Mimar Sinan Yazıları

Mimar Sinan
Ünvan: Osmanlı İmparatorluğu'nun Baş Mimarı, Mühendis Ve Matematikçisi
Doğum Yeri: Kayseri / Türkiye
Doğum Tarihi: 29.05.1489 / 17.07.1588
Mimar Sinan Kimdir?
Mimar Sinan, Koca Sinan diye de anılan, Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murat dönemlerinde yaşamış, Osmanlı İmparatorluğu'nun baş mimarı, mühendis ve matematikçisi olan dünyanın en büyük mimar ve yapı sanatçılarından biridir. Doğum adı Sinaneddin Yusuf veya Abdulmennan oğlu Sinan'dır.
Mimar Sinan, 1488 veya 1490 yılında, Kayseri'nin Ağırnas (Agrianos) köyünde dünyaya geldi. Bir taş ustasının oğludur. 1511'de Yavuz Sultan Selim'in hükümdarlığı sırasında devşirme olarak İstanbul'a gelmiş ve Yeniçeri Ocağı'na alınmıştır. Acemi Oğlanlar Ocağı'nda dülgerliği öğrenen Sinan, burada yapı işlerinde görev alırken çağın önde gelen mimarlarının yanında çalışma fırsatı buldu.
1514'te Çaldıran Muharebesi'ne, 1517'de ise Ridâniye Muharebesi'ne katıldı. 1521'de Kanuni Sultan Süleyman'ın Belgrad Seferi'ne Yeniçeri olarak, 1522'de Rodos Seferi'ne Atlı Sekban olarak katıldı. 1526 yılındaki Mohaç Meydan Muharebesi'nden sonra gösterdiği yararlılıklar sebebiyle Yayabaşılığa (Bölük Komutanı) terfi ettirildi. Daha sonra cephane sorumlusu görevi verilen Mimar Sinan, 1529'da Viyana, 1529-1532 arasında Almanya, 1532-1535 arasında da Irak'a düzenlenen Bağdat ve Tebriz seferlerine katıldı. Bu süreçte Zemberekçibaşı ve Başteknisyen oldu.
1533 yılında Kanuni Sultan Süleyman'ın İran Seferi sırasında Van Gölü'nde karşı sahile gitmek için iki haftada üç adet kadırga yapıp donatarak büyük itibar kazandı. Bu başarısı ona Haseki rütbesini getirdi. Bu rütbeyle 1537 Korfu, Pulya ve 1538 Moldova seferlerine katıldı. 1538 yılındaki Karaboğdan Seferi'nde ordunun Prut Nehri'ni geçmesi için 10 günde bir köprü inşa etmesi üzerine, 49 yaşında Hassa Başmimarı olarak atandı. 1539'da Mimar Acem Ali'nin ölümü üzerine Saray Başmimarı olan Sinan, bu görevi ölümüne kadar 49 yıl süreyle sürdürdü.
Daha sonra ordunun yapı ihtiyacını karşılamaya yönelik kollarda çeşitli görevler üstlenen ve bu çalışmalarıyla öne çıkan Sinan, katıldığı yapım ve onarım çalışmalarıyla ve orduyla birlikte sefere gittiği yerlerde gözlemlediği farklı mimari yapılarla kendini eğitti. Orduda edindiği teknik deneyimi, görkemli dini yapılar ile çeşitli sivil yapıların inşasında kullandı.
Osmanlı'nın en güçlü çağında yaşayan ve üç padişah döneminde mimarbaşılık eden Mimar Sinan, imparatorluğun gücünü simgeleyen mimarlık başyapıtlarının tasarlanıp uygulanmasında en büyük rolün sahibiydi. Elli yıla yakın süreyi kapsayan mimarlık görevi boyunca, yapılarında gerçekleştirdiği deneyler ve getirdiği yeniliklerle Osmanlı-Türk mimarlığının bireşim sürecini tamamlayarak arayış aşamasından klasik döneme geçirdi. Anadolu ve Akdeniz kültürlerine sahip çıkan bir Osmanlı-Türk İslam mimarlık bileşimi ortaya çıkaran Mimar Sinan, birçoğu İstanbul'da olmak üzere 81 cami, 51 mescit, 55 medrese, 26 darülkurra, 17 türbe, 17 imarethane, 3 darüşşifa, 5 su yolu, 8 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 hamam olmak üzere 375 eser yapmıştır.
Yeniçeri ordusunda bir asker olarak değil, istihkâm işlerinin idare ve tasarımından sorumlu olarak görev yapan Mimar Sinan'ın ilk yapıtı, 1536-1537 arasında yaptığı Halep'teki Hüsreviye Külliyesi'dir. İstanbul'daki ilk yapıtı 1539'da inşa edilen Haseki Külliyesi olan Sinan'ın, mimarbaşı olduktan sonraki ilk büyük ve önemli yapıtı ise 1543-1548 seneleri arasında yapılan, kendisinin çıraklık dönemi yapıtı olarak tanımladığı İstanbul'daki Şehzade Mehmed Camisi'dir. Daha sonra yaptığı Üsküdar'daki Mihrimah Sultan Camisi'nde yarım kubbelerin sayısı üçe indirilerek daha rahat bir iç mekan elde etmeyi deneyen Sinan'ın, kalfalık dönemi yapıtı olarak adlandırdığı Süleymaniye Camisi ve Külliyesi, Osmanlı-Türk mimarlığının en önemli yapılarından biridir. 1550-1557 yılları arasında yapılan Süleymaniye, Ayasofya ile ortaya çıkan strüktür sorununun Sinan tarafından ikinci kez ele alınışıdır. Darülkurrası, darüşşifası, hamamı, imareti, altı medresesi, dükkânları ve Kanuni Süleyman ile Hürrem Sultan'ın türbeleriyle büyük bir alana yayılmış kentsel bir düzenleme olan Süleymaniye, yedi yıl gibi kısa bir sürede bitirilerek Sinan'ın organizasyon ve örgütlemedeki becerisini de ortaya çıkardı.
Sinan, ustalık dönemi yapıtı olarak nitelendirdiği ve en büyük eseri olan Selimiye Camisi'nde, 31 metreyi geçen çapıyla en büyük kubbesini inşa etti. 86 yaşında yaptığı ve 1575'te tamamlanan Selimiye, strüktür, mekân oluşumu, oranları ve süslemeleriyle Osmanlı'nın en önemli mimari yapılarının başında gelir ve Dünya Kültür Mirası listesindedir.
Sultan III. Murad döneminde Mekke'nin onarımı için Hicaz'a gönderilen Sinan, 1573'te tamamladığı Kasımpaşa'daki Kaptanıderya Piyale Paşa Camisi'nde eski ulucamilerin planına dönüş yaptı. Birçok eski yapının onarımı ve restorasyonunda da görev alan Mimar Sinan, bütün yaşamı boyunca İstanbul, Edirne, Ankara, Kayseri, Erzurum, Manisa, Bolu, Çorum, Lüleburgaz, Kütahya, Gebze, Babaeski, Çorlu, Bolvadin gibi Anadolu kentleriyle Halep, Şam, Sofya, Hersek, Budin, Rusçuk gibi imparatorluğun her yanına dağılmış topraklarda suyolları, çeşmeler, camiler, külliyeler, medreseler yaptı. Bu yapıların bazılarının inşasında bizzat kendisi bulunmasa da öğrencilerini ya da kendine bağlı mimarlar grubunu görevlendirirdi. Yetiştirdiği öğrenciler arasında Sultanahmet Camii'nin mimarı Sedefkâr Mehmed Ağa ve Mostar Köprüsü'nün mimarı Mimar Hayreddin yer alır.
Her zaman işleve, taşıyıcı sisteme, yapının bulunduğu yere göre en uygun olacak biçimi araştıran Sinan'ın yapıları, mimarlık bakımından olduğu kadar mühendislik bakımından da öneme sahiptir. "Ser mimârân-ı cihan ve mühendisân-ı devran" (dünyadaki mimarların ve zaman içindeki mühendislerin başı) şeklinde anılan Sinan'ın yapılarının çoğunun 400 sene sonra bile ayakta duruyor olması, taşıyıcı sistemlerine ve temellerine gösterilen özenden kaynaklanır.
İstanbul'un su sorununu çözmekle görevlendirilen Sinan'ın mühendis yanı su yolları ve köprüleri yaparken ortaya çıktı. Bentleri, tünelleri, su yolları ve su yolu kemerleriyle, uzunluğu 50 kilometreyi aşan ve Kırkçeşme adıyla anılan su yapıları inşa eden Sinan, bu yapıların bazılarında zamanın mühendislik bilgilerini aşan tasarımlara imza attı. Eserleri arasında Büyükçekmece'deki Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü ve Višegrad'daki Sokullu Mehmed Paşa Köprüsü de bulunur.
Mimar Sinan'ın klasik dönem olarak adlandırılan mimarlık anlayışı Ayas, Şecca, Acem Ali, Küçük Sinan, Davut Ağa, Ahmet Ağa, Kemalettin, Yusuf Mehmet Ağa, Süleyman Ağa, Muslihittin, Hüseyin Çavuş, Hacı Hasan, İbrahim gibi mimarlar tarafından sürdürülmüştür. Osmanlı mimarisinin klasik döneminin en büyük ustası kabul edilen Sinan, Batı'da Michelangelo ile karşılaştırılır.
17 Temmuz 1588'de İstanbul'da ölen Mimar Sinan'ın beyaz taşlı, sade bir yapı olan türbesi, Süleymaniye Külliyesi'ndeki Haliç duvarının önündedir. Mezarı 1935 yılında Türk Tarihini Araştırma Kurumu üyeleri tarafından kazılmış ve kafatası incelenmek üzere alınmış ancak sonraki restorasyon kazısında kafatasının yerinde olmadığı görülmüştür.
Mustafa Kemal Atatürk, yapılarının etkisi ölümünden sonra da süren ve her dönemde saygınlığını koruyan Mimar Sinan'ın bilimsel olarak araştırılmasını ve bir heykelinin yapılmasını istedi. 1982'de İstanbul'da bulunan bir devlet üniversitesine onun adı verildi; 2003 yılında adı Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi olarak değiştirildi. 1976'da Uluslararası Astronomi Birliği'nin kararıyla Merkür'deki bir kratere Sinan Krateri adı verilmiştir.