Sosyal medya artık sadece fotoğraf paylaştığımız bir alan değil. Attığımız her kare, yazdığımız her cümle ve oluşturduğumuz her içerik, yapay zekânın beslendiği devasa bir veri havuzunun parçası haline geliyor. Son olarak Meta'nın duyurduğu yeni uygulama da tam olarak bunu gözler önüne seriyor.
Meta, Muse Image isimli yeni yapay zekâ görüntü oluşturma sistemiyle birlikte dikkat çeken bir özelliği de devreye aldı. Artık herkese açık Instagram hesaplarında yer alan fotoğraflar, başka kullanıcılar tarafından yapay zekâ aracılığıyla yeni görseller üretmek için kullanılabiliyor. Üstelik birçok kullanıcı bunun farkına bile varmadan...
Asıl tartışma da burada başlıyor.
Çünkü milyonlarca Instagram kullanıcısı bu sisteme herhangi bir onay vermedi. Daha da önemlisi, hesaplarının yapay zekâ tarafından referans olarak kullanıldığına ilişkin kendilerine herhangi bir bildirim de gönderilmedi. Yani bir gün bir başkası, sizin Instagram hesabınızı etiketleyerek yapay zekâdan sizin fotoğraflarınızı temel alan yeni görseller üretmesini isteyebiliyor.
Hukuki açıdan bakıldığında Meta, herkese açık hesaplarda paylaşılan içeriklerin belirli kullanım haklarını hizmet sözleşmeleri kapsamında elinde bulunduruyor. Ancak hukuken mümkün olan her uygulamanın etik olduğu söylenebilir mi?
İşte asıl soru bu.
Bugün birçok kişi sosyal medya hesaplarını ailesiyle anı paylaşmak, yaptığı işi tanıtmak ya da günlük yaşamından kesitler sunmak için kullanıyor. Kimse yıllar önce paylaştığı bir fotoğrafın günün birinde yapay zekâ tarafından farklı içeriklerin üretiminde kullanılacağını düşünmemişti.
Teknoloji geliştikçe "veri" kavramı da değişiyor. Eskiden kişisel veriler denildiğinde kimlik numarası, adres veya telefon akla gelirdi. Bugün ise yüzümüz, mimiklerimiz, kıyafet tarzımız, bulunduğumuz ortamlar ve hatta çektiğimiz fotoğraf kompozisyonları bile yapay zekâ için değerli bir veri haline gelmiş durumda.
Meta ise bu uygulamanın yalnızca herkese açık hesaplar ve 18 yaş üstü kullanıcılar için geçerli olduğunu belirtiyor. Şirket, isteyen kullanıcıların bu özelliği ayarlardan kapatabileceğini de söylüyor.
Ancak burada başka bir tartışma daha var.
Neden kullanıcılar önceden açık rızaları alınarak sisteme dahil edilmedi de, sonradan çıkış yapmaları beklendi? Dijital platformlarda giderek yaygınlaşan "önce ekle, istemiyorsan sonradan kapat" anlayışı, kişisel verilerin korunması konusunda ciddi soru işaretleri oluşturuyor.
Üstelik Meta'nın açıklamasına göre kullanıcılar fotoğraflarının yeniden kullanılmasını engelleyebiliyor olsa da; yorumlarının, metinlerinin ve ses içeriklerinin yapay zekâ tarafından kullanılmasını tamamen durdurmaları mümkün değil.
Yani aslında mesele yalnızca fotoğraflar değil.
Yapay zekâ çağında dijital kimliğimizin ne kadarının gerçekten bize ait olduğu sorusu her geçen gün daha da önem kazanıyor.
Peki kullanıcılar ne yapmalı?
Hesabını gizliye almak en kesin çözüm olarak öne çıkıyor. Hesabını herkese açık kullanmak isteyenler ise Instagram'da Ayarlar > Paylaşma ve Yeniden Kullanım bölümüne girerek "İnsanların Instagram'da ve yapay zekâ özellikleriyle içeriklerinizi yeniden kullanmasına izin ver" seçeneğini kapatabilirsiniz.
Fakat teknik çözüm kadar önemli olan başka bir konu daha var: Farkındalık.
Çünkü dijital dünyada ücretsiz kullandığımız platformların gerçek bedelini çoğu zaman para ile değil, verilerimizle ödüyoruz.
Belki de artık şu soruyu daha sık sormanın zamanı gelmiştir: Paylaştığımız gerçekten sadece bir fotoğraf mı, yoksa geleceğin yapay zekâsını eğiten bir veri parçası mı?










