Sosyal medyanın hayatımızın merkezine yerleştiği bir dönemde bir paylaşım, bir fotoğraf ya da birkaç cümlelik açıklama saatlerce konuşulabiliyor. Siyaset de bundan nasibini alıyor. Ancak asıl sormamız gereken soru şu: Adıyaman’ın geleceğini mi konuşuyoruz, yoksa birbirimizi mi? Ne yazık ki zaman zaman siyaseti hizmet ve çözüm üretme yarışından çıkarıp, sosyal medyada görünür olma yarışına dönüştürüyoruz. Aynı isimler, benzer tartışmalar ve bitmeyen polemikler yıllardır siyaset gündemimizi meşgul ediyor. Oysa Adıyaman değişiyor, ihtiyaçları değişiyor ve geleceğe dair beklentileri büyüyor. Artık Adıyaman’ın kendi ihtiyaçlarından beslenen, kendi hedeflerini belirleyen yeni bir siyaset anlayışına ihtiyacı var. Deprem görmüş, büyük acılar yaşamış ve hâlâ ekonomik ve sosyal sorunlarla mücadele eden bir şehrin siyaseti; kişisel tartışmalardan, sosyal medya atışmalarından ve günlük polemiklerden çok daha büyük olmak zorundadır. Çünkü siyaset, kimin ne söylediğini takip etmekten ibaret değildir.
Siyaset; Ankara’da Adıyaman’ın hakkını aramaktır. Yatırım getirmektir. İşsiz gencin önünü açmaktır. Üreticinin emeğini değerli hâle getirmektir. Depremzedenin sorununa çözüm bulmaktır. Adıyaman’ın sesini Türkiye’ye ve dünyaya duyurmaktır. Sosyal medya, yapılan hizmeti ve üretilen projeyi vatandaşla buluşturmanın aracıdır. Bu nedenle paylaşımın yerini icraatın, polemiğin yerini projenin, kişisel hesapların yerini Adıyaman’ın hesabının alması gerekiyor. Çünkü bugün Adıyaman’ın yeni bir tartışmaya değil, yeni bir ufka ihtiyacı var.
Bugün Adıyaman’ın gündemine baktığımızda karşımızda sosyal medya polemiklerinden çok daha ağır meseleler görüyoruz. Bu şehir hâlâ depremin yaralarını sarıyor. İnsanlarımız konut, istihdam, üretim, eğitim ve ekonomik gelecek konusunda kaygılar taşıyor. Gençler geleceklerini başka şehirlerde arıyor. Esnaf ayakta kalmaya çalışıyor. Üretici emeğinin karşılığını bekliyor. Mevsimlik işçiler ekmeklerini kazanabilmek için kilometrelerce uzağa gitmek zorunda kalıyor. Böylesine önemli sorunlar ortadayken siyasetin enerjisini birbirimize cevap yetiştirmeye harcamamız kabul edilebilir değildir. Adıyaman’ın siyaseti birkaç sosyal medya cambazının ve kahramanlarının hesabına mahkûm edilemez.
Siyasetin gerçek ölçüsü de burada ortaya çıkıyor. Vatandaş artık “Ne söyledin?” sorusundan çok “Ne yaptın?” diye sormalıdır. “Kaç paylaşım yaptın?” yerine “Adıyaman’a kaç yatırım kazandırdın?” “Kaç kişiye cevap verdin?” yerine “Kaç gencimize iş imkânı sağladın?” “Kaç fotoğraf verdin?” yerine “Adıyaman için Ankara’da kaç kapı çaldın?” Çünkü bir siyasetçinin başarısı sosyal medyadaki beğeni sayısıyla değil, şehrine kazandırdığı değerle ölçülmelidir.
Artık ekran başında ne yazıldığı kadar, sahada ne yapıldığına da bakmalıyız. Adıyaman’ın gerçek gündemi Facebook’ta, Instagram’da veya X’te değildir. Gerçek gündem; esnafın dükkânındadır. Çiftçinin tarlasındadır. İşçinin alın terindedir. Öğrencinin sınıfındadır. Gencin gelecek hayalindedir. Siyaset bu gerçek hayatlara dokunmuyorsa, en güzel cümlenin, en etkili paylaşımın bile şehir açısından karşılığı sınırlıdır.
Adıyaman’ın ihtiyacı birbirine laf yetiştiren siyasetçiler değil, birbirinin önünü açan siyasetçilerdir. Makam peşinde koşan değil, sorumluluk almaya hazır olanlara; günü kurtaran değil, geleceği planlayanlara ihtiyaç vardır. Çünkü siyaset, kişisel başarı hikâyesi yazma alanı değil; şehre hizmet etme sorumluluğudur.
Kısır Döngüyü Kırmak Zorundayız. Artık Adıyaman siyasetinde yeni bir sayfa açmanın zamanı gelmiştir. Bugün birbirimize karşı harcadığımız enerjiyi Adıyaman için harcarsak, yarın çocuklarımıza çok daha güçlü bir şehir bırakabiliriz. Bunun için önce cesaret gerekiyor. Eski siyaset alışkanlıklarından kurtulma cesareti… Kısır tartışmaları geride bırakma cesareti… Farklı düşünceleri bir tehdit değil, ortak aklın parçası olarak görme cesareti… Çünkü şehirler, birbirini yenmeye çalışan siyasetçilerle değil; ortak bir hedef etrafında birbirinin elinden tutarak yürüyen siyasetçilerle büyür. Adıyaman’ın ihtiyacı kavga değil, ortak akıldır. Polemik değil, projedir. Dünün hesabı değil, yarının vizyonudur. Ve artık vatandaşın da siyasete söylemesi gereken çok net bir söz var: “Bize kiminle kavga ettiğinizi değil, Adıyaman için ne yaptığınızı anlatın.” Çünkü Adıyaman’ın kaybedecek zamanı yok. Bu şehir, kısır siyasi tartışmalardan çok daha büyük bir geleceği hak ediyor.
Sezai Karakoç'un dediği gibi: "Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır. Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır " Vesselam...










