Esra Bayhan Yazıları

Esra Bayhan

En ölümcül afet : Sıcak hava dalgası

28.06.2026 20:35
Haber Detay Image

Avrupa'nın üzerine son yıllarda yerleşen o devasa sıcaklık kubbeleri omega blokajının , Avrupa'ya bilançosu ağır oldu. Sıcak havanın günlerce, aynı bölgenin üstünde asılı kalması sonucu, rekor sıcaklıklar kaydedildi, ölümler meydana geldi, ulaşım sistemi çöktü, eğitime ara verildi ve hastaneler yetersiz kaldı. Daha yazı başında etkili olan omega bloku ile hem sıcak hava dalgalarının etkisini, her geçen sene artan sıcaklıkların bilançosunu küresel ölçekte görmüş olduk. Şimdi bu çerçeveden omega blokajının bize neler öğrettiğine bir bakalım.

Gökyüzünde iz bırakmayan bilanço

Henüz çok bilinmese de sıcak hava dalgaları sessiz afet olarak tanımlanıyor. Rakamlar bu sessizliği yalanlıyor. ISGlobal'in Nature Medicine'de yayımlanan çalışmalarına göre Avrupa, 2022, 2023 ve 2024 yazlarında sıcağa bağlı 181.000'in üzerinde ölüm yaşadı; yalnızca 2024 yazında 62.775 can kaybı kayda geçti ve bu, kayıtlardaki en sıcak yıl oldu. Yük ekonomiye de biniyor: Allianz Trade'in analizine göre 30°C'nin üzerindeki her bir derecede iş gücü verimliliği yaklaşık %3 düşüyor ve aşırı sıcaklar 2030'a kadar Avrupa'nın en büyük ekonomilerinde GSYİH'nin %7'sine varan kayba yol açabilir. Üstelik bu kayıplar artarak büyüyor — Avrupa, 1980'lerden bu yana küresel ortalamanın iki katı hızla ısınan kıta; yani sıcak hava dalgaları sıklaşıyor, uzuyor ve daha ölümcül hale geliyor.

İnsan bedeni nereye kadar dayanır?

Sıcağın sessizliği, bilançosunu da gizliyor: ölümler çoğu zaman "kalp krizi" ya da "böbrek yetmezliği" olarak kayda geçtiği için, asıl tetikleyicinin sıcak olduğu gözden kaçıyor. Oysa Dünya Meteoroloji Örgütü'nün verilerine göre dünya genelinde yılda ortalama 489.000 insan sıcağa bağlı nedenlerle hayatını kaybediyor — ve bu oran her geçen yıl yükseliyor. En ağır bedeli 65 yaş üstü, kalp-damar ve kronik hastalar, gebeler, bebekler ve açık alan çalışanları ödüyor; çünkü beden, gece bile serinleyemediğinde termoregülasyonu çöküyor. Etki yalnızca can kaybıyla sınırlı değil: Uluslararası Çalışma Örgütü, 2030'a kadar aşırı sıcağın küresel çalışma saatlerinin %2,2'sini — 80 milyon tam zamanlı işe denk bir kaybı — sileceğini öngörüyor. Sınıflar da bundan payını alıyor; araştırmalar, +2°C ısınmada öğrenme başarısının yaklaşık %4, +4°C'de %7 gerilediğini gösteriyor.

1.5°C neden önemli?

Tam da bu yüzden Paris Anlaşması'nın 1.5 derecelik eşiği bir slogan değil, fiziksel bir sınır çizgisi. Bugün geldiğimiz nokta şu: sanayi devrimi öncesine (1850–1900 ortalaması) kıyasla dünya, uzun dönem ortalamasıyla yaklaşık1.3°C ısınmış durumda; tek yıl bazında ise 2024, 1.55°C ile 1.5°C eşiğini ilk kez aşan takvim yılı oldu.

IPCC'nin gösterdiği şey net: ısınmanın her bir ondalık derecesi, sıcak hava dalgalarının şiddetini, süresini ve sıklığını orantısız biçimde artırıyor. 1.5°C ile 2°C arasındaki o "yarım derece" kulağa küçük geliyor olabilir; oysa bu fark, ölümcül sıcaklara maruz kalan nüfusu, kuraklığın vuracağı tarım alanını ve şehirlerin kaldıramayacağı enerji talebini katlayarak çoğaltıyor. Hedefin 1.5 olmasının nedeni, bunun insan bedeninin, ekosistemlerin ve altyapının görece tolere edebileceği son makul tampon olması.

Türkiye'nin payına düşen

Bu tablonun Türkiye'ye düşen bilançosu daha ağır . Akdeniz Havzası'nda yer alan ülkemiz, küresel ortalamanın üzerinde ısınan "sıcak nokta" bölgelerinden biri ve sinyaller çoktan görünür: Türkiye'de Mayıs ayında ölçülen gündüz yüksek sıcaklık rekorlarının %52'si yalnızca son on yılda kaydedildi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün projeksiyonları, yüksek emisyon senaryosunda (RCP8.5) 2016–2099 döneminde yıllık ortalama sıcaklığın 2.5–3.7°C aralığında artmasını, yüzyılın ikinci yarısında ise bu artışın ortalama 3.8°C'ye ulaşmasını öngörüyor. Uluslararası modeller daha da sert: CMCC'nin G20 İklim Riski Atlası'na göre yüksek emisyon senaryosunda Türkiye'deki artış 2050'ye kadar 2.7°C'yi, yüzyıl sonunda ise 6.3°C'yi bulabilir.

Burada sık yapılan bir hatayı düzeltmek gerekir: İstanbul gibi beton yoğunluğu yüksek megakentlerde sıcaklık, termometrenin gösterdiğinin de üzerindedir. Çünkü resmî termometreler sıcaklığı gölgede, havalandırılan standart kabinlerde ölçer; güneşin altında, kızgın asfaltta ve yüksek nemle birleştiğinde hissedilen sıcaklık çok daha yukarıdadır. Kentsel ısı adası etkisiyle gece bile serinlemeyen bu şehirlerde aynı derece, özellikle yaşlılar, kronik hastalar ve klimasız hanelerde yaşayanlar için çok daha ağır yaşanır.

Sadece sıcaklık değil: aşırı hava olayları rekor kırıyor

Isınmanın faturası yalnızca termometrede okunmuyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün verilerine göre Türkiye'de ekstrem hava olaylarının sayısı 2023'te 1.475'e ulaşarak rekor kırdı; bir önceki yıl bu sayı 1.030'du. Aynı yıl olayların %38'ini şiddetli yağış ve sel, %23'ünü fırtına, %16'sını dolu, %2'sini ise hortum oluşturdu. Artan orman yangınları, ani seller ve hortumlar, sıcak hava dalgalarının yalnız gelmediğini; kuraklık, yangın ve taşkının aynı ısınma zincirinin halkaları olduğunu gösteriyor.

Hedef tutmazsa

Peki ya tutturulamazsa? Mevcut ulusal taahhütler tam olarak uygulansa bile dünyayı bekleyen gidişat yüzyıl sonunda 2.4–2.6°C'lik bir ısınma; taahhütler kâğıt üstünde kalırsa bu rakam 3°C'nin üzerine tırmanıyor. Böyle bir dünyada bugün "rekor" dediğimiz yazlar, geleceğin sıradan yazları haline gelir. Avrupa için yapılan projeksiyonlar, ek önlem alınmazsa 2060'a kadar sıcak hava dalgalarının ekonomik etkisinin neredeyse beş katına çıkabileceğini gösteriyor; hastane kapasiteleri yetmez, elektrik şebekeleri klima talebi altında çöker, kuraklık ve sıcağın birleştiği yıllarda hane gelirleri ortalama %3'e varan oranda erir.

Bu Kasım'da Antalya'da toplanacak COP31, tam da bu tablonun masaya yatırılacağı zemin olacak. Sessiz afetin sesini duyurmak, onun sayıları ve yüzleri olduğunu hatırlatmak ise bizim işimiz — çünkü görünmeyen bir tehlikeye karşı verilebilecek ilk savunma, onu görünür kılmaktır.

Yazarın Tüm Yazıları