Evliya Çelebi Yazıları

Evliya Çelebi

Evliya Çelebi

Doğum Yeri: İstanbul / Türkiye

Doğum Tarihi: 1.01.1611

Evliya Çelebi Kimdir?

Asıl adı Derviş Mehmed Zillî olan Evliya Çelebi, 25 Mart 1611'de İstanbul Unkapanı'nda doğdu. Babası Derviş Mehmed Zillî, sarayda kuyumcubaşıydı ve I. Süleyman'dan I. Ahmed'e kadar birçok padişaha hizmet etmişti. Evliya Çelebi'nin ailesi aslen Kütahyalı olup, İstanbul'un fethinden sonra Unkapanı yöresine yerleşmişti. Annesi Abhaz asıllıydı; annesinin kardeşi Melek Ahmed Paşa'nın himayesinde büyüdü. Amcası Firâki Abdurrahmân Çelebi'dir.

İlköğrenimini mahalle mektebinde gördükten sonra Şeyhülislam Hamit Efendi Medresesi'nde yedi yıl okudu, ardından Enderun'a devam etti. Burada sarf, nahiv, kâfiye ve hüsn-ü hat derslerinin yanı sıra Musâhip Derviş Ömer Ağa'dan musiki öğrendi. Özel hocalardan Kur'an, Arapça, güzel yazı, beden eğitimi ve yabancı dil dersleri aldı; Kur'an'ı ezberleyerek hafız oldu. Babasından tezhip, hat ve nakış öğrendi. Öğrenimini bitirdikten sonra 25 yaşında Ayasofya Camii'nde mukabele okurken IV. Murad'ın iradesiyle saraya alınıp musahipler arasına katıldı. Dayısı Melek Ahmed Paşa, Ruznâmeci İbrahim Efendi ve Hattat Hasan Paşa'nın yardımıyla saraya giren Evliya Çelebi, zekâ ve güzel konuşma kabiliyeti sayesinde IV. Murad'ın teveccühünü kazandı ve bu yüzden çok yüksek görevlere getirilmesi düşünülüyordu.

Evliya Çelebi, Seyahatname'nin girişinde seyahate duyduğu ilgiyi anlatırken bir gece rüyasında İslam peygamberi Muhammed'i gördüğünü, ondan "şefaat ya Resulallah" diyerek şefaat isteyecek yerde şaşırıp "seyahat ya Resulallah" dediğini, bunun üzerine kendisine gönlünce gezme ve uzak ülkeleri görme imkânı verildiğini yazar. Bu rüya üzerine 1630'da önce İstanbul'u dolaşmaya, gördüklerini ve duyduklarını yazmaya başladı. 1640 başlarında Bursa'ya, Temmuz 1640'ta İzmit'e gitti; 1645'te Kırım'a Bahadır Giray'ın yanına gitti. Yakınlık kurduğu devlet büyükleriyle uzak yolculuklara çıktı, savaşlara ulak olarak katıldı. 1645'te Yanya'nın alınmasıyla sonuçlanan savaşta Yusuf Paşa'nın yanında görevli bulundu. 1646'da Erzurum Beylerbeyi Defterdarzade Mehmed Paşa'nın muhasibi oldu; Doğu illerini, Azerbaycan ve Gürcistan'ın bazı bölgelerini gezdi. Revan Hanı'na mektup götürüp getirmekle görevlendirildi, bu sebeple Gümüşhane ve Tortum yörelerini dolaştı. 1648'de İstanbul'a dönerek Mustafa Paşa ile Şam'a gitti ve üç yıl bölgeyi gezdi. 1651'den sonra Rumeli'yi dolaşmaya başladı, bir süre Sofya'da bulundu. 1667-1670 arasında Avusturya, Arnavutluk, Teselya, Kandiye, Gümülcine ve Selanik yörelerini gezdi. Seyahatlerini Melek Ahmed Paşa, Defterdarzâde Mehmed Paşa, Köse Ali Paşa, Köprülü Mehmed Paşa ve Kırım Hanı gibi devlet büyüklerinin refakatinde yaptı; onların imam, müezzinlik ve iç ağalıklarında bulunarak haber götürme göreviyle İstanbul'a ve başka yerlere gidip geldi.

Evliya Çelebi, Seyahatname'sinde gezip gördüğü yerleri kendi üslubuyla anlatmaktadır. 10 ciltlik Seyahatname, bütün görmüş ve gezmiş olduğu memleketler hakkında önemli bilgiler içerir; Türk kültür tarihi ve gezi edebiyatı açısından önemli bir yere sahiptir. Elli yılı aşkın süreyle yaptığı seyahatleri 10 ciltte toplamıştır. Hayatı boyunca gezdiği şehir sayısı 257'dir. Seyahatlerin tarihleri ve kitabındaki cilt sırası şöyledir: 1630 - İstanbul ve çevresi; 1640 - Anadolu, Kafkaslar, Girit ve Azerbaycan; 1640 - Suriye, Filistin, Ermenistan ve Rumeli; 1655 - Doğu Anadolu, Irak ve İran; 1656 - Rusya ve Balkanlar; 1663/1664 - Macaristan'da askeri seferler; 1664 - Avusturya, Kırım ve ikinci kez Kafkaslar; 1667-1670 - Yunanistan ve ikinci kez Kırım ve ikinci kez Rumeli; 1671 - Hac için Hicaz, Mekke ve Medine; 1672 - Mısır ve Sudan.

Evliya Çelebi, 50 yılı kapsayan bir zaman dilimi içinde gezdiği yerlerde toplumların yaşama düzenini ve özelliklerini yansıtan gözlemler yapmıştır. Bu geziler yalnız gözlemlere dayalı aktarımlar değil, araştırmacılar için önemli inceleme ve yorumlara da olanak sağlar. Seyahatname'nin içerdiği konular insanla ilgili her şeyi kapsar. Üslup bakımından, Evliya Çelebi'nin o dönemdeki Osmanlı toplumunda, özellikle divan edebiyatında yaygın olan ağdalı düzyazı geleneğine uymadığı, daha çok günlük konuşma diline yakın, akıcı, sürükleyici, yer yer eğlenceli ve alaycı bir dil benimsediği görülür. Gezdiği yerlerde gördüklerini ve duyduklarını yalnız aktarmakla kalmamış, kendi yorumlarını ve düşüncelerini de katarak gezi yazısına yeni bir içerik kazandırmıştır. Anlatımda zaman kavramını ortadan kaldırarak geçmişle geleceği, şimdiki zamanla geçmişi iç içe sunar. Eserde öyküler, türküler, halk şiirleri, söylenceler, masallar, maniler, ağız ayrılıkları, halk oyunları, giyim-kuşam, düğün, eğlence, inançlar, komşuluk bağlantıları, toplumsal davranışlar, sanat ve zanaat varlıkları önemli yer tutar. Ayrıca yörenin evlerinden cami, mescit, çeşme, han, saray, konak, hamam, kilise, manastır, kule, kale, sur, yol, havra gibi yapılarından söz eder; bunların yapılış yıllarını, onarımlarını, yapanı ve yaptıranı anlatır. Değişik yöre insanlarının yaşama biçimlerine, tarımla ilgili çalışmalarından süs takılarına ve çalgılarına kadar ayrıntılı bilgi verir. Eserin bazı bölümlerinde gezilen bölgenin yönetiminden, eski ailelerinden, ileri gelen kişilerinden, şairlerinden ve çeşitli görevlilerinden söz edilir. Dil bakımından da önemli olan eserde, yazar gezdiği yerlerde kullanılan kelimelerden örnekler verir; bu örnekler dil araştırmalarında kelimelerin kullanım ve yayılma alanını belirlemede yararlı olmuştur.

Evliya Çelebi'nin Seyahatname'si çok ün kazanmasına rağmen ilmi bakımdan geniş bir inceleme konusu yapılmamıştır. Kendisi hiç evlenmemiş, elde ettiği tüm hediyeleri, para ve ganimet mallarını kız kardeşlerine harcamıştır. 1685 yılından sonra Mısır'da öldüğü tahmin edilmektedir. Ölüm yeri ve mezarı bilinmemektedir; kabrinin bir ihtimal Lohusa Sultan Türbesi yanındaki Meyyit Mezarlığı'nda ailesi yanında olduğu düşünülmektedir. UNESCO tarafından doğumunun 400. yılı münasebetiyle 2011 yılı Evliya Çelebi Yılı ilan edilmiştir.