Gözde Güncü

Doğal sandığımız gıdalarda gizli tehlike

26.09.2025 21:07
Haber Detay Image

Market raflarında "doğal", "katkısız" veya "organik" etiketiyle satılan ürünler, çoğu zaman düşündüğümüz kadar güvenli değil. Yaptığım incelemeler ve güncel araştırmalar, bu etiketlerin ürünün işlenme süreci ve içerdiği katkı maddeleri hakkında tam bilgi vermediğini gösteriyor. Paketli gıdalarda nitrit, nitrat, sodyum bazlı katkılar, aroma vericiler, tatlandırıcılar ve gizli şekerler gibi bileşenler sıkça yer alıyor. Bu maddelerin uzun vadede sağlık üzerinde olumsuz etkileri olabileceğine dair ciddi bulgular bulunuyor.

Özellikle hazır kahvaltılık gevrekler, hazır çorbalar, soslar, işlenmiş et ürünleri ve bazı paketli atıştırmalıklar, yüksek miktarda sodyum, doymuş yağ ve işlenmiş şeker içeriyor. Örneğin bazı kahvaltılık gevreklerde bir porsiyon tüketmek, günlük sodyum ihtiyacının neredeyse dörtte birini karşılayabilir. Benzer şekilde, "fit" veya "glutensiz" olarak satılan bazı paketli atıştırmalıklar, düşük karbonhidratlı gibi sunulsa da aslında yüksek kalori ve yağ içeriyor. Bu durum, sağlıklı sandığımız ürünlerin aslında farkında olmadan günlük enerji alımımızı artırabileceğini gösteriyor.

Bunların yanı sıra, yüksek ısıda pişirilen veya kızartılan gıdalarda oluşan akrilamid gibi bileşikler de ek bir risk oluşturuyor. Akrilamid, özellikle patates ürünleri ve gevreklerde yüksek sıcaklıkta ortaya çıkabiliyor ve uzun vadede kanserojen etkilerle ilişkilendiriliyor. Bu nedenle, evde yapılan pişirme yöntemleri kadar paketli ürünlerin hazırlanış şekline de dikkat etmek gerekiyor.

Gıda sahteciliği konusu da dikkat edilmesi gereken önemli bir alan. Türkiye'de süt, et ve yağ ürünlerinde hileli katkılar veya ikame maddeler kullanıldığına dair raporlar bulunuyor. Bu durum, "doğal" veya "organik" etiketine sahip ürünlere bile temkinli yaklaşmamız gerektiğini gösteriyor. Örneğin, bazı süt ürünlerinde içeriğe eklenmiş su veya bitkisel yağlar, ürünün besin değerini düşürürken tüketiciyi yanıltabiliyor.

Bilinçli bir tüketici olmanın en önemli yolu, ürünlerin içerik listelerini dikkatlice okumak ve mümkün olduğunca az işlenmiş gıdaları tercih etmekten geçiyor. Sofralarımızda taze sebze, meyve, baklagiller, tam tahıllar ve yerel ürünlere öncelik vermek, gizli katkılardan kaynaklanan riskleri azaltıyor. Çeşitliliği ve dengeyi korumak ise sağlıklı beslenmenin temel taşlarından biri.

Ayrıca, yalnızca "doğal" veya "organik" etiketiyle ürün seçmek yerine, besin değerlerini ve içerik bilgilerini karşılaştırmak büyük önem taşıyor. Etiketlerde belirtilen kaloriyi, protein, yağ, şeker ve sodyum miktarlarını kontrol ederek, beslenme düzenimizi bilinçli bir şekilde planlayabiliriz. Örneğin, hazır çorbalarda sıklıkla rastlanan yüksek sodyum oranı, tansiyon sorunları olan bireyler için ciddi risk oluşturabilir. Aynı şekilde, paketli atıştırmalıklardaki gizli şekerler, kan şekeri dengesini olumsuz etkileyebilir ve çocuklarda sağlıksız tatlı alışkanlıklarına yol açabilir.

Günümüzde beslenme alışkanlıkları giderek paketli ve işlenmiş ürünler üzerine kayarken, tüketici olarak alabileceğimiz önlemler de netleşiyor: içerik listelerini okumak, işlenmiş gıdaları sınırlamak, taze ve yerel ürünlere yönelmek, sofralarda çeşitliliği ve dengeyi korumak. Böylece, hem sağlığımızı koruyabilir hem de bilinçli bir tüketici olarak gizli risklerden kaçınabiliriz.

Yazarın Tüm Yazıları