Zuhal Sönmezer

Söz hakkı başkadır, haddini bilmek başka!

09.02.2026 01:07
Haber Detay Image

Herkes kendi mesleği hakkında konuşabilir. Hatta konuşmalıdır da. Bilgi paylaşımı, eleştiri ve tartışma; sağlıklı bir kamusal alanın vazgeçilmezidir. Ancak bu özgürlük, başka mesleklerin, başka deneyimlerin ve özellikle de yıllarını bir alana vermiş insanların emeğini yok sayma hakkını beraberinde getirmez. İletişimde esas olan, fikrini söylemek kadar haddini bilmektir.

Herkesin bir sözü var, ama…

Bugün gerek dijital mecralarda gerek gündelik hayatta en çok yitirilen şey, saygı dilidir. Herkesin bir sözü var; ama o sözün nasıl söylendiği, neye ve kime temas ettiği çoğu zaman göz ardı ediliyor. Oysa iletişim, yalnızca konuşmayı kapsamaz. İletişim aynı zamanda karşısındakini hesaba katabilme becerisidir.

Özellikle dijital ortamlar bu sınırların hızla aşılabildiği alanlar hâline geldi. Klavye başında kurulan cümleler, yüz yüze söylenemeyecek kadar hoyrat olabiliyor. Eleştiri ile küçümseme arasındaki çizgi bilinçli biçimde silikleştiriliyor. Bilgiye, bağlama ve emeğe dayanan eleştiri; yerini, çoğu zaman yüksek sesli ama içi boş yargılara bırakıyor.

Ancak sorun yalnızca dijital alanlarla da sınırlı değil. Aynı dil, toplantı odalarında, panellerde, sınıflarda ve birebir sohbetlerde de karşımıza çıkıyor. Yüz yüze iletişimde, göz göze gelmenin getirdiği sorumluluk dahi bazen ölçüyü korumaya yetmiyor. Unvanlara, deneyime ya da emeğe rağmen söz kesmeler, küçümseyici tonlar ve üstten bakışlar, iletişimi bir fikir alışverişi olmaktan çıkarıp güç gösterisine dönüştürüyor.

Saygı dili, ortamdan bağımsızdır.

Saygılı bir dil ve dengeli bir üslup ekran arkasında da masanın etrafında da geçerlidir. Bir alanda yeni olmak ayıp değildir; soru sormak, itiraz etmek, hatta yanlış yapmak da. Ayıp olan, o alanı yıllarca inşa etmiş insanlarla aynı cümlede konuşurken ölçüyü kaybetmektir. Dijital iletişim hiyerarşileri görünmez kılabilir ama emeği ortadan kaldırmaz. Mesafeyi kısaltır, sorumluluğu ise artırır.

Belki de yeniden hatırlamamız gereken şey şu:

Herkes konuşabilir, evet. Ama herkes aynı sorumlulukla konuşmak zorunda. Saygı, susmak değildir. Saygı, sözü yerinde, doğru tonda ve doğru kişiye yöneltebilmektir. İletişimde asıl ustalık da tam olarak burada başlar.

Ve unutulmamalıdır ki, emek görmeyen bir dil, kimseyi ikna etmez.

Yazarın Tüm Yazıları