Herkes Kendi Tuğlasını Koydu
Bir milyonun üzerinde ziyaretçi...
Dört gün boyunca süren etkinlikler...
Yüzlerce stant, onlarca kurum, binlerce çocuk, genç, gönüllü ve ziyaretçi...
Sıfır Atık Festivali geride kaldı.
Ancak festival alanından ayrılırken aklımda kalan şey kalabalıklar ya da sahne gösterileri değil, çok daha önemli bir detaydı:
Herkes kendi tuğlasını koymuştu.
Çünkü böylesine büyük bir organizasyonu tek bir kurumun, tek bir markanın ya da tek bir kişinin başarısı olarak görmek mümkün değil.
Ortaya çıkan tablo, yıllardır sürdürülen ortak emeğin sonucuydu.
Kimisi bilgisiyle...
Kimisi tecrübesiyle...
Kimisi sahadaki çalışmalarıyla...
Kimisi de milyonlara ulaşan iletişim gücüyle bu yapının inşasına katkı sundu.
Bir Hareketin Temelleri
Bu yapının temelinde hiç kuşkusuz Sayın Emine Erdoğan'ın öncülüğünde başlayan Sıfır Atık Hareketi yer alıyor.
Yıllar önce bir çevre politikası olarak başlayan bu yolculuk, bugün Birleşmiş Milletler çatısı altında küresel bir harekete dönüştü.
Sayın Emine Erdoğan'ın festival alanındaki varlığı da yalnızca protokol katılımı değildi.
Aslında bu, yıllardır büyüyen bir fikrin toplumdaki karşılığını görmek anlamına geliyordu.
Festival boyunca oluşan yoğun ilgi, çevre bilincinin artık belirli kesimlerin değil, toplumun tamamının gündeminde olduğunu gösterdi.
Organizasyonun Harcını Karanlar
Bir yapının sağlam olması için sadece güçlü bir temel yetmez.
O yapıyı ayakta tutacak bir organizasyon gücü de gerekir.
Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samet Ağırbaş ve ekibi, aylar süren hazırlık sürecini sahaya taşıyarak farklı kurumları aynı hedef etrafında buluşturmayı başardı. Uzun zamandır süren protokol ortaklıkları ile her bir kurumun sürece aktif ve sürdürülebilir katılımını sağladı.
Festival sadece etkinliklerden oluşan bir alan değildi.
Çevre, enerji, teknoloji, sanat, gastronomi ve eğitimin aynı çatı altında buluştuğu büyük bir sürdürülebilirlik ekosistemiydi.
Dünyanın Deneyimleri Aynı Çatıda Buluştu
Festivalin en güçlü yönlerinden biri de uluslararası niteliğiydi.
Forumlar, paneller ve deneyim alanları sayesinde dünyanın farklı bölgelerinde geliştirilen sıfır atık uygulamaları, döngüsel ekonomi modelleri ve çevre çözümleri ziyaretçilerle buluştu.
Katılımcılar yalnızca Türkiye'deki çalışmaları değil, dünyanın farklı ülkelerinde başarıyla uygulanan örnekleri de görme fırsatı yakaladı.
Bu yönüyle festival, klasik bir çevre etkinliğinden çok daha fazlasını sundu.
Uluslararası standartlarda bilgi paylaşımına, ortak akla ve yeni iş birliklerine alan açtı.
TİKA Dünyadan Örnekler Getirdi
Bu yapının önemli tuğlalarından biri de TİKA oldu.
TİKA Başkanı Abdullah Eren'in öncülüğünde kurum, dünyanın farklı coğrafyalarında yürüttüğü çevre ve sürdürülebilirlik çalışmalarını ziyaretçilerle buluşturdu.
Afrika'dan Orta Asya'ya, Balkanlar'dan Latin Amerika'ya uzanan yaklaşık 50 proje, sürdürülebilirliğin sınır tanımayan bir kalkınma anlayışı olduğunu gösterdi.
TİKA standında yalnızca projeler anlatılmadı. Farklı kültürler, farklı üretim modelleri ve farklı çözümler de ziyaretçilerle buluşturuldu.
Medya da Kendi Tuğlasını Koydu
Bir fikrin büyüyebilmesi için görünür olması gerekir.
TRT, Haberler.com, TürkMedya, Turkuvaz Medya ve diğer medya kuruluşları festivalin milyonlara ulaşmasını sağlamanın yanısıra içerik desteği ile farkındalığın yayılmasını sağladı. Böylece festivalin etkisi sadece İstanbul'da değil, tüm ülkede hissedildi. Çünkü farkındalık ancak doğru iletişimle büyür. Sıfır atık kültürünün toplumun her kesimine ulaşmasında medya kuruluşlarının katkısı yadsınamaz.
Gençler ve Çocuklar Geleceği İnşa Etti
Festivalin en kıymetli alanlarından biri çocuklar ve gençler için hazırlanan bölümlerdi Atölyeler, deneyim alanları, teknoloji uygulamaları ve eğitim programları sayesinde sürdürülebilirlik yalnızca anlatılmadı, deneyimlendi. Bakanlıklar ve kurumlar ziyaretçilere sadece bilgi vermedi. Onlara yaşayarak öğrenebilecekleri alanlar sundu. Belki de geleceğin çevre dostu nesilleri bu alanlarda atılan küçük adımlarla şekillenecek.
Sanat da Bu Yapının Bir Parçasıydı
Festival boyunca sahne alan sanatçılar ve içerik üreticileri de kendi tuğlalarını koydu.
Kimi sahneden verdiği mesajla... Kimi sosyal medya paylaşımlarıyla...Kimi de milyonlarca kişiye ulaşan etkisiyle...Çevre bilincinin yaygınlaşmasına katkı sundu. Çünkü sürdürülebilirlik artık sadece uzmanların konuştuğu bir başlık değil, toplumun tamamının ortak meselesi.
İstanbul Bu Yükü Başarıyla Taşıdı
Bir milyondan fazla ziyaretçinin ağırlandığı organizasyonda İstanbul Valiliği'nin koordinasyonu da önemli rol oynadı. Güvenlikten ulaşıma, saha yönetiminden koordinasyona kadar birçok başlıkta başarılı bir organizasyon yürütüldü. Dört gün boyunca İstanbul adeta sıfır atığın başkenti oldu.
Şimdi İğneyi Kendimize Batırma Zamanı
Elbette her büyük organizasyon gibi bu festivalin de geliştirilmesi gereken yönleri vardı.
Festival alanındaki beton zemin nedeniyle sıcaklık özellikle gündüz saatlerinde yoğun hissedildi. Gelecek yıllarda gölgelendirme ve zemin düzenlemeleri ziyaretçi deneyimini önemli ölçüde artırabilir.
Konserlerde görevli ekiplerin zaman zaman sahnenin önünde yoğun şekilde konumlanması görüş alanını kısıtladı.
Bazı tuvaletlerde kâğıt eksikliği yaşandı.
Kadın ziyaretçiler için abdest alma alanlarının yetersiz kaldığı görüldü.
Ring seferleri önemli bir kolaylık sağlasa da festival alanının şehir merkezine uzaklığı ulaşımı zaman zaman zorlaştırdı.
Ancak bunlar başarının önüne geçen eksikler değil.
Tam tersine, gelecek yıllarda daha iyisini inşa etmek için görülmesi gereken ayrıntılar.
Çünkü sürdürülebilirlik, yalnızca atıkları azaltmak değil; her yıl bir öncekinden daha iyi bir yapı kurabilmektir.
Ve Sıfır Atık Festivali'nin ardından geriye kalan en önemli gerçek şu:
Bu başarıyı tek bir kurum değil, herkes kendi tuğlasını koyarak inşa etti.









