Dijital dünyada yaklaşık 17 yıldır çalışıyorum. Bu süreçte birçok platformun doğuşuna, büyümesine, alışkanlıklarımızı değiştirmesine ve zaman zaman da popülerliğini kaybetmesine tanık oldum.
Instagram’ın hayatımıza ilk girdiği yılları hatırlıyorum. Fotoğraf paylaşıyor, birkaç filtre uyguluyor, beğeni sayılarını takip ediyorduk. O dönemlerde Instagram’ın bir gün YouTube’a rakip olabilecek video formatları üzerinde çalışacağını söyleseler, muhtemelen pek çoğumuz inanmazdık.
Ama bugün geldiğimiz nokta tam olarak bu.
Instagram, 90 dakikaya kadar yatay video paylaşımına imkân tanıyan Features adlı yeni bir formatı test ediyor.
Bu haberi gördüğümde aklıma ilk gelen şey video süresi olmadı. Asıl düşündüğüm, Instagram’ın kullanıcı alışkanlıklarını ne kadar değiştirebileceğiydi.
Çünkü yıllardır sosyal medya tarafında gördüğüm bir gerçek var: Bir platformun yeni bir özellik sunması kolay, insanların o özelliği günlük hayatının parçası haline getirmesi ise oldukça zor.
Instagram neden uzun videoya yöneliyor?
Bence bunun cevabı aslında çok basit. Instagram artık kullanıcılarının başka platformlara gitmesini istemiyor.
Bugün Instagram’da bir röportajın kısa bir bölümünü izliyoruz. İlgi çekici bulduğumuzda tamamını YouTube’da arıyoruz. Bir eğitim videosuna denk geliyoruz, devamı için başka bir bağlantıya tıklıyoruz.
Instagram, kullanıcıların bu yolculuğunu kendi içerisinde tamamlamasını istiyor.
Burada yalnızca YouTube’la rekabet etmekten bahsetmiyoruz. Aynı zamanda insanların ekran başında geçirdiği zamanın da paylaşılması söz konusu.
Yıllarca markaların dijital pazarlama çalışmalarını yürütürken şunu gördüm: İnsanların dikkatini çekmek giderek zorlaşıyor. Ancak dikkat çekmek kadar önemli başka bir konu daha var. O da yakaladığınız ilgiyi sürdürebilmek.
Instagram kısa videolarla dikkat çekme konusunda oldukça güçlü bir noktaya geldi. Şimdi aynı başarıyı uzun içeriklerde yakalayıp yakalayamayacağını göreceğiz.
Peki insanlar Instagram’da 90 dakika video izler mi?
Benim en çok merak ettiğim konu bu.
Çünkü Instagram’ı açtığımızda genellikle hızlı bir içerik tüketimine alışmış durumdayız. Birkaç saniye içerisinde ilgimizi çekmeyen videoyu geçiyoruz. Hatta bazen gerçekten ilgimizi çeken içerikleri bile sonuna kadar izlemiyoruz.
Böyle bir ortamda insanları 30, 60 veya 90 dakika boyunca aynı videoda tutmak hiç kolay olmayacak.
Diğer taraftan insanların uzun video izlemeyi sevmediğini de söyleyemeyiz. YouTube bunun en açık örneği.
Buradaki fark insanların platformlara hangi amaçla girdiğinde yatıyor.
YouTube’a çoğu zaman bir şey öğrenmek, araştırmak veya belirli bir videoyu izlemek için giriyoruz. Instagram’da ise çoğunlukla karşımıza çıkan içerikleri tüketiyoruz.
Instagram’ın değiştirmesi gereken alışkanlık da tam olarak bu.
İşletmeler açısından önemli bir fırsat olabilir
Sosyal medya yönetimi, dijital reklamcılık, yazılım ve SEO alanlarında yıllardır farklı sektörlerle çalışıyorum. Bu süreçte işletmelerin sosyal medyaya bakışının ciddi şekilde değiştiğini gördüm.
Eskiden birçok işletme için sosyal medya, birkaç fotoğraf paylaşmak ve takipçi sayısını artırmaktan ibaretti.
Bugün ise sosyal medya üzerinden müşteri kazanılıyor, ürün satılıyor, eğitim veriliyor ve şirketlerin itibarı şekilleniyor.
Uzun video formatının yaygınlaşması, özellikle uzmanlık gerektiren sektörler için yeni fırsatlar oluşturabilir.
Bir gayrimenkul danışmanının yatırım fırsatlarını ayrıntılı şekilde anlattığını, bir yazılım şirketinin geliştirdiği sistemi baştan sona tanıttığını veya bir uzmanın kendi alanında kapsamlı eğitimler verdiğini düşünün.
Bunların hepsi zaten farklı platformlarda yapılıyor. Ancak Instagram’ın mevcut kullanıcı kitlesiyle birleştiğinde işletmeler için yeni bir iletişim alanı doğabilir.
Tabii burada sık karşılaştığım bir yanılgıyı da hatırlatmak istiyorum.
Bir içeriğin uzun olması, o içeriğin daha değerli olduğu anlamına gelmiyor.
Hatta bazen bir dakikada anlatılabilecek bir konuyu on dakikaya uzatmak izleyiciyi tamamen kaybetmenize neden olabiliyor.
İçerik üretirken ilk düşünmemiz gereken şey video süresi değil, izleyicinin neden o videoyu izlemesi gerektiği.
YouTube’un yerini alabilir mi?
Şimdilik böyle bir beklentiye girmem.
YouTube’un yıllardır oluşturduğu güçlü bir içerik arşivi, arama alışkanlığı ve içerik üreticileri için gelir modeli var. Bunlar kısa sürede oluşmuş avantajlar değil.
Instagram’ın da küçümsenmeyecek bir gücü bulunuyor. Milyonlarca insan zaten günlük hayatının önemli bir bölümünde bu uygulamayı kullanıyor.
Ancak burada başka bir konuya dikkat çekmek gerekiyor.
İçerik üreticileri neden uzun videolarını Instagram’a yüklesin?
Instagram, uzun içerik üreten kişilere yeterli erişim, izlenme ve gelir fırsatı sağlayabilecek mi?
Bence bu soruların cevapları, yeni formatın geleceğini video süresinden çok daha fazla etkileyecek.
Çünkü bir platformun başarılı olması için yalnızca izleyicilerin değil, içerik üreten insanların da orada bulunmak istemesi gerekiyor.
Her yeniliğe hemen atlamak doğru mu?
Bunu özellikle işletme sahiplerine söylemek istiyorum.
Dijital dünyada yeni bir özellik duyurulduğunda herkes aynı anda onu kullanmaya çalışıyor. Bir dönem herkes hikâye paylaşıyordu, ardından Reels başladı. Şimdi uzun videolar konuşuluyor.
Fakat her özellik her marka için uygun değil.
Ben yıllardır işletmelere dijital alanda yalnızca görünür olmalarının yeterli olmadığını anlatıyorum. Önemli olan doğru insanlara, doğru içerikle ulaşabilmek.
Bir işletmenin müşterisi kısa videoları tercih ediyorsa sırf yeni bir özellik geldi diye 45 dakikalık içerikler hazırlamasına gerek yok.
Önce hedef kitlenizin ne izlediğini, hangi sorulara cevap aradığını ve sizden ne beklediğini anlamanız gerekiyor.
Teknoloji bize yeni imkânlar sunuyor. Bunları nasıl değerlendireceğimiz ise bizim kararımız.
Son olarak…
Instagram’ın 90 dakikalık yatay video denemesi şu an sınırlı bir kullanıcı grubuyla yürütülüyor. Yani bu özelliğin ne zaman herkesin kullanımına açılacağı veya ne kadar başarılı olacağı henüz belli değil.
Ancak ben bu gelişmeyi önemli buluyorum.
Çünkü yaklaşık 17 yıldır bu sektörün içerisindeyim ve şunu çok iyi gördüm: Bugün alıştığımız birçok dijital davranış, birkaç yıl önce hayatımızda bile yoktu.
Belki birkaç yıl sonra Instagram’da bir saatlik röportaj izlemek bize son derece normal gelecek. Belki de kullanıcılar uzun videolar için yine YouTube’u tercih edecek.
Bunu zaman gösterecek.
Benim değişmeyeceğini düşündüğüm tek şey ise şu:
İnsanlar bir içeriğe zaman ayırıyorsa, karşılığında kendilerine bir şey katmasını bekliyor.
İster 15 saniyelik bir Reels olsun ister 90 dakikalık bir yayın. Önemli olan videonun uzunluğu değil, izleyen kişinin o sürenin sonunda ne kazandığı.
Dijital dünyada yıllardır değişen pek çok şey gördüm. Ama iyi içeriğin değerini kaybettiğini henüz görmedim.










