Ercan Kesal Yazıları

Ercan Kesal

Ercan Kesal

Ünvan: Hekim, Yazar Ve Oyuncu

Doğum Yeri: Nevşehir / Türkiye

Doğum Tarihi: 12.09.1959 / -

Ercan Kesal Kimdir?

Ercan Kesal, hekim, yazar ve oyuncudur. 12 Eylül 1959 tarihinde Nevşehir'in Avanos ilçesinde doğdu. İlk ve orta okulu Avanos'ta, liseyi Niğde ve Nevşehir'de tamamladı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne ve Ege Üniversitesi'nde diş hekimliği bölümüne devam etti. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden 1984 yılında mezun oldu.

1984-1990 yılları arasında Ankara, Keskin, Bala ve köylerinde sağlık ocağı hekimliği yaptı. O yılları Ercan Kesal şöyle anlattı: “1984 yılında Ege Tıp Fakültesi’nden mezun olup mecburi hizmet kurası için Ankara’ya gittiğimde, hemen tüm arkadaşlarım doğu ve güneydoğudaki sağlık ocaklarına giderken benim şansıma Ankara, Keskin, Cerit Müminli Sağlık Ocağı çıkmıştı. Bunun anlamı bir ayağımın hep Ankara’da olabileceğiydi. Fırsat buldukça ve bazı hafta sonları Ankara’daki dostum ve hem şehrim Oktay (Tok)’un evinde kalırdım. Mecburi hizmet yıllarım, tayin isteğim karşılanmadığı için aynı yörelerde ve uzun yıllar sürdü. (Keskin Merkez Sağlık Ocağı, Keskin Devlet Hastanesi, Bala Sağlık Grup Başkanlığı, Merkez Sağlık Ocağı Tabipliği v.s.)”

Sümer Sokak’taki evimizin daimi konukları; Ahmet Erhan, Azer Yaran, Behçet Aysan, Adnan Özer (İstanbul’dan geldiği zaman), Murat Kalaycıoğlu, Tolga Çandar (ODTÜ’de öğrenciydi ve henüz Çağdaş Türkü yoktu), Erkan Oban (“Dede” diye bilinir. Çağdaş Türkü’nün kurucularındandır, iyi müzisyenlerdendi, erken öldü), Suavi, Adnan Azar (ailesiyle Anıttepe civarında otururdu. Dünya güzeli bir annesi ve çok nazik bir babası vardı. İkisi de peşpeşe göçtüler), Abdullah Gök (o da iyi müzisyendir, kasetleri vardır, şimdi öğretmen), Zeynel (Adanalı) ve rahmetli Adnan Satıcı olurdu. Daha az görsem de Ahmet Telli’yi ve sanki bir kez de Ali Cengizkan’ı hatırlıyorum… Akif’le (Kurtuluş) daha çok Cafe Cappadocia’da ve Ekspres gibi mekânlarda olurduk. Hepimizin de hayatlarının baş köşesinde şiir ve müzik vardı. Bilhassa şiir… Bu yıllarda Adnan Özer’le başlayan dostluğun devamı, İstanbul’da Yaşar Miraç’ın kurucusu olduğu Yeni Türkü Yayınları’nın düzenlediği bir şiir gecesinde Ahmet Erhan’la tanışmama vesile oldu. Çok fazla sohbet edememiştik nedense. Sessiz, içe kapanık, fazlasıyla halim selim birisi olarak kalmıştı aklımda. Aynı yazıda Adnan Azar’ın ölümünden sonra yazdığı bir yazıda, o günleri ve arkadaşlarını şöyle anlattı: “Ahmet Erhan, ailenin en yetenekli ve sessiz çocuğuydu. Hüzünlü bir Adanalı. Şiirlerindeki gibi bir portakal ağacı, bilemedin turunçtu Ahmet Erhan.” Behçet abi (Behçet Aysan), yaşlı bir aslan gibi dolaşırdı aramızda. Ağır, oturaklı, görmüş geçirmiş. Hepimizden büyük ve şişman. Tabii ki ceviz ağacı onu en iyi anlatan. Akif en zeki ve haşarısı ekibin. Her cümlesi, kaynağından yeni fırlamış su gibi, neşeli ve coşkun. Ağaçlardan erik ağacıydı Akif, can eriği ama. Murat, Edip abiye (Akbayram) şiirler yazar; yaşlı bir sedir, gölgesinde ve sesinde dinlendiğimiz. Hep ağır aksak ve biraz uzak Azer abi ise, kocaman gövdesine sakladığı derin korkularıyla bir ahlat ağacıydı, Adnan’ın deyişiyle. Hepimizi de eninde sonunda bir zeytin ağacı şefkatiyle kucaklayansa Oktay’dı (Tok). Gezer, tozar, vakti geldiğinde de yine onun dalları altında toplanırdık. Yediğimiz şiir, içtiğimiz aşktı. Ben bu isimlerle, cumartesi öğleden sonra okuldan erken çıkmanın keyfiyle, sokağa savrulan ergenler gibi yaşadım Ankara’yı. Tuhaf bir özgüven, mesnetsiz bir sevinç ve bitmek bilmeyen bir aşk duygusu… Neşeli, gürültücü, bazen sarhoş, şair, aşık ve içli bir aileydik. Bozkırın ortasındaki bu gri şehri, bin bir çeşit ağacın içindeymiş gibi yaşadım, şükürler olsun. Güzel günlerdi…” Ahmet Erhan, Ercan Kesal için şu dizeleri yazdı: “…Doktor, herkes aklıyla yaşarmış / Bu rahm-i teneşirde / Ben senin bildiğin gibi yaptım / Bildiğin gibiyim işte / Ötesi söylence…”

1990 yılında geldiği İstanbul’da özel sağlık sektöründe yer alarak poliklinik ve tıp merkezleri kurdu. 1997 yılında kurduğu Özel Okmeydanı Hastanesinin yönetim kurulu başkanlığını sürdürmektedir. 2004-2006 yıllarında İTİCÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Uygulamalı Psikoloji dalında yüksek lisans eğitimini bitirdi. Yeditepe Üniversitesi Sosyal Antropoloji doktora eğitimini sürdürüyor.

2002 yılında yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın Uzak filmiyle oyunculuğa adım attı. 2010 yılında Bir Zamanlar Anadolu’da filminde Ebru ve Nuri Bilge Ceylan ile birlikte yazdığı senaryo, 2011 yılında Asia Pacific Screen Ödülleri’nde “En İyi Senaryo” dalında ödüle aday gösterildi. Nuri Bilge Ceylan’ın Üç Maymun ve Bir Zamanlar Anadolu’da filmlerinde senarist ve oyuncu, Vavien, Derin, Saç, Küf, Yozgat Blues, Sen Aydınlatırsın Geceyi, Hükümet Kadın 1 ve Hükümet Kadın 2 ve Ben O Değilim isimli filmlerde oyuncu olarak sinemaya devam etti. Oyuncu ve senarist olarak ulusal ve uluslararası birçok festivalde ödüller aldı.

İlk şiir ve yazıları, tıp fakültesi öğrencisiyken, İzmir’de çıkan Dönem Dergisi’nde yayımlandı. Mecburi hizmet yıllarında Son Reçete dergisinde söyleşiler yaptı, yazılar yazdı. 1990 yılından sonra geldiği İstanbul’da, Era Yayınları’nın kurucularından oldu. Şizofrengi’de yazdı. Radikal ve BirGün gazetelerinde hikâyeleri ve denemeleri yayımlandı. BirGün Gazetesi’nde hâlâ yazmaktadır.

Kitapları: Peri Gazozu (2013, İletişim Yayınları), Evvel Zaman (2014, İthaki Yayınları), Nasipse Adayız (2015, İletişim Yayınları), Cin Aynası (2016, İletişim Yayınları), Bozkırda Bir Gece Yarısı (2017, İletişim Yayınları), Aslında (2017, İletişim Yayınları), Zamanın İzinde (2017, Ayrıntı Yayınları) ve Cebimdeki Ekmek Kırıntıları (2022, Kronik Kitap).

2018 yılında 12. kez verilen “Boston Türk Film Festivali Türk Sinemasında Mükemmellik Ödülü”nün sahibi oldu. Ödülü, 22 Mart’ta Boston Güzel Sanatlar Müzesi’nde “Yol Kenarı” filminin Kuzey Amerika ilk gösteriminden sonra düzenlenen bir törenle takdim edildi. Yönetmenliğini üstlendiği Fındıktan Sonra (Gone With the Hazelnuts) adlı belgesel, 37. İstanbul Film Festivali Ulusal Belgesel Yarışması’nda yer aldı. Tayfun Pirsemoğlu’nun senaryosunu yazdığı ve yönettiği Yol Kenarı filminde başrolleri Ercan Kesal, Tansu Biçer, Nalan Kuruçim, Taner Birsel, Rıza Akın, Haydar Şişman ve İsrafil Köse paylaştı. Film, 25 Mayıs 2018’de vizyona girdi.

Ercan Kesal, Show TV’de yayınlanan Çukur dizisinde Koçovalı ailesinin reisi ve Çukur mahallesini yöneten kudretli ve cömert bir adamı canlandırdı. Oyuncu Nazan Kesal ile evlidir ve Poyraz’ın babasıdır.