Yunus Emre Yazıları

Yunus Emre
Ünvan: Türkmen Hocası, Şair ve Mutasavvıf
Doğum Tarihi: 1240 / 1320
Yunus Emre Kimdir?
Yunus Emre (1240-1320), Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılmaya ve Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde küçük-büyük Türk beyliklerinin kurulmaya başladığı 13. yüzyıl ortalarından Osmanlı Beyliği'nin filizlenmeye başladığı 14. yüzyılın ilk çeyreğine kadar Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış bir Türkmen hocası, şair ve mutasavvıftır. Anadolu sahasında yetişmiş olup Türkçe şiirin öncüsü kabul edilir. Tarihî şahsiyeti hakkındaki bilgiler yetersizdir ve menkıbevi unsurlarla karışmıştır; velayetnameler ile manzum şiirler dışında temel kaynak bulunmamaktadır.
Yûnus'un yaşadığı yıllar, Anadolu Türklüğünün Moğol akın ve yağmalarıyla, iç kavga ve çekişmelerle, siyasî otorite zayıflığıyla, kıtlık ve kuraklıklarla perişan olduğu yıllardır. 13. yüzyılın ikinci yarısı, sadece siyasî çekişmelerin değil, çeşitli gayrısünni mezhep ve inançların, batınî ve mutezilî görüşlerin de yoğun bir şekilde yayılmaya başladığı bir zamandır. İşte böyle bir ortamda, Mevlânâ Celaleddin-i Rûmî, Hacı Bektaş-ı Velî, Ahî Evrân-ı Velî, Ahmed Fakih gibi ilim ve irfan kutuplarıyla birlikte Yûnus Emre, Allah sevgisini, aşk ve güzel ahlakla ilgili düşüncelerini, her türlü batıl inanca karşı gerçek İslam tasavvufunu işleyerek Türk-İslam birliğinin oluşmasında önemli vazifeler yapmıştır.
Yunus Emre, 1240 yılında Eskişehir'in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy'de doğmuştur. Doğduğu yer konusundaki tartışmalar Sarıköy ile Karaman üzerinde yoğunlaşmakla birlikte, Sarıköy'lü olduğu genel kanı hâline gelmiştir. Şiirlerindeki bilgilerden evli ve İsmail adında bir oğlunun olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar ümmi olduğu söylense de iyi bir medrese eğitimi almış olması olağandır; iyi derecede Farsça ve Arapça bilmektedir. Menakıpnâmelerle şiirlerinden çıkarılan bilgilere göre Babalılardan Taptuk Emre'nin dervişidir. Hacı Bektaş-ı Veli ile ilgisi Vilayetname'den kaynaklanmaktadır. Yine şiirlerinden tasavvuf yolunu seçtiği, iyi bir öğrenim gördüğü anlaşılmaktadır. Anadolu kentlerini dolaştığı, Maraş, Kayseri, Tebriz, Nahçıvan, Yukarı Azerbaycan, Bağdat ve Şam'a gittiği, Mevlana'yla görüştüğü de bu bilgiler arasındadır.
Yunus Emre, "Risalet-ün Nushiyye" adlı mesnevîsinin sonunda verdiği "Söze târîh yedi yüz yediydi / Yûnus cânı bu yolda fidîyidi" beytinden anlaşıldığı kadarıyla H. 707 (M. 1307-8) tarihlerinde hayattadır. Adnan Erzi tarafından Bayezıd Devlet Kütüphanesi'nde bulunan 7912 numaralı yazmada yer alan "Vefât-ı Yûnus Emre / Müddet-i 'Ömr 82 / Sene 720" kaydına göre, Yunus Emre H. 648 (M. 1240-1) yılında doğmuş, 82 yıllık bir dünya hayatından sonra H. 720 (M. 1320-1) yılında ölmüştür. Ölüm tarihi ve defnedildiği yer hakkında çeşitli tartışmalar vardır; en eski kaynaklar mezarının Sivrihisar yakınlarındaki Sarıköy'de olduğunu belirtmektedir.
Ozanlığının yanı sıra dili, düşünceleri, işlediği konularla Anadolu'da gelişen Türk edebiyatının en büyük adlarından sayılan Yûnus Emre, yalnız halk ve tekke şiirini değil, divan şiirini de etkiledi, yaşarlığını çağlar boyu sürdürdü. Hece ve aruzla yazdığı şiirlerinde sevgiyi temel aldı. Tasavvufla, İslam düşüncesiyle beslenen dizelerinde insanın kendisiyle, nesnelerle, Allah'la ilişkilerini işledi, ölüm, doğum, yaşama bağlılık, ilahi adalet, insan sevgisi gibi konuları ele aldı. Çağına hâkim olan düşünüş biçimini ve kültürü konuşulan dille, yalın akıcı bir söyleyişle dile getirdi; kendinden önce yetişmiş İran ozanlarının, çağdaşlarının yapıtlarında geçen kavramlara yeni bir öz, yeni bir deyiş kattı. Bu yanıyla tasavvuf düşüncesini zenginleştirdi, kendi adına bağlanan tekke şiirinin Anadolu'daki ilk temsilcilerindendir. Resmî yazışma ve edebiyat dilinin Farsça olduğu, ilmî eserlerin Arapça yazıldığı bir dönemde yetişmiş bir geçiş dönemi şairidir; eserlerinde yerine göre Türkçe, Arapça, Farsça sözler kullanmıştır. Eski Anadolu Türkçesi denilen şivenin oluşumunda kullandığı kelime ve ifade kalıpları, mecazlar ve terimlerle Türkçenin edebîleşmesi yolunda bir dönüm noktası olmuştur. Kendisinden sonra yetişecek şairlerin öncüsü olmuş, Âşık Paşa, Eşrefoğlu Rûmî, İbrahim Gülşeni, Aziz Mahmud Hüdâyî ve Said Emre gibi takipçiler yetiştirmiştir.
Yûnus Emre'nin mezarı olduğu iddia edilen pek çok mezar ve türbe vardır. Bunlar; Eskişehir'in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy; Karaman'da Yunus Emre Camii avlusu; Bursa; Aksaray ile Kırşehir arası; Ünye; Kula ile Salihli arasında Emre Sultan köyü; Erzurum, Duzcu köyü; Isparta'nın Gönen ilçesi; Afyon'un Sandıklı ilçesi; Sivas yakınında bir yol üstü; Tokat'ın Niksar ilçesi ve Azerbaycan'ın Gah bölgesinin Oncallı kentidir. Ayrıca mutasavvıf Niyazi Mısri, Yunus Emre'nin mezarının (veya makamının) Limni Adası'nda bulunduğunu ifade etmiştir. Bunlar arasında bilim adamlarınca tartışma Karaman ve Eskişehir'deki türbeler üzerine yoğunlaşmışsa da, Hacı Bektaş-ı Veli ile ilgili menkıbe düşünüldüğünde Aksaray - Kırşehir arasındaki türbenin asıl Yunus Emre türbesi olduğu düşünülebilir. Abdülbaki Gölpınarlı, Yunus'un mezarının Sarıköy'de olduğunu, diğer yerlerde bulunan mezarların makamları olduğunu kabul eder.
Eserleri arasında Divanı ve Risaletü'n-Nushiyye yer alır. Yunus Emre'nin şiirleri Divan'da toplanmıştır; şiirler aruz ölçüsüyle ve hece ölçüsüyle yazılmıştır. 417 şiirinden 138'i aruz, diğerleri hece vezniyle kaleme alınmıştır. Risaletü'n-Nushiyye, 1307'de yazıldığı sanılan, mesnevi tarzında yazılmış, 573 beyitten oluşan dinî, tasavvufî, ahlakî bir kitaptır ve "Öğütler kitabı" anlamına gelmektedir. UNESCO, Yunus Emre'nin yaklaşık 750. doğum yılı olan 1991 yılını "Uluslararası Yunus Emre Yılı" ilan etmiştir; fikir babası dönemin kültür bakanı Namık Kemal Zeybek'tir.