Filistin'den, İsrail'in Batı Şeria'nın ilhakının önünü açan kararlarına karşı uluslararası topluma çağrı
Filistin Devlet Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh, İsrail'in Batı Şeria'daki 'tehlikeli' kararları hakkında Arap Birliği, İİT ve BMGK'ya acil oturum düzenleme çağrısında bulundu. Şeyh, bu kararların uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve iki devletli çözüm ihtimalini zayıflattığını belirtti.
Filistin Devlet Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh, Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni (BMGK), İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'ya ilişkin "tehlikeli" kararlarını görüşmek ve kınamak üzere acil oturum düzenlemeye çağırdı.
Şeyh, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Arap Birliğini, İİT'yi ve BMGK'yı, İsrail hükümetinin tehlikeli kararlarını ele almak üzere acil toplantılar yapmaya çağırıyoruz." ifadelerini kullandı.
İsrail'in Batı Şeria'ya ilişkin kararları karşısında uluslararası düzeyde ortak bir tutum çağrısında bulunan Şeyh, söz konusu kararların ilhakı derinleştirmeyi ve sahada yeni statüko dayatmayı hedeflediğini belirtti.
Şeyh, İsrail'in özellikle A Bölgesi'ne ilişkin hazırlıklarının, imzalanmış bağlayıcı anlaşmaların tamamen baltalanması anlamına geldiğini, bunun uluslararası hukukun açık ihlali ve tehlikeli bir tırmanış olduğunu kaydetti.
Bu tek taraflı adımların siyasi çözüm ihtimalini zayıflattığını vurgulayan Şeyh, "Bu önlemler, iki devletli çözümü ortadan kaldırmayı ve bölgeyi daha fazla gerilim ve istikrarsızlığa sürüklemeyi amaçlıyor." değerlendirmesinde bulundu.
Filistin Kurtuluş Örgütüne (FKÖ) bağlı Ayrım Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Konseyi Başkanı Müeyyed Şaban da İsrail kabinesinin aldığı kararların, arazi ve mülk yönetimini fiili ilhaka dönüştürmeyi hedeflediğini belirterek, bunun başta Oslo Anlaşmaları ve El Halil Protokolü olmak üzere imzalanmış anlaşmalara açık bir darbe niteliği taşıdığını vurguladı.
1995 tarihli Oslo II Anlaşması'na göre Batı Şeria; tamamen Filistin yönetimindeki A Bölgesi, Filistin sivil idaresi ve İsrail güvenlik kontrolündeki B Bölgesi ile tamamen İsrail kontrolündeki C Bölgesi olarak üçe ayrılıyor. C Bölgesi, Batı Şeria'nın yaklaşık yüzde 61'ini kapsıyor.
İsrail güvenlik kabinesinin dün, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistin yönetiminin kontrolündeki bölgelerde İsrail'in "denetim ve kontrol faaliyetlerini" artıran bir dizi kararı onayladığı belirtilmişti.
İsrail basınında yer alan haberlere göre, bazı kararların El Halil'deki mevcut düzenlemeleri etkilediği, Harem-i İbrahimi Camisi ve çevresindeki planlama ile inşaat yetkilerinin, 1997 El Halil Anlaşması'na aykırı şekilde belediyeden alınarak İsrail Sivil İdaresi'ne bağlı kurumlara devredilmesinin kararlaştırıldığı belirtildi.
Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum, Doğu Kudüs dahil Batı Şeria'yı işgal altındaki Filistin toprağı olarak kabul ederken, İsrail'in Yahudi yerleşim faaliyetleri uluslararası hukuka göre yasa dışı sayılıyor.
Uzmanlara göre statükoyu değiştiren tek taraflı adımlar, iki devletli çözüm ihtimalini zayıflatıyor.
İsrail'in Gazze'ye yönelik 8 Ekim 2013'te başlattığı savaşın ardından Batı Şeria'daki askeri operasyonlarını yoğunlaştırdığı; bu süreçte öldürmeler, gözaltılar, zorla yerinden etme ve yerleşim genişletme adımlarının arttığı ifade ediliyor.
Bu dönemde en az 1112 Filistinlinin hayatını kaybettiği, yaklaşık 11 bin 500 kişinin yaralandığı ve 21 binden fazla kişinin gözaltına alındığı belirtiliyor.
Gazze Şeridi'nde de ateşkesi ihlal ederek saldırılarını sürdüren İsrail, işgal altındaki Batı Şeria'da da statükoyu değiştiren ve bölgenin ilhakına zemin hazırlayan adımlarını sıklaştırıyor.
Batı Şeria'da 3 milyon Filistinli, İsrail işgali altında askeri yönetimde yaşıyor
İsrail'in 1967'den bu yana işgal altında tuttuğu BatıŞeria'da yaklaşık 3 milyon Filistinli, İsrail askeri yönetimi altında yaşıyor.
Buna karşın, uluslararası hukuka aykırı şekilde Filistin toprakları üzerine inşa edilen 365 Yahudi yerleşiminde 500 binden fazla İsrailli yerleşimci, İsrail yasalarına tabi şekilde hayatını sürdürüyor.
Toprakları ve tarım arazileri İsrail yönetimi ve Yahudi yerleşimciler tarafından gasbedilen Filistinliler, İsrail ordusu ve ordu tarafından korunan yerleşimcilerin saldırılarının giderek arttığı şartlar altında hayatlarını sürdürmeye çalışıyor.
Tel Aviv yönetimi, Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsraillilere yönelik açılan soruşturmalar ve az sayıda tutuklamanın ardından Yahudi çetelere mensup saldırganlara yeterli ceza verilmemesi nedeniyle eleştiriliyor.
İsrail'de özellikle yerleşimcilerin desteklediği aşırı sağ partiler, uzun süredir Batı Şeria'nın uluslararası hukuka aykırı biçimde ilhak edilmesini savunuyor.










