Bitcoin haziran sonunda 58-59 bin dolar bandına kadar geriledikten sonra yaklaşık yüzde 10 toparlanarak yeniden 64 bin dolar seviyesine geldi. Ancak geçtiğimiz ekim ayında 125 bin doların üzerinde tarihi zirvesini gören Bitcoin hâlâ bu seviyenin yaklaşık yüzde 49 altında. Dipten gelen toparlanma yeni bir yükseliş trendini ilan etmek için yeterli değil; fakat son iki ayın koşulları düşünüldüğünde piyasanın gösterdiği dayanıklılığı da göz ardı etmemek gerekiyor.
Bitcoin’e yönelik talebin ortadan kalktığı bir dönemden geçmiyoruz. Spot ETF’ler piyasada, halka açık şirketlerin bilançolarında yüz binlerce Bitcoin bulunuyor ve geleneksel finans ile kripto arasındaki bağlantı geçmiş döngülerle karşılaştırılamayacak kadar güçlü. Buna rağmen fiyatın yukarı yönlü ivme kazanmakta zorlanması, Bitcoin’in artık yalnızca kripto piyasasının kendi dinamikleriyle hareket etmediğini gösteriyor.
Son dönemde bu denkleme ABD-İran savaşı da eklendi. Hürmüz Boğazı çevresindeki haber akışı diplomasi beklentileri ile yeniden tırmanma ihtimali arasında hızla değişirken küresel piyasalarda ciddi oynaklık yaratıyor. Birkaç gün içinde anlaşma ihtimalinin güçlendiğine ilişkin haberlerden yeniden sert açıklamaların fiyatlandığı bir ortama geçilebilmesi, yatırımcıların risk pozisyonlarını sürekli gözden geçirmesine neden oluyor.
Bitcoin de bu dalgalanmadan payını alıyor. ABD-İran hattında tansiyonun düşeceğine yönelik beklentiler petrol üzerindeki risk primini azaltırken, savaşın yeniden sertleşebileceği endişesi enerji fiyatları ve enflasyon beklentileri üzerinden ters yönde çalışıyor.
Bitcoin’in yıllardır konuşulan “dijital altın” kimliği böyle dönemlerde yeniden sınanıyor. Sınırlı arzı uzun vadede jeopolitik ve parasal belirsizliklere karşı Bitcoin’i alternatif bir varlık haline getirebilir. Kısa vadede ise büyük bir jeopolitik şok yaşandığında yatırımcının ilk refleksi çoğu zaman nakde dönmek ve kaldıraç azaltmak oluyor. Bitcoin de bu aşamada güvenli limandan çok riskli varlık gibi davranabiliyor.
ABD-İran savaşının etkisi yalnızca risk iştahıyla sınırlı değil. Enerji fiyatlarındaki yükseliş ABD enflasyonunu besleyebileceği için Hürmüz’deki gelişmeler Fed politikasına kadar uzanıyor.
Fed 29 Temmuz toplantısında politika faizini yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tuttu. Üç FOMC üyesinin 25 baz puanlık faiz artışı yönünde oy kullanması ise dikkat çekiciydi. Yılın ilk döneminde piyasalar Fed’in ne zaman faiz indireceğini tartışırken kurul içinden faiz artışı talebinin gelmesi, para politikasındaki şahinliğin ulaştığı noktayı gösteriyor.
Faizlerin yüksek kalması ABD tahvillerini cazip tutuyor, doları destekliyor ve Bitcoin gibi volatil varlıklara sermaye ayırmanın fırsat maliyetini yükseltiyor. Enerji kaynaklı enflasyon baskısının devam etmesi halinde Fed’in gevşeme alanının daralması, kripto piyasasının beklediği likidite desteğini de geciktirebilir.
Tam da bu nedenle Bitcoin’in son haftalardaki performansında fiyatın ne kadar yükseldiği kadar, hangi şartlar altında yükseldiği de dikkat çekici. Şahin Fed, savaş kaynaklı belirsizlik ve kurumsal fonlardaki çıkışlara rağmen 58-59 bin dolar bandında güçlü alıcıların ortaya çıkması, piyasanın aşağı yönlü baskıyı karşılayabildiğini gösteriyor. Bitcoin henüz yönünü bulamamış olabilir, ancak alıcıların piyasadan çekildiğini söylemek de mümkün değil.
Son iki ayın ETF hareketleri bu ikili görünümü destekliyor. Haziran ayında ABD spot Bitcoin ETF’lerinden yaklaşık 4,5 milyar dolarlık net sermaye çıkışı yaşandı. BlackRock’ın IBIT fonu da ay boyunca yaklaşık 3,5 milyar dolarlık çıkış gördü. Temmuzda girişlerin yeniden güçlendiği günler olsa da fon hareketleri henüz sürekli ve tek yönlü bir kurumsal birikime dönüşmedi.
ETF’ler piyasaya çıktığında Wall Street’in Bitcoin’e erişiminin sürekli yeni talep yaratacağı düşünülüyordu. Oysa kurumsal yatırımcı bireysel Bitcoin yatırımcısından farklı davranıyor. Jeopolitik risk yükseldiğinde pozisyon azaltabiliyor, tahvil getirileri cazip hale geldiğinde başka varlıklara geçebiliyor ve koşullar değiştiğinde yeniden alıcı olabiliyor.
ETF’lerle birlikte Bitcoin yalnızca Wall Street’in parasını değil, Wall Street’in reflekslerini de aldı.
Kurumsal yatırımcının değişen davranışını yalnızca ETF akımlarında değil, şirket bilançolarında da görüyoruz. Strategy haziran sonu ile temmuz başı arasında 3.588 Bitcoin satarak yaklaşık 216 milyon dolar nakit yarattı. Satışlardan elde edilen kaynağın tercihli hisse dağıtımlarının finansmanı ve dolar rezervinin yeniden güçlendirilmesi amacıyla kullanılması dikkat çekti. Buna rağmen şirket temmuz başı itibarıyla 843 bin Bitcoin’in üzerinde rezerv taşımaya devam ediyordu.
Bu nedenle satışları Bitcoin tezinden vazgeçiş olarak okumak güç. Daha çok Bitcoin’in şirket bilançosundaki rolünün değiştiğini görüyoruz. Bitcoin yalnızca satın alınıp bekletilen bir rezerv olmaktan çıkıyor; finansman yapısına dahil edilebiliyor, teminat olarak değerlendirilebiliyor ve ihtiyaç halinde bir bölümü satılabiliyor.
Strategy satış yaparken başka halka açık şirketlerin alımlarını sürdürmesi de kurumsal tarafın artık homojen olmadığını gösteriyor. Japonya merkezli Metaplanet ise Bitcoin’i dijital kredi ve finansman modellerinde kullanmaya yönelik çalışmalarını genişletiyor. Bundan sonra şirketlerin kaç Bitcoin aldığı kadar, bu rezervleri nasıl finanse ettiği ve hangi amaçlarla kullandığı da takip edilecek.
Teknik görünümde 58-60 bin dolar bandı haziran satışlarının karşılandığı güçlü destek bölgesi. Bu alanın kaybedilmesi halinde 55 bin dolar çevresi yeniden gündeme gelebilir. Yukarıda ise 67-69 bin dolar ilk ciddi direnç. Bu bölgenin üzerinde kalıcılık sağlanması halinde 77-80 bin dolar bandı bir sonraki izlenebilecek bölge olarak öne çıkabilir. 80 bin dolar çevresinin geri alınması ise haziran diplerinden başlayan hareketin yalnızca bir tepki yükselişi olmadığına ilişkin daha güçlü bir sinyal üretir.
Burada fiyat kadar sermaye akışına da bakmak gerekecek. Bitcoin 70 bin doların üzerine çıkarken ETF’lerden sermaye çıkıyor ve Fed şahinleşmeye devam ediyorsa hareket kırılgan kalabilir. Aynı yükseliş ETF girişleri, şirket alımları ve daha rahat finansal koşullarla desteklenirse piyasanın görünümü belirgin biçimde değişir.
Bitcoin’de yönün henüz netleşmemesi, sermayenin piyasanın geri kalanına yayılmasını da zorlaştırıyor. Bunun en açık yansımasını altcoinlerde görüyoruz. Geçmiş döngülerde Bitcoin’de başlayan yükseliş büyük piyasa değerine sahip varlıklardan orta ve küçük ölçekli altcoinlere kadar genişlerdi. Bugün aynı likidite aktarımı daha sınırlı çalışıyor.
Bitcoin’in toparlanması altcoin piyasasının tamamına eşit biçimde yansımıyor. Likiditesi güçlü, yatırımcı erişimi geniş, gerçek kullanıcı ve işlem aktivitesi üreten veya sürdürülebilir bir ekonomik model ortaya koyabilen projelerle piyasanın geri kalanı arasındaki performans farkı büyüyor. Kurumsal sermayenin de yüzlerce token arasında gelişigüzel risk dağıtmak yerine yatırım tezini açıklayabildiği ve likiditesini yönetebildiği varlıklara yoğunlaşması daha olası.
Bu nedenle bir sonraki güçlü Bitcoin rallisinin 2021’de olduğu gibi altcoin piyasasının tamamını beraberinde taşıyacağını düşünmüyorum. Yeni dönemde “altcoin sezonu” yerine “altcoin seçimi” daha fazla konuşulabilir.
Önümüzdeki üç ila altı ayda Bitcoin’in yönünü ABD-İran savaşının seyri, Fed’in şahin duruşunun ne kadar süreceği ve kurumsal sermayenin hangi hızda geri döneceği belirleyecek. Jeopolitik tansiyonun azalması, enerji kaynaklı enflasyon baskısının hafiflemesi ve ETF girişlerinin güçlenmesi halinde 67-69 bin dolar üzerindeki bir hareketin 77-80 bin dolar bölgesine taşınması mümkün.
Tersi senaryoda savaşın yeniden sertleşmesi ve Fed’in şahin kalması 58-60 bin dolar bölgesini tekrar gündeme getirebilir.
Ben önümüzdeki dönemi Bitcoin’in yeniden fiyatlandığı bir süreç olarak görüyorum. Bir tarafta yüksek faiz ve jeopolitik risk yukarı yönlü hareket alanını sınırlarken, diğer tarafta ETF altyapısı, şirket bilançolarındaki talep ve 58-59 bin dolar bandında ortaya çıkan alıcılar aşağı yönlü baskıyı karşılıyor.
Bitcoin’in kurumsallaşması onu küresel finans sisteminden bağımsızlaştırmadı. Aksine Wall Street’e yaklaştıkça Fed’e, dolara, tahvil piyasasına ve jeopolitik gelişmelere daha fazla bağladı.
Bitcoin’in bir sonraki güçlü hareketi de bu dengenin hangi yönde bozulacağına bağlı olacak.







