Sabahattin Ali Yazıları

Sabahattin Ali
Ünvan: Yazar ve Şair
Doğum Tarihi: 25.02.1907 / 02.04.1948
Sabahattin Ali Kimdir?
25 Şubat 1907 tarihinde Bulgaristan'ın Eğridere kasabasında doğan Sabahattin Ali, ilköğrenimini babasının mesleği nedeniyle ülkenin çeşitli şehirlerinde tamamladı. Edremit'te yaşadıkları dönemde Yunan işgali nedeniyle ailesi maddi ve manevi zor günler geçirdi. Daha sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Muallim Mektebine başladı. Huzursuz bir aile ortamında büyüyen Sabahattin Ali için Muallim Mektebi bir kurtuluş yolu oldu. Bu yıllarda yaşadıklarını şiir, öykü ve denemeleriyle kaleme alan yazar, gazete ve dergilere şiirler gönderdi ve arkadaşlarıyla bir okul gazetesi çıkardı. Zamanla okulun düzeninden sıkılmaya başlayan Sabahattin Ali, bir olay neticesinde okul yönetimi tarafından İstanbul'a nakledildi.
1926 yılında İstanbul'daki okula yerleşen Sabahattin Ali, burada edebiyat öğretmeni Ali Canip Yöntem'in desteğiyle şiirlerini, öykülerini ve denemelerini Akbaba ve Çağlayan gibi önemli dergilerde yayımlamaya başladı. 1927 yılında babasının ölüm haberini alan yazar, bu olay üzerine "Babam İçin" adlı şiiri kaleme aldı; şiir 15 Ocak 1927 tarihinde Güneş Dergisi'nde yayımlandı. Aynı yıl okuldan mezun olan Sabahattin Ali, dayısının yardımıyla Yozgat Merkez Cumhuriyet Okuluna öğretmen olarak atandı. Ailesiyle birlikte Yozgat'a yerleşen yazar, kısa sürede sevilse de çocukluktan beri süregelen mutsuzluk ve yalnızlık duygusundan kurtulamadı. Edebiyat ve sanat konuşabileceği insanların yokluğundan şikâyet eden Sabahattin Ali, bu duygularını Nahit Hanım'a yazdığı mektuplarda dile getirdi. Yozgat'ta Nahit Hanım'a karşılıksız bir aşk besleyen yazar, bu üzüntüsünü de eserlerine yansıttı. Bu dönemde Anadolu insanını ve hayatını gözlemleyen Sabahattin Ali, bu deneyimlerini ileride romanlarında kullandı.
1928 yılı Kasım ayında Türkiye Cumhuriyeti tarafından dil eğitimi için Almanya'ya gönderilen Sabahattin Ali, Potsdam'da dil öğreniminin ardından Berlin'de yatılı bir okula yerleşti. İkinci yılını tamamlayamadan 1930 yılının Mart ayında Türkiye'ye döndü. Dönüşünün ardından Bursa'nın Orhaneli ilçesine ilkokul öğretmeni olarak atandı, aynı yılın eylül ayında girdiği sınavla Aydın Ortaokulu'na Almanca öğretmeni oldu. Burada komünizm propagandası yaptığı iddiasıyla hakkında soruşturma açıldı ve 9 Eylül 1931 tarihine kadar Aydın Hapishanesi'nde tutuklu kaldı. Serbest kaldıktan sonra Konya Ortaokulu'na Almanca öğretmeni olarak atandı. Bir toplantıda okuduğu "Memleketten Haber" adlı şiiriyle Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü gibi devlet yöneticilerini yerdiği iddiasıyla 22 Aralık 1932 tarihinde tekrar tutuklandı ve Konya Asliye Ceza Mahkemesi tarafından bir yıl cezaya çarptırıldı; temyizde ceza on dört aya çıkarıldı. 29 Nisan 1933 tarihinde memurluktan kaydı silinen yazar, Sinop Cezaevi'ne gönderildi. On ay yedi gün süren tutukluluğunun ardından Cumhuriyet'in 10. kuruluş yıl dönümü sebebiyle çıkan genel aftan yararlanarak serbest kaldı.
Serbest kaldıktan sonra yeniden göreve atanmak için uğraşan Sabahattin Ali, Atatürk hakkında "Benim Aşkım" adlı bir şiir yazdı. Atatürk'ten izin alınarak önce geçici olarak Orta Tedrisat Şube Müdürlüğüne (Mayıs 1934), ardından asli olarak Milli Talim ve Terbiye'ye atandı. 16 Mayıs 1935 tarihinde Aliye Hanım'la evlendi. Soyadı Kanunu sonrasında ailesi "Şenyuva" soyadını alsa da yazar, babasının ön adı olan "Ali"yi kullanmak istedi ve bu yönde girişimlerde bulundu. Askerlik görevi sırasında kızı Filiz Ali (1937) dünyaya geldi. Askerlik bitiminde Musiki Muallim Mektebi'ne Türkçe öğretmeni olarak atandı ve Ankara'ya yerleşti. İlerleyen dönemlerde Devlet Konservatuvarı'na atanarak Carl Ebert'in asistanlığını yaptı. 1944 yılında Nihal Atsız ile ilgili yazdığı yazıdan dolayı dava açıldı; davayı kazanan Sabahattin Ali, bu dönemde büyük sıkıntılar yaşadı. Daha sonra Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz ile siyasi mizah dergileri çıkarmaya başladı. Markopaşa dergisinde yazdığı yazılarda İsmet İnönü ile alay edildiği iddiasıyla üç ay ceza aldı ve bir süre daha cezaevinde yattı. 1944 sonrasında Markopaşa, Malum Paşa veya Ali Baba gibi dergilerdeki yazılarında daha sert ve eleştirel bir dil kullandı. İlerleyen dönemlerde "Sırça Köşk" adlı öyküsü Bakanlar Kurulu kararıyla toplatıldı ve kendisi Sultanahmet Cezaevi'ne gönderildi. 31 Aralık 1947 tarihinde serbest kalan yazar, ekonomik sıkıntılar çekti ve nakliyecilik yapmak istedi.
Tek parti yıllarında yazıları hiçbir yerde yayımlanmayan ve işsiz kalan Sabahattin Ali, ülkeden gitmek istedi ancak pasaport talepleri onaylanmadı. Bunun üzerine Bulgaristan'a kaçmaya karar verdi ve Ali Ertekin isimli bir kaçakçı ile anlaştı. 2 Nisan 1948 tarihinde Kırklareli'nde, kendisine kaçma girişiminde rehberlik eden Ali Ertekin tarafından öldürüldü. Cesedi 16 Haziran 1948 günü bir çoban tarafından bulundu. Ali Ertekin, cinayeti itiraf etti ve idam cezasıyla yargılanmasına rağmen dört yıl hapis cezasına hüküm giydi; kısa süre sonra ilan edilen aftan faydalanarak serbest kaldı. Sabahattin Ali'nin ölümü hakkında hâlâ cevaplanamayan sorular bulunmaktadır.
Edebiyata şiirle adım atan Sabahattin Ali'nin şiirleri geçmişten günümüze birçok önemli isim tarafından bestelenmiştir. Şiirin yanı sıra 1937'de yayımlanan "Kuyucaklı Yusuf" adlı romanı, edebiyatımızda gerçekçi roman türünün en önemli örnekleri arasında sayılır ve Yozgat yıllarındaki izlenimlerini yansıtır. "Kürk Mantolu Madonna" adlı yapıtı da edebiyatımızın en önemli romanları arasında yer alır. Romanlarında uzun tasvirlerle ele aldığı sevgi ve aşk temasını, zaman zaman siyasi tartışmalara gönderme yapan anlatılarla ve toplumsal aksaklıklara yönelttiği eleştirilerle desteklemiştir. Kuyucaklı Yusuf (1937), İçimizdeki Şeytan (1940) ve Kürk Mantolu Madonna (1943) romanları Türkiye'deki edebiyat çevrelerinin takdirini toplamıştır.
Sabahattin Ali'nin bazı eserleri şunlardır:
- Şiirleri: Dağlar ve Rüzgâr (geleneksel halk şiirinin etkilerini taşır), Kurbağanın Serenadı ve Öteki Şiirler
- Öyküleri: Değirmen, Kağnı, Ses, Yeni Dünya, Sırça Köşk, Bir Orman Hikayesi
- Romanları: Kuyucaklı Yusuf, İçimizdeki Şeytan, Kürk Mantolu Madonna
- Oyun: Esirler
Bestelenen bazı şiirleri: "Eşkiya Dünyaya" ve "Leylim Ley" Zülfü Livaneli; "Hapishane Şarkısı V" şiiri Edip Akbayram tarafından "Aldırma Gönül" adıyla; "Hapishane Şarkısı III" şiiri "Geçmiyor Günler" adıyla Ahmet Kaya; "Çocuklar Gibi" Sezen Aksu; "Göklerde Kartal Gibiyim" Volkan Konak tarafından bestelenmiştir.