"Bu Alçakça Bir Pazarlık"

'Bu Alçakça Bir Pazarlık'
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Devlet Bahçeli Başbakan Erdoğan'ı Topa Tuttu

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Önce

Kandil kadrolarının hükümetin teşrifatıyla Habur'dan törenle giriş yapmaları,

ardından artan şehadetler üzerinden sürdürülmek istenen alçakça istismarlar ve

sonra İmralı canisi ile hükümet arasındaki kanlı, barutlu, mayınlı, taşlı-sopalı

pazarlıklar, Başbakan Erdoğan ve hükümetinin maskelerini tamamen düşürmüştür"

dedi.

Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada, "Türkiye'nin geleceğinde, Türk

milletinin bekasında çok önemli sonuçlar doğuracak olan referandum sürecinin

devam ettiği kritik bir dönemde, AKP ile PKK arasındaki kirli pazarlıklar bütün

iğrençliği ile ortaya çıkmaya başlamıştır" iddiasında bulundu. Bahçeli,

açıklamasında şunları dile getirdi:

"Önce Kandil kadrolarının hükümetin teşrifatıyla Habur'dan törenle giriş

yapmaları, ardından artan şehadetler üzerinden sürdürülmek istenen alçakça

istismarlar ve sonra İmralı canisi ile hükümet arasındaki kanlı, barutlu,

mayınlı, taşlı-sopalı pazarlıklar Başbakan Erdoğan ve hükümetinin maskelerini

tamamen düşürmüştür.

Etnik bölücülük konusundaki siyasi sicili ve eğilimleri çok iyi bilinen

AKP zihniyeti Türkiye'yi ayrıştırma ve bölme projelerini İmralı, Kandil ve

Barzani'nin ortaklığıyla hayata geçirmek için çıktığı yıkım yolculuğunda suçüstü

yakalanmış, gerçek niyetler, aktörlerin ağızlarından duyulmaya başlamıştır.

Nitekim AKP'nin yıkım projesinin neden olduğu puslu ortamda; demokratik özerklik,

federalizm gibi üniter yapıyı çökertecek söylemler hayasızca dile

getirilmiştir.

Bu gelişmelerle birlikte, hükümetin yıllardır devreye soktuğu arabulucu,

koordinatör, eşzamanlı istihbarat, el sıkışma, pazarlık yapma, masaya çağırma,

örtülü af çıkarma, kimlikleri okşama, teröristi kucaklama, bölücü taleplere

sempatik görünme gibi denediği bütün teslimiyet yolları tamamıyla iflas etmiş ve

çok daha vahim bir eşiğe gelinmiştir. Bugün Türkiye, kanlı terörün şehir

uzantılarının sokaklarda ayaklanma provaları yaparak devletin ve kamuoyunun

tepkilerini sınamaya başladığı, milli birliğimizi ve üniter devlet yapımızı

yıkmayı amaçlayan ihanet senaryolarının açıkça ve hiçbir çekinme göstermeden

fütursuzca sahnelendiği, AKP'den destek ve açılımdan cesaret alan bölücülerin

devlete meydan okuyan eylemlerini rahatça yürüttüğü, İmralı canisinin serbest

kalması yönündeki çabaların arttığı, bunların gerçekleşmemesi karşısında ise

ayrılma, isyan, ayaklanma, bölünme ve dış güçlere müracaat niyetlerinin alenen

dillendirildiği korumasız ve sahipsiz bir ülke haline getirilmiştir."

-"YIKIM PROJESİ"-

MHP Genel Başkanı Bahçeli, "Eli kanlı teröristlerin diledikleri tavizi

istedikleri zaman Başbakan Erdoğan;dan alabildikleri bu karanlık ortamda,

Türkiye'nin güvenliği ve terörle mücadele inisiyatifi hükümetin kontrolünden

bütünüyle çıkmıştır" dedi.

Açıklamada, "Özellikle 'açılım' denen yıkım projesi, PKK terör örgütüne

ve hapisteki İmralı canisine hayallerinin bile ötesinde itibar, zemin ve

imkân kazandırmış; AKP ile PKK arasında vatan evlatlarının şehadeti

üzerinden kıyasıya ve alçakça bir pazarlık başlamıştır" ifadesini kullanan

Bahçeli, terörle mücadelenin tümüyle terk edildiğini ileri sürdü.

Hükümetin terörle mücadeleyi tümüyle terk ettiğini savunan Devlet

Bahçeli, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"AKP Hükümeti, aşamalı olarak geri adım atarak geldiği teröristle

müzakere ve ardından mütareke ilişkilerinin de gerisine düşerek, PKK terörüne ve

siyasal uzantılarına tam teslim olmuştur. 'İyi şeyler olacak' denilerek

başlatılan yıkım projesinin 1 yılı aşan seyri ile umut verici gelişmeler olarak

tanımlanan Habur terörist törenlerinin ardından yaşananlar maalesef kan, gözyaşı,

eylem, ihanet ve şehadet olarak geri dönmüştür.

Hükümet ile teröristler arasındaki bu müzakere sürecinde etnik bölücülük

meşru bir siyasi amaç sayılmaya başlanmış, terör örgütü zemin kazanarak bölünme

dinamikleri harekete geçirilmiş, etnik temelde siyaset yolu ardına kadar açılmış,

kanlı terör, 'kimlik sorunu' olarak tanımlanarak PKK'nın siyasi hedeflerini meşru

gören tam bir taviz, çaresizlik ve alçalma sarmalına düşülmüştür.

Artık inkar edilemeyecek kadar aydınlanan PKK ve AKP arasındaki işbirliği

ve yakınlaşma sürecindeki hedef ve taleplerin 5 ana noktada örtüştüğü

anlaşılmaktadır. Bunlar, Türk milli kimliğinin yeniden tanımlanarak

değiştirilmesi, Türkiyelilik zırvasının üst kimlik olarak benimsenmesi, Türkçe

dışındaki dillerin kademeli olarak eğitim sistemi içine alınması ve kamu

hizmetlerinde kullanılmasının sağlanması,Millet kavramının çözülerek bir vatanda

çok milletli bir yapı içinde etnik kimlikle siyaset ve örgütlenme hakkının

tanınması, başta İmralı canisi olmak üzere teröristlere af çıkartılarak yalnızca

toplumsal hayata değil, aynı zamanda siyasal sisteme katılmalarının da

sağlanması, üniter yapının yıkılarak 'yerinden yönetim' adı altında önce

demokratik özerklik, ardından artık her ortamda bahsedilen eyaletler sistemine

geçişin sağlanmasıdır."

-"UMUT VERDİĞİ ANLAŞILMAKTADIR"-

Bahçeli, referandum sürecine ilişkin olarak da, "Gelişmelerden

referandumda yıkım için aradığı 'evet' desteğini almak adına Başbakan Erdoğan'ın

PKK taleplerinin ikinci anayasa paketinde yer alması için muhataplarına vade,

işaret ve umut verdiği anlaşılmaktadır" dedi.

"Etnik bölücülüğe anayasal zemin kazanmasını amaçlayan İmralı ve hükümet

işbirliğinin yol haritasındaki uzlaşmaya göre, girişilecek yıkımın aşamaları da

artık bölücü mihraklar tarafından yüksek sesle dile getirilmeye başlanmıştır"

diyen Bahçeli, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Adına utanmadan 'demokratikleşme ve anayasal süreç' denilen bu kirli

yol haritasının bir sonraki aşamasında PKK'nın bütün istekleri siyasallaşacak,

İmralı canisi ile hükümetin rol paylaşımıyla çıktıkları yolda ve geliştirdikleri

ortak ağızla parçalanmış bir devlet yapısına ulaşılacaktır. PKK'nın ve siyasi

uzantılarının küstahça yaptığı ikinci bayrak talebi, Türk ifadesinin anayasadan

çıkarılması ve bağımsızlığa giden aşamanın ilk durağı olan özerklik taleplerinin

Başbakan Erdoğan tarafından sessizce izlenmesi buna işaret etmektedir.

AKP Hükümetinin, alacağı 'evet' oyları karşılığında; Cumhuriyetin yıkıma

götürülmesi ve milletimizin ayrışmasına tepkisiz kalmasının yanı sıra, bu sürece

ivme vermekten çekinmediği de görülmektedir. Sözde darbe anayasasından kurtulmak

adına kafaların karıştırılmaya çalışıldığı bu tehlikeli oyunda AKP-PKK yıkım

ortaklığınca yapılmak istenen, millet kavramını tartışmaya açmak ve mensubiyet

üzerinde kuşku uyandırmak, alt kimlikleri dirilterek etnisite temeline dayalı,

ayrışmış bir toplum oluşturmak, millete ait değerleri eleştirerek, milli tarih ve

ecdadımız üzerinde tereddüt meydana getirmek, bu yolla millet varlığından, milli

kimliği zayıflamış, toplumsal bütünlüğü aşınmış şaşkın yığınlar yaratmak, devlete

ve kurumlarına yönelik güvensizliği körüklemek ve bütün bu rezaletleri

'demokratikleşme', 'özgürlük' maskeleri arkasına saklayarak gözleri

boyamaktır."

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, hükümetin, Türkiye'nin milli birliğini

yıkmak için harekete geçtiğini öne sürerek, "Hükümet, İmralı canisi ve

Kandil'deki alçaklarla yaptığı görüşmelerin ipliğinin ortaya çıkmasıyla 'PKK

açılımında' artık dönüşü olmayan bir yola girmiştir" görüşünü aktardı.

Bahçeli, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

"Bir tarafta milliyetçileri istismar ederek siyasi tezgah içinde olan,

öbür tarafta da katillerle görüşmeler yapan bu zihniyet, siyasi alçalmanın

nerelere kadar ulaşabileceğini de açıkça göstermiştir. Bütün bu gelişmeler AKP

ile İmralı ve Kandil arasındaki ihanet görüşmelerinin 'yıkım ortaklığı' ilişkisi

olduğunu, bu süreçte taraflar arasında yaşanan çekişme ve tartışmaların özü ve

esasının rol paylaşımı, statü rekabeti ile sürecin hızı ve dozu kavgasından

ibaret olduğunu da ortaya çıkarmıştır.

AKP zihniyeti; demokratik açılım denen dış kaynaklı 'Yıkım Projesi;ne

göbeğinden bağlanmış olup, kendisine dayatılanları Türk milletine hazmettirmek

için ahlaki ve vicdani hiçbir sınır tanımayacağını bu zamana kadarki

icraatlarıyla kanıtlamıştır. İmralı canisinden hükümete destek mesajları almak

için giden kuryelere Adalet Bakanlığı tarafından aceleyle ve heyecanla tekne

kiralanması ve Bebek katili tarafından sözde şartlı 'ateşkes' denen bir tehdidin

AKP tarafından sevinçle karşılanması, Başbakan Erdoğan ile eli kanlı katil

arasındaki ilişkileri ve açılım denen yıkımın foyasını ortaya dökmüştür.

Bu kapsamda kanlı yıkım projesinin fotoğraf karesinde yer alanlar

netleşmiş; AKP, PKK hainleri, İmralı canisi, AKP;nin eşkıya abisi ve küresel

Müslüman katilinin el ele verdikleri şer cephesi berraklaşmıştır. Açılım denen

yıkımın müjdecisi Cumhurbaşkanı Gül'ün bu sefer de yine bir uçak yolculuğu

esnasında; 'devlet teröre karşı her yolu dener' açıklamasıyla beliren,

sorumluluğu devlete yüklemeye çalışan kurnazlığı, hükümetin gafletten ihanete

varan suçunu örtmeye yetmeyecektir."

-"TESLİM OLDUĞUNUN TAM KANITIDIR"

"Başbakan'ın sütre gerisine çekilerek kamuoyunun psikolojik olarak

hazırlanması sürecini izlediği bugünkü ortamda, Sayın Cumhurbaşkanı'nın ön safta

yer alarak Türk toplumuna şifreli mesajlar vermesi, bu konuda bir yetki

paylaşımının yapıldığını akla getirmektedir" diyen Bahçeli, şöyle devam etti:

"AKP hükümetlerinde Başbakan, Dışişleri Bakanı olarak siyasal sorumluluk

üstlenmiş, 3 yıldır cumhurbaşkanı mevkisinde bulunan bir şahsın terörle

mücadelede PKK ile müzakerelere kapı aralayan ve hoş gören üslubu hükümetin

teröre teslim olduğunun tam bir kanıtıdır.

Şimdi Türk milleti, PKK'nın eli kanlı teröristleri ile hangi konularda

pazarlık yapıldığını, neyin karşılığında nelerin vaat edildiğini haklı olarak

öğrenmek istemektedir. İçinde bulunduğumuz bu ağır şartlar, milletimizin hiçbir

tereddüte mahal bırakmayacak kararlı bir duruş sergilemesini, hükümetin de

pazarlıkla terörün önlenemeyeceğini hiçbir gerekçe ve mazerete sığınmadan

anlamasını bir zorunluluk haline getirmiştir.

AKP-PKK arasındaki derin işbirliği ve ortaklığın gün ışığına çıkmış

olmasının, aziz milletimizin 12 Eylül 2010 tarihinde yapılacak referandumdaki

tercihlerini bir kez daha düşünmeleri için tarihi bir fırsat olacağı ortadadır.

İnancımız odur ki, büyük Türk milleti bölünmeye, ayrılmaya, ihanete, yıkıma, PKK

ile işbirliğine 'hayır' diyecektir ve 12 Eylül'de vatana ihanet edenlere ve buna

yeltenenlere asla unutamayacakları tarihi bir ders verecektir."

Kaynak: Haberler.Com / Oğuzhan Saruhan