Mermer sektörünün içinde olan herkesin son yıllarda aynı cümleleri farklı şekillerde söylediğini düşünüyorum: Maliyetler arttı, iş yapmak zorlaştı, personel bulmak zorlaştı, tahsilatlar uzadı ve eskisi kadar kazanamıyoruz.
İstanbul Ticaret Odası 62. Komite Mermer-Maden seçimleri kapsamında yaptığımız çalışmalar sırasında çok sayıda sektör temsilcimizle bir araya gelme fırsatı buldum. Farklı firmaların yöneticilerini dinledik, fabrikaları ziyaret ettik, sektörümüzün bugününü ve geleceğini konuştuk.
Her görüşmenin konusu farklı olsa da ortaya çıkan tablo büyük ölçüde aynıydı.
Mermer sektörünün artık yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda bir dayanışma sorunuyla da karşı karşıya olduğunu görüyorum.
İstanbul’da geçmişte mermer sektörünün önemli üretim noktaları olan birçok bölgenin bugün farklı sektörlere hizmet verdiğini görüyoruz. Anadolu ve Avrupa yakalarında mermer firmalarının yoğun olarak faaliyet gösterdiği bölgeler zaman içerisinde değişti. Birçok meslektaşımız ise üretimini çevre illere taşıdı.
Bunun tek bir sebebi yok.
Yüksek kira maliyetleri, personel bulma sıkıntısı, artan üretim giderleri ve fabrikaların mevcut şartlarda yeterli karlılığı sağlayamaması, işletmelerimizi farklı arayışlara yöneltiyor. Bir işletme için sadece üretim yapmak yeterli değil; üretimin sürdürülebilir olması, çalışan bulunabilmesi ve yapılan işin karşılığının alınabilmesi gerekiyor.
Bugün bunların her birinde ciddi sıkıntılar yaşıyoruz.
Bir başka konu ise beni özellikle düşündürüyor.
Sektörümüzün bugünlere gelmesinde büyük emeği olan, yıllarca mermer ticaretinin içinde bulunmuş birçok büyük firmamız ve sektör büyüğümüz artık yorulmuş durumda. Nakit akışındaki sıkıntılar, düşük karlılık ve piyasadaki rekabet şartları, yıllarını bu işe vermiş insanları dahi “Artık bıraksam mı?” noktasına getirebiliyor.
Oysa onların sektörden çekilmesi sadece bir firmanın kapanması anlamına gelmiyor.
Beraberinde yılların tecrübesi, ticari ilişkileri ve mesleki hafızası da kayboluyor.
Bu nedenle sektörümüzde bir neslin tecrübesini diğer nesle aktarabileceği daha güçlü bir iletişim ortamı oluşturmamız gerektiğine inanıyorum.
Birbirimize Ulaşamayacak Kadar Büyük Bir Sektör Değiliz
Mermer sektörüne dışarıdan bakıldığında çok büyük ve dağınık bir sektör olduğumuz düşünülebilir. Ancak işin içine girdiğimizde birbirimizi tanıyabileceğimiz, aynı masa etrafında toplanabileceğimiz bir camia olduğumuzu görüyoruz.
Aslında önemli bir avantajımız var.
Birçoğumuz aynı sorunları yaşıyoruz.
O zaman neden bu sorunları birlikte konuşmayalım?
Neden aynı problemi yaşayan firmalar olarak ortak çözümler geliştirmeyelim?
Bence artık sektör toplantılarını yalnızca bir araya gelip sorunların anlatıldığı ortamlar olmaktan çıkarmamız gerekiyor. Konuştuğumuz konuların takipçisi olmalı, uygulanabilecek çözümleri belirlemeli ve sonuçlarını birlikte değerlendirmeliyiz.
Mermer ihracatçı birliklerinde, meslek odalarında ve sektör derneklerinde daha fazla söz sahibi olmamızın da önemli olduğunu düşünüyorum. Bu yapılar, sektörümüzün ortak meselelerini gündeme taşıyabileceğimiz ve kamu kurumlarıyla daha güçlü iletişim kurabileceğimiz önemli platformlar.
Fakat bunun için önce sektör olarak birbirimize güvenmemiz gerekiyor.
Rekabet Ederken Birbirimizi Kaybetmemeliyiz
Elbette her firma kendi ticaretini yapacak ve piyasada rekabet edecek. Bu, işin doğasında var.
Ancak rekabet etmek ile birbirimize destek olmak birbirinin karşıtı değil.
Özellikle malzeme tedariki, lojistik, personel ve bazı ortak ihtiyaçlarda daha fazla dayanışma içinde olabiliriz. Birlikte hareket ettiğimiz zaman satın alma gücümüz artabilir, bazı maliyetleri aşağı çekebilir ve birbirimizin tecrübelerinden faydalanabiliriz.
Bunun için büyük projelere veya çok büyük organizasyonlara her zaman ihtiyacımız yok.
Bazen birkaç sektör temsilcisinin bir araya gelip açıkça konuşması bile önemli bir başlangıç olabilir.
Benim için seçim sürecinde yaptığımız ziyaretlerin ve görüşmelerin en değerli tarafı da bu oldu. Meslektaşlarımızı sadece seçim dönemlerinde değil, sektörün her döneminde dinlememiz gerektiğini bir kez daha gördüm.
İstanbul Ticaret Odası’nda veya sektörümüzün diğer temsil platformlarında görev almanın asıl anlamının da burada olduğuna inanıyorum.
Sektör temsilciliği, yalnızca bir makam veya unvan değil; meslektaşının derdini dinlemek, sorununu gündeme taşımak ve çözüm için takipçi olmaktır.
Bugün mermer sektörünün ihtiyacı olan şey de tam olarak budur.
Daha fazla iletişim.
Daha fazla dayanışma.
Daha fazla ortak akıl.
Çünkü hepimizin ayrı ayrı güçlü olması önemli, ancak birlikte hareket ettiğimiz zaman çok daha güçlü olabiliriz.
Türkiye’nin mermer konusunda dünyada önemli bir yeri var. Elimizde güçlü bir sektör, büyük bir üretim kültürü ve yılların oluşturduğu ciddi bir tecrübe bulunuyor.
Bize düşen görev, bu birikimi kaybetmemek ve gelecek nesillere daha güçlü bir sektör bırakmak.
Ben buna inanıyorum:
Sorunlarımızı birlikte konuşursak çözüm yollarını da birlikte bulabiliriz.
Mermer sektörünün geleceği için artık birbirimize biraz daha fazla kulak verme, aynı masanın etrafında daha fazla buluşma ve sözden öte, sahada birlikte hareket etme zamanı.










