Ömer Aydın

İstanbul Tekstil Moda Fuarı ile İlgili İzlenimlerim

07.02.2026 19:04
Haber Detay Image

Dün ve bugün, uzun yıllardır müdavimi olduğum sektörel fuarlardan biri olan 4–7 Şubat 2026 tarihli İstanbul Hazır Giyim ve Moda Fuarı'nı ziyaret ettim. Fuara dair izlenimlerimi yalnızca fuar günleriyle sınırlı tutmadan; katılımcı firmaların fuar öncesindeki hazırlık süreçlerini, fuar esnasındaki yaklaşımlarını ve sektörün genel fotoğrafını kapsayacak şekilde sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bu tür fuarların başarısı, çoğu zaman fuar müddetince değil; aylar öncesinde yapılan hazırlıklara bağlı olduğunu hepimiz biliriz. Nitekim bu yıl fuara katılan birçok firmanın, koleksiyonlarını sadece sergilemek için değil; pazara mesaj vermek, marka algısını güçlendirmek ve yeni müşteri kanalları oluşturmak amacıyla ciddi bir hazırlık süreci yürüttüğünü gözlemledik. Koleksiyon planlamasından numune seçimine, stand tasarımından ilgi çekici objelere, ekip eğitimine kadar her detayın önceden kurgulandığı net bir şekilde hissediliyordu. Önceki fuarlara nazaran; gösterişli organizasyonlar düzenlenmediğine de şahit oldum.

Hazır giyim sektöründen irili ufaklı yüzlerce firmanın katılım sağladığı fuarda; kadın giyim, erkek giyim, bebek ve çocuk giyim, iç giyim ve çorap, abiye ve gelinlik alanlarında faaliyet gösteren firmalar, 2026 yaz koleksiyonlarını ve üretim kabiliyetlerini ziyaretçilerin beğenisine sunmuşlardı.

Stantların genelinde yalnızca ürün sergilenmediğini; firmaların kurumsal duruşlarını, organizasyon yapılarını ve pazara bakış açılarını da yansıtmaya çalıştıklarını söylemek mümkün.

Fuara katılan firmalarla yapılan sohbetlerde; artan maliyetler, nitelikli iş gücüne erişim, fiyat tutturma baskısı ve ihracat pazarlarındaki daralma ve Çin başta olmak üzere uzak doğu firmalarının rekabet üstünlüğü en çok dile getirilen başlıklar oldu. Buna rağmen birçok firmanın, bu zorlu tabloyu daha güçlü koleksiyonlar, kaliteli ve hızlı üretim ve daha doğru müşteri seçimiyle aşmaya çalıştığını görmek çok da zor olmasa gerek.

Bu kapsamda; Lacarıno Denim, Elisa Fashion Woman, Nesil Tekstil ve Kifayet Giyim firmalarının sahipleriyle gerçekleştirdiğim görüşmelerde de benzer bir yaklaşımın öne çıktığı görüldü.

Elisa Fashion Woman sahibi Seydi Bey, fuar organizasyonunun önceki yıllara kıyasla çok daha başarılı olduğunu, beklentilerinin üzerinde bir ziyaretçi ve müşteri trafiğiyle karşılaştıklarını ifade etti.

Lacarıno Denim sahibi Fuat Bey ise, hem fuara hem de firmalarına gösterilen ilginin memnuniyet verici olduğunu; fuara katılımın özellikle yaz koleksiyonlarının güçlenmesine katkı sağlayacağını belirterek, sektörel fuarların etkisini henüz yitirmediğinin altını çizdi.

Kifayet Giyim sahibi İbrahim Bey, büyük beden kadın giyimde yoğun bir ilgiyle karşılaştıklarını, bu süreçte müşteri portföylerinin daha da çeşitlendiğini ve güçlendiğini vurguladı.

Nesil Tekstil sahibi Neslihan Hanım da, fuarların markalarına ciddi bir değer kattığını; nitelikli ve doğru müşteri profilleriyle temas kurduklarını ve bu sayede koleksiyonlarına olan güvenlerinin arttığını dile getirdi.

Görüştüğüm tüm işletme yöneticileri; fuar öncesinde ciddi bir koleksiyon elemesi yaptıklarını, her modeli değil; satılabilir, sürdürülebilir ve markayı temsil eden ürünleri öne çıkarmayı tercih ettiklerini, üretici olduklarını ön plana çıkarmak istediklerini ifade ettiler. Bu yaklaşımın, fuar sırasında daha nitelikli ziyaretçi görüşmeleri yapılmasını sağladığı açıkça görülüyordu.

Özetle; bu yılki İstanbul Hazır Giyim ve Moda Fuarı, bize bir kez daha şunu gösterdi: Artık fuarlar sadece "ürün sergileme alanları" değil; hazırlığı iyi yapılmış firmalar için stratejik birer vitrin niteliği taşıyor. Plansız katılımın karşılığı giderek azalırken, fuar öncesi doğru hazırlık yapan, mesajını netleştiren ve hedef kitlesini iyi tanımlayan firmalar için bu organizasyonlar hâlâ önemli fırsatlar barındırıyor.

Yazarın Tüm Yazıları