Dr. Hakan Çınar Yazıları

Dr. Hakan Çınar
Dr. Hakan Çınar
Yazarın Profili
25.10.2026 12:08

HER YER SEÇİM, EKONOMİ GEÇİM DERDİNDE

Haber Detay Image

Telefon çalıyor: “Başkanım, desteğinizi bekliyoruz.”

Bir mesaj geliyor: “Birlikte daha güçlüyüz.”

Ardından bir davet: “Sektörümüzün geleceğini konuşacağız.”

İnsan bir an heyecanlanıyor. Acaba finansmana erişim için yeni bir çözüm mü bulundu? İhracatçının maliyetlerini azaltacak bir çalışma mı hazırlandı? Sanayicinin yatırım iştahını canlandıracak bir haber mi var? Sonra anlaşılıyor: Seçim var.

İTO’da seçim, İSO’da seçim, barolarda seçim… Türkiye genelinde oda ve borsaların ekim-kasım dönemine yayılan seçimleriyle iş dünyasının gündemi iyice hareketlendi. Meslek komiteleri, meclisler, yönetimler belirlenecek. Temsil yetkisi yenilenecek, yeni kadrolar göreve gelecek. Memleketin dört bir yanında listeler hazırlanıyor. İş insanı gündüz bilançosuna, akşam seçim hesabına bakıyor. Birinde alacak verecek, diğerinde gelecek oylar hesaplanıyor. İkisinde de sonuç henüz kesin değil.

Seçimleri önemsememek mümkün mü?

Elbette hayır. Sanayicinin, tüccarın, avukatın, meslek mensubunun kendisini kimin temsil edeceğine karar vermesi değerlidir. Güçlü kurumlar, katılım ve hesap verebilirlikle gelişir. Hele ekonominin zorlandığı dönemlerde, sorunları doğru anlatacak, çözüm önerilerini somutlaştıracak temsilcilere duyulan ihtiyaç daha da artar.

Bir dernek başkanı olarak temsil sorumluluğunun ne kadar emek istediğini biliyorum. Dışarıdan birkaç toplantı, birkaç konuşma, birkaç fotoğraf gibi görünen işin arkasında ciddi bir zaman ve çaba bulunur. Göreve talip olanların bu yükü üstlenme iradesine de saygı duymak gerekir. Dolayısıyla seçimlerin öncelik olmasını anlıyorum. Yalnız, insanın aklına küçük bir soru takılıyor: Seçim için gösterdiğimiz olağanüstü örgütlenme kabiliyetini, seçimden sonra sektörün sorunları için de aynı canlılıkla sürdürebiliyor muyuz? Bir üyeye ulaşmak için üç ayrı kanaldan haber gönderebiliyoruz. Peki aynı üyenin aylardır çözülemeyen sorununu takip etmek için de böyle bir sistem kurabiliyor muyuz? Seçmenin hangi sandıkta oy kullanacağını biliyoruz. İşletmesinin hangi pazarda müşteri kaybettiğini de aynı dikkatle izliyor muyuz?

Ekonomi beklemez

İSO Türkiye İmalat PMI verisi eylülde 47,9’a geriledi. Elli eşik değerinin altında kalan endeks, imalat sanayisinin faaliyet koşullarındaki zayıflığın sürdüğünü gösteriyor. Aynı raporda hem yeni siparişlerde hem de yeni ihracat siparişlerinde gerilemeye işaret ediliyor. Sanayicinin önünde maliyet tablosu, tüccarın önünde tahsilat listesi, ihracatçının önünde rakip ülkenin fiyatı duruyor.

Bir de şimdi aday listesi var. Üstelik ekonomiyle seçim takvimi pek anlaşamıyor. Banka, “Siz önce meslek komitesini belirleyin, taksiti sonra konuşuruz” demiyor. Yabancı müşteri, “Oda seçimleriniz bitsin, siparişi o zamana kadar bekletelim” diye nezaket göstermiyor. Rakip ülkelerdeki üreticilerin de bizim seçim sonuçlarını merakla beklediklerini sanmıyorum. Yine de seçim dönemlerinin hakkını teslim edelim. Telefonların daha hızlı açıldığı, ziyaretlerin sıklaştığı, üyelerin daha dikkatle dinlendiği günler bunlar.

Keşke bu ilginin bir bölümünü seçim sonrasına saklayabilsek. Hatta belki kurumlarımızın en önemli hizmet standardı şu olmalı: Üyeye seçimden altı ay sonra da seçimden altı gün önceki hızla dönüş yapmak. Çünkü temsilin gerçek sınavı, oy istenirken kurulan cümlelerin görev süresince neye dönüştüğüdür.

“Yanınızdayız” sözü güzeldir.

Yanında hangi uzman, hangi hizmet, hangi çözüm mekanizması bulunduğunu öğrenmek de üyenin hakkıdır. “Güçlü temsil” iddialı bir hedeftir. Bu gücün hangi düzenlemeyi iyileştirdiği, hangi maliyeti azalttığı, hangi pazarın kapısını açtığı sorulabilmelidir. Seçim bildirgelerinin biraz da iş planına benzemesine ihtiyacımız var. Hedefi, takvimi, sorumlusu ve ölçülebilir sonucu belli olan iş planlarına. Ticaret ve sanayi odalarına bütün ekonomik sorunları çözme sorumluluğu yükleyemeyiz. Faizi onlar belirlemiyor, kuru onlar yönetmiyor, küresel talebi onlar yaratmıyor.

Ama işletmelerin yaşadığı sorunları veriye dönüştürebilir, kamuya uygulanabilir öneriler sunabilir, üyelerine yeni pazarlar ve ortak çalışma imkânları sağlayabilirler. Küçük işletmelerin tek başına ulaşamayacağı bilgiye, teknolojiye ve uzmanlığa erişimini kolaylaştırabilirler.

Sandığa gidelim. Temsilcilerimizi seçelim. Emeği geçenlere teşekkür edelim, kazananları kutlayalım. Sonra seçim döneminde birbirimizin telefonunu ne kadar kolay bulduğumuzu unutmayalım. Üyeler de katılım sorumluluğunu yalnızca oy vermekle tamamlanmış saymasın. Verilen sözleri izlesin, faaliyetleri sorgulasın, öneri getirsin. Kurumların gücü, yöneticilerinin gayreti kadar üyelerinin takibiyle de büyür.

Benim bütün adaylara küçük bir temennim var: Seçim kazanmak için gösterdiğiniz enerjiyi, üyenizin rekabet gücünü artırmak için de koruyun. Çünkü sandıklar birkaç saatte kapanıyor; işletmelerin hesapları her sabah yeniden açılıyor. Sandıkta oylar sayılacak. Ertesi sabah fabrikada siparişler, dükkânda tahsilatlar, ofiste vadeler sayılmaya devam edecek.

Yazarın Yazıları