Salvador Allende Yazıları

Salvador Allende

Salvador Allende

Salvador Allende Kimdir?

Şilili devlet adamı Salvador Allende, 26 Haziran 1908'de Valparaíso'da dünyaya geldi. Amerika'daki devletler arasında serbest seçimle iktidara gelen ilk Marksist devlet başkanı olmasıyla tarihte kendine yer bulmuştur. Zengin bir aileye mensup olan Allende'nin babası Salvador Allende Castro, annesi ise Dona Laura Gossens Uribe'dir. Marksist düşüncelerle tanışması lise yıllarına denk geldi. Eduardo de la Barra Lisesinde öğrenim görürken Marksist görüşlere ilgi duymaya başladı ve bu konuda kendini geliştirdi. Derslerine de düşkün olan Allende, başarılı bir öğrenciydi. 1926 yılında Şili Üniversitesinde tıp eğitimi almaya başladı. Marksist düşüncelere kendini kaptırarak üniversitede arkadaşlarını Marksizm üzerine tartışmalara davet etti ve kendi küçük grubunu oluşturdu. Düzenli olarak toplanıp ülke meseleleri ve Marksizm gibi konular üzerine kafa yoran bu öğrenci grubu dikkat çekmeye başladı. 1930 yılına gelindiğinde popüleritesi artmış bir öğrenci olan Allende, Şili Öğrenci Federasyonu başkan yardımcısı oldu. Düşüncelerini burada da söylemekten çekinmeyen Allende, Carlos Ibanez aleyhinde yaptığı siyaset yüzünden göze batar hale geldi ve tutuklandı. Okuldan uzaklaştırma da aldı ancak bunların hiçbiri uzun sürmedi çünkü Carlos Ibanez, ülkesinin maddi bunalımı nedeniyle Temmuz 1931'de Arjantin'e kaçmak zorunda kaldı. Diktatörün yıkılması üzerine rahatlayan Allende, 1933 yılında bazı sosyalist arkadaşlarını bir araya getirerek Şili Sosyalist Partisini kurdu. Bu esnada doktorluk diplomasını almış, anatomist-patolog olarak çalışmaktaydı. 1937 yılına kadar parti içinde bölge yöneticiliği ve genel sekreter yardımcılığı gibi çeşitli görevlerde bulundu. 1937'den itibaren milletvekili olan Allende, devletin çeşitli sağlık kurumlarında çalıştı ve Valparaíso Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yaptı. 1939 yılında dönemin devlet başkanı Pedro Aguirre Cerda, Allende'yi Sağlık Bakanlığına atadı. Allende'nin yoksullara karşı iyimser davranışları, halk içinde "Yoksulların Başkanı" olarak anılmasına neden oldu. Sağlık bakanlığı süresince ülkesinin sağlıkla ilgili sıkıntılarına yönelik etkili çalışmalar yapan Allende, sosyal yasalar çıkarılmasında büyük çaba sarf etti. 1943'te Sosyalist Parti Genel Sekreterliği'ne seçildi.

Allende, toplumun alt katlarında yakaladığı popüleriteyi kullanıp seçimleri kazanmayı hedefledi. Birkaç solcu partiyi bir araya getirerek Halk Cephesini kurdu. Bu partiyle girdiği 1952 seçiminde sadece 60 bin oy alabilen Allende, istediği sonucu alamasa da kendine dersler çıkararak daha fazla partiyi bünyesine katmaya çalıştı. Sosyalist, komünist, Hristiyan Demokrat ve Liberallerin de arasında bulunduğu grupları bünyesine dahil ettikten sonra Halk Birliği'ni meydana getirdi. 1952, 1958 ve 1964 seçimlerinde cumhurbaşkanlığına aday oldu ancak başarılı olamadı. 1970 seçimlerinde hedefine ulaşarak oyların yüzde 36,3'ünü aldı ve üçlü bir seçimde çoğunluk sağlanamayınca Kongre'nin ikinci tur oylamasıyla cumhurbaşkanı seçildi. Bu kadar farklı görüşteki insanları bir araya getirebilmesinin nedeni, demokratik bir hukuk devleti kurma hayali ve basın özgürlüğüne verdiği önemdi. Görev süresince "Şili'nin Sosyalizme Giden Yolu" adını verdiği politikayı izledi.

Öncelikli hedefi, Şili'yi işçi sınıfının cumhuriyetine dönüştürmekti. Ülkedeki mallara el koyarak eşit paylaşım için kolları sıvadı. Bu durum büyük tepkiler çekti ve tehditler almaya başladı. Ülke çapında 15 yaşından küçüklere, gebe ve emziren annelere günlük ücretsiz yarım litre süt dağıtılması projesini başlattı. En düşük ücretleri tespit ettirip bu ücretlere zam yaptı, buna karşılık devlet memurlarının maaşını bir üst sınırda sabitledi. Ülkesindeki yabancı işletmeleri satın alarak yerli sermayeye dönüştürdü. Yabancı şirketlerin çoğu Amerikalılara aitti ve bu durum, özellikle bakır madenlerine el konulmasından sonra ABD tarafından hoş karşılanmadı. 1970 Kasım'ında Küba ile diplomatik ilişkilerin yeniden kurulması, ABD ile Şili arasını iyice açtı. 1972 yılına gelindiğinde ABD, gayri resmi olarak Şili'nin iç işlerine müdahalelerini arttırdı ve muhalefeti sıkıştırma yoluna gitti. 1970 yılında ülke içindeki yabancı şirketlerin devletleştirilmesini oy birliğiyle kabul eden muhafazakar muhalefet, 1972'de bu kararın sağlıklı olmadığını düşünerek bundan sonraki devletleştirme politikaları için parlamentonun onayının alınması gerektiğini savundu. Bu düzenlemelerle Allende'nin devletleştirme politikası sekteye uğratıldı. 1973'ün ortasından sonra sağdan ve soldan gelen terör, iç politikadaki dengeyi bozdu. Zırhlı bir birliğin darbe girişimi oldu. 1973 Haziran'ının sonunda parlamentonun çoğunluğu, Allende ve yönetimini yasadışı ilan etti ve kendisini anayasayı birkaç kez ihlal etmekle suçladı.

1973 Ağustos'unda Allende, Silahlı Kuvvetlerin başına General Augusto Pinochet'i getirdi. Pinochet, 11 Eylül 1973 tarihinde CIA'nın desteğiyle bir darbe girişiminde bulundu. Darbe günü askerler, La Moneda Sarayı'nı kuşattığında Allende, istifa etmeyeceğini ilan eden son konuşmasını yaptı. Aynı gün ilerleyen saatlerde ofisinde intihar etti. Ölümünden sonra Pinochet anayasayı geçersiz kılarak askeri bir diktatörlük kurdu. Allende'nin ölümünün kesin koşulları uzun süre tartışmalı kaldı. 2011'de Şili mahkemesi soruşturma başlattı ve cesedi mezardan çıkarılarak uluslararası uzmanlardan oluşan bir ekip tarafından otopsi yapıldı. Otopsi sonuçları, Allende'nin kendisini AK-47 saldırı tüfeğiyle vurarak intihar ettiğini doğruladı. Aralık 2011'de soruşturmadan sorumlu yargıç bu bulguları doğruladı ve 11 Eylül 2012'de Şili temyiz mahkemesi davayı resmen kapattı. Allende'nin ölümünden sonra Şili'de devletleştirme kapsamında alınan bakır madenlerinin tamamı ABD'li şirketlere teslim edildi ve Şili, ABD bağımlısı bir devlet haline geldi.