Özgenç:üak'nın Yapısı Revize Edilecek

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

" Sorusuna Karşılık Şöyle Dedi:

" sorusuna karşılık şöyle dedi:

"ÜAK'ın yapısı bir karar almaya, bir konuyu sağlıklı bir şekilde müzakere etmeye elverişli değil. ÜAK'ın bu şekilde yapılanmasının öngörüldüğü kanun metninin kabul edildiği tarihte Türkiye'de 20 üniversite, 20 rektör, 20 temsilci ve 40 kişiden oluşan bir kurul vardı. Bugün 130'un üzerinde üniversiteye sahibiz"

Özgenç, mevcut mevzuat uyarınca ÜAK'ın üye sayısının 260 kişiden az olmadığına işaret ederek, Kurulun, ayda bir defa veya iki ayda bir defa bir araya gelerek bir konuyu yeterince tartışmasını, o konuya vakıf olmasını ve sağlıklı bir karar almasını beklemenin fiilen mümkün olmadığını vurguladı ve "Bu nedenle ÜAK'yı daha fonksiyonel kılabilecek bir revizyon gerçekleştirmeyi düşünüyoruz. Bu düşünce de ÜAK üyelerinin iradesinin bir yansımasıdır" diye konuştu.

Bir soru üzerine, ÜAK'nın üye sayısıyla ilgili planlanan modelin, "üye sayısını yarıya düşürmek" olduğunu belirten Özgenç, "Fakat bir ikinci model daha düşünüyoruz" diyerek şöyle konuştu:

''Fakat şu anda YÖK Genel Kurulunda bu konuya ihtiyatla yaklaşıldı. Üniversiteler kuruluş sırasına göre 10'ar kişilik gruplar oluştursunlar. Bu 10'arlı gruplardan birer kişinin katılımıyla bir komisyon oluşsun ÜAK bazı yetkilerini bu komisyon marifetiyle yürütsün. Kurul'un daha fonksiyonel olabilmesi için ÜAK ile paylaştık, ÜAK, buna hayır demedi, olabilir dendi ama daha karar aşamasına gelmiş değil. YÖK'te üniversite sayısınca temsilcinin katılımına yönelik bir karar çıktı. Ama bunun daha da azalmasına yönelik öneri konusunda henüz bir karar verilmiş değil. 130 kişiyle yılda 2-3 defa toplanacak, ama komisyonlar daha sık toplanacak."

Yeni düzenlemeye göre, ÜAK'ın rektörlerden oluşacağını bildirirken, "Harp Akademileri Komutanlığı ve Polis Akademisi Başkanlığı ÜAK'da temsilci bulundurabilecekler midir?" sorusunu da yönelten Özgenç, şöyle devam etti:

"Bunun cevabı bu metinde değil. Bunun cevabı, bu kurumların üniversiter bir kurum olup olmamasındadır. Eğer bu kurumlar üniversiter bir kurumsa bu kurumların rektörleri ÜAK üyesi olacaktır. Buradaki problem 2547 sayılı kanunda yaptığımız bir düzenlemeyle çözülecek bir problem değil. Burada problem, Polis Akademisi'nin yönetimine dair hükümlerdedir. Polis Akademisi'nin yönetimi bir akademisyen tarafından gerçekleştirilmiyor. Polis Akademisi'nin başkanı bir üniversite rektörü gibi işin başına gelmiyor, atama yöntemiyle iş başına geliyor.

Şunu yapmayı düşünüyoruz; bu şekilde bir düzenlemeyle üniversite olma iddiasında bulunan bu kurumların üniversite olmanın gereklerine uygun olarak kuruluş kanunlarını değiştirmelerini hedefliyoruz. Burada harekete geçen biz olmayalım, harekete geçen onlar olsun. Kendileri desinler ki 'Biz üniversiteyiz' Bir üniversitenin nesi vardır? Üniversitenin bir senatosu vardır, rektörü vardır. Bu kurumların da bir rektörü olsun, rektör nasıl işbaşına geliyorsa bu kurumlar bakımından da yöneticiler aynı usulle iş başına gelsin. Mevcut haliyle değil. Böyle bir düzenleme, bu kurumların hukuki yapılarında yönetim organlarının belirlenmesine yönelik hukuki düzenlemesinde değişiklik yapılmasını zorunlu kılacaktır. Bir üniversite yapısına uygun bir yapı gerçekleştirirlerse buyursun gelsinler."

Özgenç, "Bu konuda kurumların ne düşündüğü?" sorusuna karşılık olarak, kurumların bu konunun ele alınması gerektiğini düşündüklerini belirtti.

Kaynak: AA