Haberler

İki yüzlü dijital medya

Dr. Mehmet Yavuz

Dr. Mehmet Yavuz

Nöroloji Uzmanı
19.01.2021 07:00

Son yıllarda geleneksel medyanın giderek kan kaybettiğini ve dijital medyanın giderek güçlendiğini görmekteyiz. Ancak internet alanı, ucu bucağı olmayan debi derya bir platform. İnternet erişimi ve herhangi bir bilgisayar ortamı olan herkes istediği şekilde video kanalı kurup ya da bireysel olarak fikrini sunabilir ve görüntü paylaşabilir durumda..

Hal böyle olunca da olay suistimalcilere açık hale geliyor. Üstelik dijital yayın için kullandığınız sunucunun, kendi ülkenizde bulunması da gerekmiyor. Yani özetle diyeceğimiz o ki; toplum mühendisliğinin bile öngöremediği çok hızlı bir değişim ve gelişim söz konusu..

Şöyle bir örnek verecek olursam, uyuşturucu satıcılığı, seri katiller, soygunlar, katliamlar daha bir sürü toplumsal normları tehdit eden alanlarda bir sürü dizi var internette. Hatta bu dizilerin bazılarında uyuşturucunun nasıl pazarlandığı, nasıl alınıp satıldığı hatta nasıl üretildiği açık açık anlatılmakta. Tüm dünya da uyuşturucu ile çok ciddi mücadeleler verilirken internette boy boy böyle dizilerin taktim edilmesi önemli bir çelişki değil midir? Gazetelerin ana manşetleri her gün çeşitli cinayet ve vahşet haberleri ile içimizi yakarken, öbür yandan muhtelif dizilerde seri katiller ve bunların çeşitli cinayet tekniklerinin gösterilmesi ve bunları izleyen milyonlarca insanın olması, akla zarar bir durum değil midir?

Yani aynı insan, gazetedeki cinayet haberi ile göz yaşı dökerken, diğer taraftan akşam izlediği dizideki seri katil karakteri ile kendini özdeşleştirip onun polis tarafından yakalanmamasını isteyebiliyor. Bir yandan aman oğlum kızım ya uyuşturucuya bulaşır mı acaba diye korku ile yaşarken diğer taraftan bir uyuşturucu tacirinin hayatı, merak ve heyecanla izlenebiliyor. O halde bu demek oluyor ki; olayların topluma sunuş şekli çok önemli. Bu yüzden genel düzeni bozan ve sosyal normları zorlayan hatta ihlal eden rolleri; sempatik, sevilen bir karekterle dizilere, filmlere taşımak hiç kimseye bir fayda sağlayamayacağı gibi toplumsal ahlaka da ciddi zarar vermektedir. Böyle dizileri, filmleri, programları izlememek ve tavsiye etmemek toplumsal sosyal bir görevdir.

Diyeceksiniz ki; insan seri katil dizisi izleme ile katil olmaz, uyuşturucu dizisi izleme ile de madde bağımlısı olmaz. Evet belki olmaz ama en azından etik ve ahlaki kaygılarımızı esnetmez mi?

Bence esnetir. İddia ediyorum ki; uyuşturucu dizisi izleyen bir genç ile izlemeyen bir gencin uyuşturucuya eğilimi aynı olamaz. Yani uygun şartlar mevcudiyetinde uyuşturucu dizileri izleyen kişilerin madde bağımlısı olabilme ihtimalleri daha yüksektir.

Bilinçaltı öyle bir şey ki; heyecanlarımızı, sezgilerimizi, alışkanlıklarımızı ve güdülerimizi depoladığı gibi, bunların eyleme dökülmesinden de sorumludur. Aynı zamanda zihin de, telkin ve imgeleme yoluyla iknaya müsaittir. Bilinçaltı, bilinçli zihnin aksine, sorgulamadan tekrarlanan önerileri kabul eder, pekiştirir. Zira sıklık arz eden tekrarlar, içsel algılarımıza odaklıdır. Bütün otomatik davranışlarımız, alışkanlıklarımız ve heveslerimiz, bilinçaltımız tarafından biçimlendirilir. Bundan dolayı, bilincin aksine bilinçaltını etkilemek hiç de zor değildir. Çünkü bilinçaltı, gerek görsel gerekse işitsel yoldan gelen mesajları sorgulamaya bile gerek duymadan kabul eder, "Evet", "Hayır" demez, bilinç gibi yargı belirtmez. Bu nedenle değişik metotlarla, görsel ya da işitsel temalarla bilinçaltı etkilenecek olursa, çok daha çabuk ve kalıcı sonuçlar alınabilir. Bu nedenle bu tür toplum normlarını tehdit eden dizileri izleyen gençlerin bilinçli zihinleri bunları reddetse bile, bilinçaltı oluşumları siz isteseniz de istemeseniz de olumsuz etkilenecektir.

Özgürlük hiçbir zaman sınırsız olamaz. Sınırsız özgürlük deliliğe gider. Ben özgürüm çıplak gezerim diyebilir miyiz?! Belki gezersiniz ama o zamanda herkes sizi deli ya da çılgın olarak tarifler.

Bence özgürlüğe yeni açılımlar getirmek gerekiyor. Özgürlük nedir? Nerede başlar, nerede biter, sınırları nelerdir? Özgürlük istediğim her şeyi yapabilirim anlamına gelmemelidir. Özgürlük, bireyin kendi kişisel alanı içerisinde istediği gibi serbestçe hareket edebilme hakkıdır. Diğer kişinin sınırlarına girdiğiniz an özgürlük biter.

Beyin hemisferleri bile özgürlüğünü ilan ettiğinde şizofreni ortaya çıkıyor. Sağlıklı bir ruh hali için her iki beyin yarımküresinin birlikte istişare ederek çalışması gerekiyor. Her beyin yarımküresi başına buyruk özgür hareket ettiğinde ortaya anlamsız tutarsız bir kaos hali çıkmaktadır.

Elbette dijital medya ortamındaki diziler, filmler çok sıkı denetlensin gerekirse yasaklansın hatta özgürlüğümüz kısıtlansın, hayatımız sınırlansın da demiyoruz tabii ki. Ama sorumluluk bilinciyle, normal toplumsal normları, ailevi gelenekleri ve manevi değerleri de unutmamak zorundayız. Evet bir bireyiz ama aynı zamanda ailenin ve toplumun da bir üyesiyiz.

Bence özgürlük; toplumsal etik ve ahlaki kaygıların oluştuğu yerde kendini güncellemelidir.

Neticede toplumsal kaygı oluşturuyorsa sınırlama getirilmeli, kaygı oluşturmuyorsa gereksiz engelleme yapılmamalıdır..

title