Lösemiyle Savaşan Oğluna 9 Ay Hastanede Anne Şefkati

Kayseri'de 9 yaşındaki Ertuğrul'a lösemi teşhisi konuldu. Anne Tuğba Deniz, enfeksiyon riskine karşı 9 aydır oğluyla hastane odasında yaşam mücadelesi veriyor, moral için odayı oyun parkına çevirdi. Nakil yapılan Ertuğrul'un iyileşme umudu sürüyor.
Kayseri'de yaşayan Tuğba Deniz, lösemi teşhisi konulan 9 yaşındaki oğlu Ertuğrul'la birlikte 9 aydır hastane odasında adeta yaşam mücadelesi veriyor.
Gözünde çıkan enfeksiyon şikayetiyle hastaneye başvuran 3. sınıf öğrencisi Ertuğrul Deniz'e yapılan tetkikler sonucunda akut miyeloid lösemi (AML) teşhisi konuldu.
Teşhisin ardından Erciyes Üniversitesi KANKA Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Hastanesi'nde tedavi altına alınan oğlunun enfeksiyon kapma riskine karşı 9 aydır dış dünyayla temasını tamamen kesen anne, çocuğunun moralini yüksek tutmak için odayı adeta bir oyun parkına çevirdi.
Bulunduğu servis dışında hastane koridoruna bile çıkamayan anne ile oğlu, 9 ayda Ramazan ve Kurban bayramları dışında evlerine dahi gidemedi.
Kemoterapi kürlerini geride bırakan ve kısa süre önce kök hücre nakli gerçekleştirilen Ertuğrul, fedakar annesinin sevgisiyle savaştığı hastalığı yeneceği günü bekliyor.
"Hastalığı ilk duyduğumda, o akşamın hiç sabahı yok sandım"
İki çocuk annesi 41 yaşındaki Tuğba Deniz, AA muhabirine, lösemi teşhisi konulan oğluyla geçen yılın aralık ayından bugüne kadar hastanede yaşadıklarını söyledi.
Teşhis konulduktan sonra dışarıdaki hayattan izole bir yaşam sürdüklerini dile getiren Deniz, enfeksiyon riskinden dolayı anne ve oğul olarak bir odanın içinde 9 aydır birlikte sürdürdükleri tedavi sürecinde olduklarını anlattı.
Lösemi için nakil yapıldığını ve umutlu bekleyişlerini sürdürdüklerini belirten Deniz, "Hastalığı ilk duyduğumda, o akşamın hiç sabahı yok sandım. Ama o geceden, o karanlıktan beni çekip çıkaran Ertuğrul'du. Aslında baktığımızda ben onun destekçisiymişim gibi görünüyorum ama o benim bu süreçte destekçimdi. Hiç düşmemize izin vermedi. Hep iyi olacağımıza, iyi günlerin geleceğine o beni, ben onu inandırdım. Üzüldüğüm, çocuğumun en güzel yıllarını kapalı bir yerde geçiriyor olması. O çok üzüyor." ifadelerini kullandı.
Deniz, oğlunun hastanede çok sıkılmasından dolayı gerekli izinleri alarak sadece Ramazan ve Kurban bayramlarında evlerine gittiklerini söyledi.
"Eğer çocuk mutluysa anne de mutlu"
Allah'a olan inancıyla sabrettiğini vurgulayan Deniz, şöyle konuştu:
"Annelerin hayatı aslında dört duvarın arasında kalıyor. Dışarıdaki evladından, dışarıda kurmuş olduğu düzenden uzak, çalışan bir insansa işinden uzak, o günlük hayatının rutininden uzak kalıyor. Bütün hayatı, buradaki o makineler, kullanılan ilaçlar ve hastanın vücudunun verdiği tepkiler oluyor. Eğer Ertuğrul o gün iyiyse biz de iyiyiz. Dışarıdan bakıldığında da öyle diyorlar, 'Her gününüz aynı geçiyordur'. Aslında her günümüz aynı geçmiyor. Bu koridorların, odaların keşke dili olsa anlatabilse. Yani keşke her günümüz aynı geçebilse ama her günümüzün aynı geçmediğine dua ettiğimiz çok zaman var. Çünkü eğer çocuk iyi ise anne iyi, çocuk mutluysa anne de mutlu. Eğer çocuk o gün yataktan kalkıp oturabiliyorsa anne için dünyanın her şeyi demek ama çocuk kendinde değilse, hiçbir şeye tepki veremiyorsa asıl o zaman başlıyor buradaki zamanın geçmeyişi. Bakıyorsunuz zaman duruyor. Hiçbir şey yapamıyorsunuz ve elinizden hiçbir şey gelmiyor. Bence en ağırı ve en acısı bu."
"Bugün naklimizin 29. günü"
Deniz, 9 ayı özetleyecek olursa dünyaya bakışının değiştiğini ve hırslarının kaybolduğunu söyledi.
Bu dünyanın kendisine verip verebileceği tek şeyin sağlık olduğunu vurgulayan Deniz, şunları kaydetti:
"Beni bu saatten sonra mutlu edebilecek tek şey sağlıktır. Sağlığın olmadığı hiçbir yerde hiçbir şeyin öneminin olmadığını çok iyi anladım. İnsanın kendi evlatları sağlıklıysa bence dünyanın en büyük zenginliği bu. Hani elimden gelse dışarı çıkıp herkesi tek tek durdurup, 'Sağlıklıysanız hiçbir şeyi takmayın, hiçbir şey için üzülmeyin' demek isterim. Bugün naklimizin 29. günü. İnşallah her şey yolunda giderse 10 ya da 15 gün sonra buradan Ertuğrul'la el ele yürüyerek ve koşarak çıkacağımızı umut ediyoruz."
Deniz, kendilerini yalnız bırakmayan ve her sorunlarında yanlarında olan hastane yönetimi ve çalışanlarına teşekkür etti.













