Okullar başladı, havalar da yavaş yavaş soğuyor. Özellikle çocukların yeniden okula adapte olması, hatta DEHB tanısı olan, dürtüsellik yaşayan ya da farklı nedenlerle hareket ihtiyacı daha yüksek olan çocukların okulda, sırada ve ders süresi boyunca rahat edebilmesi özellikle ilk aylarda biraz daha zorlu geçebiliyor.
Çocuk derslerinde oldukça başarılı olsa bile sosyal anlamda okulda ve sınıfta uzun süre aynı yerde kalmakta zorlanabilir. Bu da hem çocuk hem ebeveyn hem de öğretmen açısından bazı problemlere dönüşebilir.
Aslında bu süreci biraz daha rahat geçirmeyi destekleyebilecek bazı ürünler ve küçük çözümler var.
Sınıfta hareket ihtiyacını tamamen ortadan kaldırmak zorunda mıyız?
DEHB tanısı olan veya hareket ve dürtü kontrolü konusunda desteğe ihtiyaç duyan çocuklarda amaç, çocuğu saatlerce tamamen hareketsiz tutmak olmamalı. Okulun ve öğretmenin de onayıyla çocuğun ihtiyacına uygun bazı küçük hareket araçları kullanılabilir.
Örneğin elde kullanılabilen sessiz fidget oyuncakları veya çocuğun oturduğu yerde küçük hareketler yapmasına olanak sağlayan araçlar bazı çocukların hareket ihtiyacını yönetmesine yardımcı olabilir. Ayakların altına yerleştirilebilen hareket bantları veya benzeri ürünler de değerlendirilebilir.
Tabii burada önemli olan, kullanılan ürünün çocuğun dikkatini dersten uzaklaştırmaması ve sınıftaki diğer çocukları rahatsız etmemesi. Çünkü bir çocuk için konsantrasyonu destekleyen bir araç, başka bir çocuk için tam tersine dikkat dağıtıcı olabilir.
Aynı zamanda çocuğa bu ürünün neden kullanıldığı ve sınıf arkadaşlarını rahatsız etmeden nasıl kullanması gerektiği de anlatılmalı. Öğretmen, aile ve gerekiyorsa çocuğu takip eden uzmanla birlikte çocuğa özel bir sistem oluşturmak bence en sağlıklısı.
Havalar soğudu diye çocukları eve kapatmayalım
Yaz aylarında çocuklar dışarıda çok daha fazla vakit geçiriyor. Koşuyor, oynuyor ve hareket ediyorlar. Okulların açılması ve özellikle ekim ayından itibaren havaların soğumaya başlamasıyla birlikte ise dışarıda geçirilen süre azalabiliyor.
Biz Türk ebeveynleri olarak soğuk, yağmur veya rüzgâr başladığında çocukları dışarı çıkarmak konusunda biraz daha çekingen davranabiliyoruz. Oysa doğru kıyafet ve ekipmanlarla çocukların sonbahar ve kış aylarında da açık havada zaman geçirmesi mümkün.
Bunu özellikle Hollanda'da yaşadığım dönemde çok net deneyimledim. Bir kış boyunca yağmurda futbol oynadık, karda yuvarlandık, oyun oynadık ve saatlerce dışarıda kaldık. Hatta Hollanda'da kış aylarında evde uyurken bile çoğu zaman camımız açıktı. Benim için en büyük değişikliklerden biri, havanın soğuk olmasının dışarı çıkmamak için otomatik olarak bir neden olmadığını görmekti.
Elbette bu benim kişisel deneyimim ve hastalıklardan korunmanın tek başına dışarıda geçirilen süreyle açıklanması doğru olmaz. Ancak çocukların hava koşullarına uygun şekilde giydirilerek kışın da açık havada hareket etmeye devam etmesi mümkün.
Doğru kışlık ürün seçimi burada devreye giriyor
Yağmurda, karda, rüzgârda veya soğuk havada çocukların dışarı çıkabilmesi için kıyafet seçimi oldukça önemli.
Yağmur çizmeleri, kar botları, sıcak tutan çoraplar ve özellikle suya ve rüzgâra karşı koruma sağlayan dış giyim ürünleri tercih edilebilir. Çok soğuk havalarda içi polar olan tulumlar oldukça kullanışlı. Hava şartlarına göre içindeki polar katmanı çıkarılabilen modeller ise ürünü daha uzun bir sezon boyunca kullanabilmenizi sağlayabilir.
Burada sadece kumaşa değil, ürünün detaylarına da bakmak gerekiyor. Özellikle bantlanmış dikişlere sahip ürünler yağışlı havalarda avantaj sağlayabilir. Fermuar bölgelerinin de su girişini azaltacak şekilde tasarlanmış olması önemli.
Askılı tulumlarda ayarlanabilir askılar, paçanın yukarı doğru toplanmasını engelleyen ve botun altından geçen elastik bantlar da kullanım açısından oldukça pratik.
Bir başka sevdiğim detay ise reflektif detaylar. Kış aylarında hava çok daha erken karardığı için mont, tulum veya bot üzerindeki reflektif parçalar çocuğun düşük ışıkta daha kolay fark edilmesine yardımcı olabilir.
Bu tarz dış giyim ürünleri yalnızca kar tatilinde kullanılacak ürünler olarak düşünülmemeli. Anaokulu aktivitelerinde, oyun parkında, doğa yürüyüşlerinde, orman okullarında, kampta ve günlük açık hava oyunlarında da rahatlıkla kullanılabilir.
Böylece çocuklarımızı hava soğudu diye açık havadan ve hareketten mahrum bırakmak yerine, onları hava şartlarına uygun şekilde hazırlamış oluruz.
Soğuk havalarda çocukları kat kat giydirmek de tek başına çözüm değil. İnce ve gerektiğinde çıkarılabilecek katmanlar tercih etmek daha kullanışlı olabilir. Özellikle terleyen veya ıslanan kıyafetlerin değiştirilmesi önemli.
Kışın AVM yerine biraz daha açık hava
Kış aylarında AVM'ler ebeveynler için gerçekten kurtarıcı olabiliyor. Sıcak, tuvalete ve yemeğe ulaşmak kolay ve çocuklarla birkaç saat geçirmek pratik.
Ama her hafta sonunu kapalı alanlarda geçirmek zorunda da değiliz.
Hava şartları uygun olduğunda bir orman yürüyüşü, park, sahil, açık hava oyun alanı veya sadece yağmur çizmelerini giyip su birikintilerinde yürümek bile çocuk için bambaşka bir aktivite olabilir.
Özellikle gün içerisinde okulda uzun süre oturmak zorunda kalan ve hareket ihtiyacı daha yüksek olan çocuklarda, okul sonrasında açık havada özgürce hareket edebilecekleri zamanlar yaratmak bana göre daha da değerli.
Belki de kış aylarında ihtiyacımız olan şey çocuklara sürekli “üşürsün, koşma, ıslanma” demek değil; ıslanabileceği, koşabileceği ve üşümeden dışarıda kalabileceği doğru ürünleri seçmek.
Evde hava kalitesini de unutmayalım
Kış aylarında yalnızca dışarıda kullandığımız ürünler değil, evin içerisindeki hava koşulları da önemli. Özellikle kaloriferlerin ve kombilerin açılmasıyla birlikte ev içerisindeki bağıl nem oranı düşebiliyor ve hava daha kuru hissedilebiliyor.
Bu dönemde hem ortamın hava kalitesini desteklemek hem de kuru havanın yarattığı rahatsızlığı azaltmaya yardımcı olmak amacıyla hava temizleyicilerinden ve gerektiğinde nem makinelerinden destek alabiliyoruz.
Ancak burada önemli bir detay var. Özellikle çocuklar için nem veya buhar makinesi kullanmadan önce doktorumuza danışmakta fayda var. Çünkü her çocuk için aynı ortam koşulları uygun olmayabilir ve gereğinden fazla nem de bazı bünyelerde olumsuz etki yaratabilir.
Doktorunuz kullanım açısından herhangi bir sakınca görmüyorsa, odanın büyüklüğüne uygun ve nem seviyesini takip edebileceğiniz bir nem makinesi tercih edebilirsiniz. Burada amaç odayı mümkün olduğunca nemlendirmek değil, uygun nem seviyesini koruyabilmek olmalı.
Bir diğer önemli konu ise cihazın temizliği. Nem ve buhar makinelerinde kullanım sonrasında haznede uzun süre bekleyen su bırakmamak, üreticinin temizlik talimatlarına uygun şekilde hazneyi düzenli olarak temizlemek ve cihazı yeniden kullanırken taze su koymak gerekiyor. Çünkü bekleyen su ve yeterince temizlenmeyen hazneler bakteri ve küf oluşumu için uygun bir ortam yaratabiliyor.
Yani çocuğumuzun daha rahat etmesini sağlamak amacıyla kullandığımız bir ürünün, yanlış kullanım veya yetersiz temizlik nedeniyle tam tersine evin hava kalitesini olumsuz etkilemesini istemeyiz.
Hava temizleyicilerinde ise özellikle filtrasyon sistemine, kullanılacağı odanın büyüklüğüne uygun kapasiteye ve filtrelerin ne sıklıkla değiştirilmesi gerektiğine bakmak önemli. Kış aylarında pencerelerin daha az açıldığı evlerde hava temizleyiciler destekleyici olabilir ancak hiçbir cihazın düzenli havalandırmanın tamamen yerini tutmadığını da unutmamak gerekiyor.
Odanın sıcaklığını hislerimizle değil, ölçerek takip edelim
Özellikle çocuk odalarında ve genel olarak çocuğun uzun süre bulunduğu ortamlarda sıcaklığı da takip etmek önemli. Kış geldiğinde evi mümkün olduğunca sıcak tutmak yerine, çocuğun yaşına, bulunduğu ortama, aktivitesine ve özellikle uyku zamanına uygun bir oda sıcaklığı sağlamak gerekiyor.
Burada “Bana biraz soğuk geldi, kaloriferi açalım” demek yerine ortam sıcaklığını gerçekten ölçmek çok daha doğru bir yaklaşım. Çünkü yetişkinin konforlu hissettiği sıcaklık ile bebeğin veya hareket halindeki bir çocuğun ihtiyacı aynı olmayabilir.
Bu nedenle çocuk odasında kolaylıkla görebileceğiniz dijital bir oda termometresi kullanılabilir. Hatta sıcaklığın yanında nem oranını da gösteren termometre-higrometreler oldukça pratik. Böylece yalnızca odanın kaç derece olduğunu değil, havanın ne kadar kuru veya nemli olduğunu da takip ederek nem makinesine gerçekten ihtiyaç olup olmadığına daha bilinçli karar verebilirsiniz.
Nem makinesi kullanıyorsanız da amaç odayı mümkün olduğunca nemlendirmek değil; ortamın nemini takip ederek ihtiyaç halinde desteklemek olmalı. Özellikle bebeklerde uyku ortamının sıcaklığı konusunda ise çocuğun yaşına ve sağlık durumuna uygun önerileri çocuk doktorunuzdan almak en güvenlisi.
Kısacası okul dönemi ve kış ayları çocukları daha az hareket ettirmek, daha fazla kapalı alanda tutmak zorunda olduğumuz bir dönem değil. Bazen sınıfta kullanılabilecek küçücük bir hareket desteği, bazen doğru bir yağmur çizmesi, bazen su geçirmeyen bir tulum, bazen de evdeki sıcaklık ve nemi takip eden basit bir cihaz çocuğun günlük hayatında düşündüğümüzden çok daha büyük bir fark yaratabilir.
Çocukların hareket ihtiyacını ortadan kaldırmaya çalışmak yerine, bu ihtiyacı güvenli ve günlük hayata uyarlanabilir ürünlerle desteklemek belki de hem okul dönemini hem de kışı hepimiz için biraz daha keyifli hale getirebilir.










