Küreselleşme ve finansal entegrasyon süreçlerinin belirginleşmesi ile birlikte ulusal makro ekonomik göstergelerin yanısıra uluslararası göstergelerde takip edilmektedir. Merkez bankalarının uyguladığı para politikası uygulamaları ve borsalardaki gelişmelerin yanısıra metal fiyatlarındaki değişiklikler politik karar vericiler ve yatırımcılar tarafından takip edilmektedir. Metal fiyatlarındaki değişiklikler son yıllarda küresel ekonominin gidişatı hakkında sinyal veren en önemli göstergelerin başında gelmektedir. Altın, gümüş, bakır ve platin gibi metallerin fiyatlarındaki değişiklikler kamuoyu tarafından en çok takip edilen konuların başında gelmektedir. Metal fiyatlarındaki hareketleri belirleyen bazı önemli hususlar aşağıdaki noktalarda özetlenebilir:
Belirsizlik ve kaotik ortam altın fiyatlarını belirlemektedir.
Değerli metal fiyatlarının artmasına neden olan en önemli gelişme, küresel belirsizlikler, ticaret savaşları ve ülkeler arası savaşlardır. Belirsizlik ve kaotik ortam ortaya çıktığında yatırımcılar başta altın olmak üzere tasarruflarını değerli metallere yönlendirmeyi tercih ederler. Değerli metaller risk algısının yüksek olduğu dönemlerde güvenli liman olarak algılanır. Rasyonel yatırımcılar, tasarruflarını farklı reel ve finansal enstrümanlara yatırmayı tercih ederler. Risk algısının yükselmesi ile portföy bileşimleri ağırlıklı olarak değerli metallere yönlendirilir.Geleceğe ilişkin belirsizlik düzeyi arttıkça tasarruf sepeti içerisinde değerli metallerin payı artırılmaktadır.Son dönemlerde, Orta Doğu, Latin Amerika ve Pasifikte gergin bir ortam yaşanmaktadır. Öte yandan Rusya- Ukrayna Savaşı'nın yakın bir tarihte nihayete ereceğine ilişkin iyimser beklentilerde bulunmamaktadır.
Altın merkez bankalarının rezerv çeşitlendirmede tercih ettiği araçlardan birisidir.
Altın, merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme stratejilerini uygularken kullandıkları temel araçlardan birisidir.Gelişmekte olan ülkelerin merkez bankaları rezervlerini güçlendirmek ve çeşitlendirmek için altın taleplerini artırmaktadırlar. Bu tercih altın fiyatları üzerinde yükselme istikametinde baskı oluşturmaktadır. Merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme ve rezerv biriktirme stratejilerinden söz ederken, BRICS ülkelerinin tutumundan söz etmek gerekmektedir. BRICS, dünya ekonomisinde yeni bir yapılanmayı ifade etmektedir. Bu yapılanmaya katılan ülkeler küresel ticaret üzerinde etkili olmaya çalışmaktadırlar. Bu hedef doğrultusunda ABD Doları yerine altın tercih edilmektedir. BRICS ülkelerinin değerli metal taleplerini artırması fiyatların yukarı yönlü hareketini artırmaktadır.
Faiz oranlarındaki değişikler altın talebini etkilemektedir.
Değerli metaller temel yatırım araçlarından birisidir. Bireyler portföylerini oluştururken değerli metallere de belirli bir pay ayırmayı tercih ederler. Portföy bileşiminin önemli kalemlerinden birisi de mevduattır. Faiz oranlarının artması ile birlikte mevduat talebi artmakta, faizlerin düşmesi ile birlikte ise, mevduat cazibesini yitirmektedir. Son zamanlarda gelişmiş ve gelişmekte olan çoğu ülkede politika faizlerinin düşürülmesi politikası uygulanmaktadır. Faiz oranlarının düşürülmesi, genişletici para politikası anlamına gelmektedir. Faiz oranlarının düşürülmesi ile birlikte kredi maliyetleri düşeceğinden ekonomide pozitif bir ortam oluşmaktadır.Ancak faiz oranlarının düşmesi sonucu alternatif yatırım araçları öne çıkmaktadır. Bireyler faizler düştüğünde değerli metallere yönelik taleplerini artırırlar. Değerli metal fiyatlarına ilişkin talebin artması bu varlıkların fiyatlarına artış yönünde baskı oluşturur.Değerli metal fiyatlarının artığını gören yatırımcılar sürü psikolojisi güdüsü ile hareket ederek para kazanmak için bu enstrümana olan taleplerini artırırlar. Yoğun talep baskısı aşırı fiyat artışlarına neden olmakta hatta zaman zaman balon artışlar olarak ifade edilen olgunun ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Yoğun fiyat artışlarından sonra ortaya çıkan sakinleşme eğilimleri, beraberinde metal piyasası oynaklığı konusunu gündeme getirmektedir. Fiyat düşüşleri karşısında paniğe kapılan küçük yatırımcılar görece kayda değer servet kayıpları yaşamaktadırlar. Finansal serbestleşmenin alabildiğine arttığı günümüz dünyasında finansal sistem üzerinden yatırım yapmak isteyen mikro tasarruf sahiplerinin mutlak surette belirli aralıklarla finansal okur yazarlık eğitimi almaları gerekmektedir.
Değerli metal arzı ile talebi arasındaki denge fiyatları belirler.
Değerli metallerin önemli bir bölümü farklı üretim kollarında girdi olarak kullanılmaktadır. Üretimin arttığı dönemlerde arz- talep dengesizliği ortaya çıkabilmektedir. İktisatta basit bir kural vardır: Girdi talebinin artması halinde girdi arzının zamansal gecikme ile cevap vermesi fiyat artışlarını tetikler. Değerli metal talebi ile değerli metal arzı arasındaki makas arttıkça, bu varlıkların fiyatları da yükselmektedir.
Trump'ın söylemleri altın talebini etkilemektedir.
Değerli metal fiyatlarındaki değişiklikler konusunda ABD ekonomisindeki değişmeler ve Başkan Trump'ın açıklamalarının oldukça etkili olduğunu ifade etmek gerekir. Trump'ın korumacı dış ticaret uygulamaları hakkındaki söylemleri ve dünyanın farklı bölgelerindeki ülkelere yönelik tehdit içerikli açıklamaları tedirginlik eğilimlerini artırmaktadır. Küresel güvenlik riskinin artması, değerli metallerin güvenli liman özelliğini öne çıkarmaktadır. Trump'ın açıklamalarının yanısıra ABD ekonomisinde para politikasına ilişkin uygulamalar ve parasal otoritenin tutumuna ilişkin beklentiler de yatırımcı davranışlarını doğrudan etkilemektedir. Son günlerde Fed başkanlığına yapılacak atama konusu küresel ölçekte dikkatle takip edilmektedir. Trump, Fed başkanlığı için Kevin Warsh'ı aday göstermiştir. Warsh, ABD Merkez Bankası Fed'in eski yönetim kurulu üyelerinden birisidir. Warsh merkez bankacılığı konusunda deneyimli bir kişidir. Ancak piyasada bu bürokratın çok keskin faiz indirimlerine girişmeyeceği yönünde bir beklenti bulunmaktadır. Piyasa bu beklentilerini oluştururken Warsh'ın faiz kararları konusundaki duruşunu esas almıştır. Warsh'ın keskin faiz indirimlerinden kaçınacağı yönündeki beklentiler altın fiyatlarının aşağı yönlü hareketini tetiklemekte etkili olmuştur.
Altın fiyatları doğrudan merkez bankalarının kontrolünde değildir.
Değerli metal fiyatları ile ilgili değerlendirmelerde bulunurken bu konuda merkez bankalarının doğrudan bir etkisinin olmadığını söylemek gerekir. Merkez bankaları makro ekonomik koşulları gözeterek elindeki çeşitli para politikası araçlarını kullanıp ekonomik dengeleri etkilemeye çalışır. Altın ya da diğer değerli metaller merkez bankalarının para politikası araçları arasında yer almaz. Merkez bankaları rezervlerini güçlendirmek amacıyla altın rezervlerini artırabilirler. Dolayısıyla, değerli metal talebinin artması bu varlıkların fiyatlarını artırarak yatırımcı davranışlarını değiştirebilir. Öte yandan yukarıdaki ifade ettiğimiz gibi merkez bankalarının faiz kararlarındaki değişiklikler de altın fiyatlarının etkileyebilir. Şöyle ki, politika faiz oranlarındaki değişikler altın talebini değiştirebilir. Örneğin, politika faiz oranlarının azalması ya da bu konuda bir beklentinin varlığı halinde tasarruf sahipleri alternatif yatırım araçlarından birisi olan değerli metallere yönelmeyi tercih edebilirler.
SWIFT uygulaması küresel sistemde politik baskı aracı olarak kullanılabilmektedir.
Değerli metal talebi konusu ele alınırken SWIFT uygulamasının uluslararası düzeyde politik baskı aracı olarak kullanılabildiği hususunu vurgulamak gerekir. SWIFT, paranın farklı ülkeler arasında aktarımını, diğer bir ifade ile bankalar aracılığı ile ülkeler arası ödemelerin yanı sıra aynı ülkede yabancı para cinsinden gerçekleştirilecek ödemeleri kolaylaştıran bir işbirliğini ifade eder. Batılı ekonomilerdeki bankaların katkısı ile bu sistem tesis edilmiştir. Bu yapının merkezi Brüksel'dir. Sistemi domine eden en önemli ülke ABD'dir. Bu yapı sayesinde günlük bazda milyonlar ile ifade edilecek sayıda işlem tesis edilmektedir. Görünürde küresel düzeyde fon transferini kolaylaştırmakgibi oldukça masum gözüken bir amaçla kurulan bu yapı, ABD tarafından özellikle gelişmekte olan ülkeler üzerinde politik baskı silahı olarak kullanılabilmektedir. ABD bu yapı içerisinde dominasyonu en yüksek ülkedir. ABD değişik gerekçeler ile herhangi bir ülke ile uzlaşmazlık yaşadığında bu ülkeyi SWIFT uygulamasının dışına atabilmektedir. Bu tür bir cezalandırma ülkelerin uluslararası ticaret yapmasının engellenmesi anlamına gelmektedir. İhracattan mahrum kalmak ülkelerin başta döviz darboğazı sorunu olmak üzere oldukça ciddi makro ekonomik problemler yaşamasına yol açmaktadır. Doların hegemonyasından kurtulmak isteyen ülkeler, BRICS gibi yeni işbirliği modelleri geliştirerek ticari partner konumundaki ülkelerin ulusal parası üzerinden ödeme yapmaya ya da alternatif ödeme sistemlerini geliştirmeye çalışmaktadırlar. Değerli madenler, işbirliğine dahil ülkeler arasındaki ödemelerde kullanılabilecek güvenilir başka bir enstrüman olarak gündeme gelmektedir. Dolar ve gelişmiş ülkelerin ulusal paralarının arzı doğrudan bu ülke merkez bankaları tarafından yapılmaktadır. Bu imkan uluslararası rezerv niteliği olan para gücüne sahip ülkelere ciddi miktarda haksız bir senyoraj geliri sağlamaktadır. Altın arzının tek bir merkez bankasının tekeline verilememesi, herhangi bir merkez bankasının haksız bir para arzı silahı elde etme imkanını ortadan kaldırmaktadır. Bu durum adil küresel ticaret sisteminin tesis açısından oldukça anlamlıdır.
Piyasalarda tedirginlik eğilimlerinin olmadığı ve küresel hoşgörü ortamının tesis edildiği günlere erişmek dileğiyle saygılarımı sunarım.









