Bağımlılıktan Kurtuluşun Zaferi: İki Genç Hayata Yeniden Tutundu

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Uyuşturucu bağımlılığına yenik düşen 18 yaşındaki Selim Aksu ve 27 yaşındaki Sinan Evez, BAYDER'de aldıkları rehabilitasyon desteğiyle bağımlılıktan kurtuldu. Gençler, iş ve sosyal hayata dönerek aileleriyle yeniden bağ kurdu. Aksu sanayide usta olmayı, Evez ise kuryelikte düzenli bir yaşam sürdürmeyi hedefliyor.

Erken yaşlarda, arkadaş çevresinin etkisi, yanlış yönlendirmeler ve "Bir kereden bir şey olmaz." yanılgısıyla uyuşturucu batağına sürüklenen iki genç, yıllar süren bağımlılık esaretini geride bırakarak hayata yeniden tutunmayı başardı.

Bağımlılıktan kurtulan 18 yaşındaki Selim Aksu ile 27 yaşındaki Sinan Evez, sağlıklarına kavuşarak iş ve sosyal yaşamlarına geri döndü.

Madde kullanımının yol açtığı ağır psikolojik, fiziksel ve sosyal sorunların ardından ailelerini kaybetme noktasına gelen Aksu ile Evez, Bağımlılıkla Yaşam Derneğinde (BAYDER) aldıkları rehabilitasyon, manevi eğitim ve sosyal uyum desteği sayesinde hayatlarında yeni bir sayfa açtı.

Biri sanayide usta olma hayaliyle işine sarılan, diğeri ise kuryelik yaparak geçimini sağlayan iki genç, yaşadıkları zorlu süreci ve bağımlılıktan kurtulma mücadelelerini AA muhabirine anlattı.

"Kahvaltımız artık uyuşturucu olmuştu"

Aksu, henüz 13 yaşlarındayken çalıştığı iş ortamında arkadaş çevresinin etkisiyle uyuşturucuyla tanıştığını belirterek, maddenin insanı sinsice esir aldığını ve zamanla tüm iradeyi yok ettiğini söyledi.

Yaklaşık 5 yıl boyunca uyuşturucu kullandığını kaydeden Aksu, bu süreçte hayatındaki tüm nizamın, sorumluluk duygusunun ve disiplinin tamamen kaybolduğunu ifade etti.

Bağımlılığın günlük hayatı nasıl felç ettiğini aktaran Aksu, şöyle devam etti:

"İnsan battığını fark edemiyor. Hiç beklemediğiniz bir anda madde sizi esir alıyor. Sabahları uyandığında insanların aklına kahvaltı gelirken bizim aklımıza madde geliyordu. Kahvaltımız artık uyuşturucu olmuştu. Eskiden mesaim sabah 09.00'da başlardı ama ben 08.00'de sanayiye gider, önce madde tüketirdim. Aklımın yerinde olmamasından ötürü çalıştığımı, işimi unuttuğum olurdu. Krizlere girdiğimde işe gidemez, sürekli izin ve avans isterdim. 'İstediğim zaman bırakırım, kontrol bende.' diyerek kendimi kandırıyordum. Oysa bu sadece maddenin söylediği büyük bir yalandı."

"Kırılma noktam ailemi kaybetme eşiğine gelmem"

Annesinin her gün kendisi için dua edip ağladığını, babasının kendisine sürekli nasihat verdiğini belirten Aksu, ailesinin kendisini hiçbir zaman dışarıya atmadığını ve sokaklarda kalmadığını dile getirdi.

Aksu, ailesi durumunu öğrendiğinde evdeki acının katlandığını ifade ederek, "Annem her gün ağlıyor, babam sürekli nasihat ediyordu. Kırılma noktam ise ailemi kaybetme eşiğine gelmem oldu. Annem üzüntüden perişan hale geldi, babam gözlerimin önünde rahatsızlıklar yaşadı. Abim benimle olan bağını tamamen kopardı. O an bu bataklıktan ne pahasına olursa olsun kurtulmam gerektiğini anladım." diye konuştu.

Rehabilitasyon ve eğitim sürecinde bilincinin yeniden yerine geldiğini, manevi değerlerle bağ kurdukça zihninin arındığını anlatan Aksu, yaklaşık 6 aydır tamamen temiz bir hayat sürdüğünü kaydetti.

"Hayatın rengini ve sevgiyi yeniden hissedebiliyorum"

Eski hayatıyla bugününü kıyaslayıp aradaki farkı aktaran Aksu, şunları belirtti:

"Sabahları vaktinde kalkıyor, kahvaltımı yapıyor, işime disiplinli ve nizami bir şekilde gidiyorum. Eskiden uyuşturucu kullanan çevreler bile bizi dışlarken şimdi kurtulduğumu görenler sarılıyor, çaya davet ediyor ve takdir ediyor. Hayatın rengini, sevgiyi, üzüntüyü ve gülmeyi yeniden hissedebiliyorum. Yaşayan bir ölü olmaktan kurtuldum. Ancak bu durumun ömür boyu sürecek bir mücadele olduğunun bilincindeyim. 'Ben kurtuldum.' diyerek rehavete kapılmadan, eski bir bağımlı olduğumu unutmadan dikkatle yaşamam gerekiyor. Önümdeki en büyük hedef mesleğimde iyi bir usta olmak, kendi iş yerimi açıp aileme layıkıyla bakabilmek."

"Annem hastalandığında, hastaneye gitmeden önce dahi madde arayışına giriyordum"

Uyuşturucuyla yaklaşık 10 yıl önce tanışan ve zamanla daha ağır kimyasal maddelere bağımlı hale gelen 27 yaşındaki Sinan Evez ise eskiden düzenli spor yaptığını anlattı.

Evez, kimyasal maddelerin hayatına girmesiyle spor, iş ve sosyal hayatının tamamen bittiğini belirtti.

Uyuşturucunun insanı adım adım tükettiğine dikkati çeken Evez, "Hayatıma madde girdikten sonra spor hayatım bitti, işten çıkarıldım. Annem hastalandığında, hastaneye gitmeden önce dahi madde arayışına giriyordum. Onu almadan gülemiyor, sohbet edemiyordum. Zayıflamaya başladım. Hani makarnayı kaynar suya atarsınız ya yavaş yavaş yumuşar ve erir. İnsan da öyle çürüyor, yok oluyor." ifadelerini kullandı.

Evez, beyninin işlevini yitirdiğini, sabaha kadar uyuyamadığını, mesleğini yapamaz hale gelince işinden de kovulduğunu anlattı.

Fiziksel çöküşün yanı sıra benliğini ve öz güvenini yitirdiğini anlatan Evez, "Bünyem aşırı bir şekilde çöktü. Omuzlarım Afrika'daki çocukların omuzları gibi oldu, bir şey yemiyordum. Annemin hıçkıra hıçkıra ağlayışlarını, abimin 'Polisi arayalım. Alsın, götürsünler bunu.' dediğini duyuyordum." diye konuştu.

Evez, öz güvenini kaybettiği zamanların ardından kendisine "dur" dediğini ifade etti.

Bu nedenle rehabilitasyon merkezine başvurduğunu dile getiren Evez, "Rehabilitasyon merkezine hemen kabul ettiler. Eğer o adımı atmasaydım ya cezaevine ya da mezarlığa girecektim." dedi.

"Annem artık ağlamıyor"

Evez, rehabilitasyon programını başarıyla tamamlayarak buradan mezun olduğunu, yaklaşık 11 aydır bağımlılıktan tamamen uzak yaşadığını söyledi.

Beş aydır da kuryelik yaparak düzenli bir işte çalıştığını dile getiren Evez, "Şu an annem ağlamıyor, o benim için açıkçası yeterli. Ağlamıyor, benimle gurur duyuyor. Birlikte evin salonunda cemaatle namaz kılıyoruz. Çok şükür. Anlatılmaz yaşanır, o derece." ifadelerini kullandı.

Sigara da dahil olmak üzere tüm zararlı alışkanlıkları bıraktığının altını çizen Evez, sözlerini şöyle tamamladı:

"Aylardır bir gün bile işimi aksatmadım. Geç kalmıyorum, ekmeğime sahip çıkıyorum. Sağlıklı ve huzurlu hissediyorum. Eski riskli ortamlardan, olumsuz konuşmaların geçtiği arkadaş çevrelerinden tamamen uzak duruyorum, kendimi muhafaza ediyorum. Aileler çocuklarına sorumluluk yüklemiyorlar. Mesela erkek çocuğu büyüme aşamasında yatağını toplamıyor, dolabını toplamıyor, odasını temizlemiyor. Aile bunların sorumluluğunu vermesi lazım. Çocuklar sorumluluk altında büyümediğinde böyle şeylere bulaşıyorlar. Bir de arkadaş çevrelerine çok dikkat etsinler."

Kaynak: AA
Haberler.com
2000

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.