerin Türkiye'yi AB üyelik sürecinden uzaklaştırmaması gerektiğini ifade eden Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, "AB süreci, hem Türkiye hem de AB tarafından, üyelik hedefini sorgulanmadan daha rasyonel politikalar ile yeniden canlandırılmalıdır" dedi.
Bugün Çırağan Sarayı'na gerçekleştirilen Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK)/ Türk-Avusturya İş Konseyi'nin düzenlediği, Türk-Avusturya Ekonomi Forumu'nun açılışında konuşan TÜSİAD Başkanı Yalçındağ, Türkiye - Avusturya ticari ilişkilerinin son yıllarda artış göstermiş olmasına rağmen henüz gerçek potansiyeline ulaşamadığını ifade etti.
2007 itibariyle iki ülke arasındaki ticaret hacminin bir önceki yıla göre yüzde 23 artarak 2 milyar dolara ulaştığını hatırlatan Yalçındağ, "Bu rakam içerisinde Avusturya'ya ihracatımız 751 milyon dolarken, ithalatımız 1.28 milyar dolardır. Avusturya Türkiye'nin dış ticaretinde 30. sırada yer alırken, Türkiye'nin Avusturya dış ticaretindeki yeri bundan sadece biraz daha iyidir" dedi.
İki ülkenin dış ticaretlerinin büyük kısmını AB içerisinde gerçekleştirdiği göz önüne alındığında mevcut seviyenin ileriye götürülmesi için büyük bir potansiyel olduğunu söyleyen Yalçındağ, yatırım ilişkilerinin ticari ilişkilerden daha düşük düzeyde olduğunu ve Türkiye'nin rekor seviyede doğrudan yatırım çektiği bir dönemde Avusturyalı girişimcilerin Türkiye'ye 1.5 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirdiğini ifade etti.
Türk ekonomisinin 2002-2006 arasındaki beş yıllık dönemde önemli bir büyüme performansı gösterdiğini kaydeden Yalçındağ, Türkiye'nin dinamik bir iş ortamı sunduğunu da ifade etti. TÜSİAD Başkanı Yalçındağ Türkiye'deki iş ortamının cazip yönlerini ise şöyle sıraladı:
"Hükümet, üretime yönelik yatırımlar için önemli teşvikler sunmakta ve bölgesel kalkınma ile sanayiyi cesaretlendirmektedir, Genel olarak yabancı ortaklık konusunda bir sınırlama yoktur, İşgücü, genç, yüksek motivasyona sahip ve disiplinlidir, Üretim maliyetleri göreli olarak düşüktür, Sürmekte olan AB ile bütünleşme süreci geleceğe yönelik beklentileri olumlu kılmaktadır, Türkiye 1996'dan beri AB ile Gümrük Birliği süreci içerisindedir, Türkiye, faiz ve enflasyon oranı göstergeleri hariç, Maastricht kriterlerini sağlamıştır. Faiz ve enflasyon konusunda da orta vadede Maastricht standartlarını yakalama yolundadır." AB üyeliği için hazır olacak bir Türkiye'nin AB'nin 21. yüzyıldaki global ekonomik rekabet gücü için önemli bir değer olacağını ifade eden Yalçındağ şöyle devam etti: "2008, yoğun reform gündemi ile desteklenmiş düşük enflasyon-yüksek büyüme yolundan ayrılmama ihtiyacı dikkate alındığında Türkiye için önemli bir yıl olacaktır. Türkiye'nin küresel pazarlarda çekim gücünü koruması için, yeni büyüme dinamiklerini ortaya koyacak bir büyüme vizyonunun oluşturulması ve yapısal reform sürecinin hızlandırılması gerektiğine inanıyoruz".
"Türkiye'nin AB üyeliği cumhuriyet tarihimizin en hayati gelişmesi olacaktır" diyen Yalçındağ, "Artık üyelik sürecinin içini daha fazla ekonomik entegrasyon ve yasal uyum ile doldurmamız gerekmektedir. Ancak ekonomik entegrasyonu hızlandırmak için çaba harcarken, bir yandan da siyasi bütünleşme olmadan ekonomik bütünleşmenin kalıcı etkilere sahip olamayacağı gerçeğini de tekrarlamak durumundayız. Mevcut problemlerin Türkiye'yi AB üyelik sürecinden uzaklaştırmaması gerekir. AB süreci, hem Türkiye hem de AB tarafından, üyelik hedefini sorgulanmadan daha rasyonel politikalar ile yeniden canlandırılmalıdır." Avusturya kamuoyunun halen Türkiye'nin katılımına en olumsuz bakan kamuoylarından biri olduğuna işaret eden Yalçındağ, "Kesinlikle inanıyorum ki gerçekleri sabırla ortaya koyarak, korkuları aşarak ve AB'nin Türkiye'yi kucaklayarak genişlemesinin getireceği kazanımlar konusunda kamuoyunu ikna ederek bunu birlikte değiştirebiliriz. Bu Avrupa'nın değerlerinin, ilkelerinin, politikalarının, hukukunun ve ekonomik gücünün etki alanının da genişlemesi olacaktır" şeklinde konuştu.
(CY-ÖK-E)









