Rusya'dan 'Batıdan saldırı hazırlığı' iddiası! "Bize karşı aktif hazırlık yapıyorlar"

Dünya Haberleri

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Batılı ülkelerin Rusya'ya karşı savaş için aktif olarak hazırlandığını söyledi. Batılı seçkinlerin "Rusya'dan tehdit geldiği" yönündeki efsaneyi yaydığını savunan Lavrov, Moskova'nın güvenliğine yönelik tehditlere karşılık vereceğini belirterek, ABD'nin Avrupalı müttefiklerinden farklı olarak diyaloğa açık olduğunu vurguladı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Batılı ülkelerin Rusya'ya karşı savaş için hazırlık yaptığını bildirdi. Lavrov, batılı seçkinlerin, Rusya'dan tehdit geldiği yönündeki "efsaneleri" benimsediklerini belirterek, "Rusya'nın güvenliğine yönelik tehditlere karşılık vereceğiz" dedi.

"ÜLKEMİZE KARŞI SAVAŞ İÇİN HAZIRLIK YAPILIYOR"

Lavrov konuşmasında, Batı'nın Rusya politikasını şu sözlerle eleştirdi:

"Batılı seçkinler, Rusya'dan tehdit geldiği yönündeki efsaneyi benimsiyor. Batı, ülkemize karşı savaş için hazırlık yapıyor. Rusya'nın güvenliğine yönelik tehditlere karşılık vereceğiz. Bunu yapmak için gerekli imkanlara sahibiz. ABD, Avrupalı ülkelerin aksine diyalog kurmaya hazır. Biz de ciddi görüşmeler için her zaman açığız."

Rus haber ajansı TASS'ın aktarımına göre Lavrov, Batılı ülkelerin yönetici seçkinlerinin "Rusya'dan gelen bir tehdit efsanesini yaymaya çalıştığını", bunu yaparken de "ülkelerimize karşı bir savaşa aktif olarak hazırlandıklarını" söyledi. Bakan ayrıca Batı'nın Rusya'yı "Avrupa değerlerini baltalamakla" suçladığını, ancak "bu değerlerin gerçekte ne olduğunun görüldüğünü" ifade etti.

Lavrov, Rusya'nın "güvenliğine, kalkınmasına ve vatandaşlarının refahına yönelik dış meydan okumalara yeterli bir karşılık verme yolunu kuşkusuz bulacağını" belirtti ve "Düşüncesizce Rusya karşıtı eylemlerin sonuçlarından, bunları başlatanlar elbette sorumlu olacaktır" uyarısında bulundu.

AVRUPA'DA "NAZİZMİN METASTAZLARI" İDDİASI

Rus diplomasisinin başındaki isim, konuşmasının önemli bir bölümünü Avrupa'daki siyasi iklime ayırdı. TASS'ın aktardığına göre Lavrov, "Avrupa bir kez daha Nazizmi desteklemeye hazır duruyor" dedi ve sözlerini bir dil, kültür ve eğitimi yasaklayan uygulamalara bağladı. Bakan, "Nazizmin metastazlarının Almanya dahil Avrupa'nın kendi içinde görünür hale geldiğini" öne sürerek bunu "çok ciddi bir uyarı" olarak nitelendirdi.

Lavrov, Ukrayna krizinin çözümünde Rusça konuşan nüfusun haklarının pazarlık konusu yapılamayacağını da savundu: "Herkesin üstlendiği ve yerine getirmekle yükümlü olduğu taahhütler üzerinde pazarlık olamaz. Ancak Batı, Kiev yönetimini her konuda affediyor." Bakan, Batı'nın BM Şartı'ndan yalnızca toprak bütünlüğü ilkesini öne çıkardığını, oysa Şart'ta "halkların kendi kaderini tayin hakkı" ile "ırk, cinsiyet, dil ve din ayrımı gözetmeksizin insan haklarına saygı" ilkelerinin de yer aldığını söyledi.

AVRUPA İLE ABD ARASINDAKİ FARKA VURGU

Lavrov'un konuşmasındaki en dikkat çekici ayrım, Washington ile Avrupa başkentleri arasında yaptığı ayrımdı. Bakan, "ABD, Avrupalı seçkinlerden önemli ölçüde farklılaşıyor. Onlar konuşmaya istekli" dedi ve "Pozisyonlar kökten karşıt olsa bile, bu her zaman önemlidir" diye ekledi.

Bununla birlikte Lavrov, mevcut ABD-Rusya diyaloğunun iki ülke arasındaki ilişkilerin onarılması bakımından "somut bir etki yaratmadığını ve yakın gelecekte de beklenmediğini" belirtti. Moskova'ya gelen yabancı yetkililere de mesaj veren Bakan, "Kınamak için buraya gelmeye gerek yok. Ama ciddi görüşmelere her zaman açığız" ifadelerini kullandı.

Lavrov ayrıca, yaklaşan Devlet Duması seçimleri öncesinde Rusya'ya yönelik "yoğun bir ilkel ve saldırgan propaganda dalgası" yöneltildiğini savundu.

AÇIKLAMANIN ARKA PLANI: GERGİN BİR EYLÜL

Lavrov'un sözleri, Rusya ile NATO arasındaki gerilimin belirgin biçimde tırmandığı bir döneme denk geldi. Eylül ayının ilk yarısında Litvanya hava sahasına giren bir insansız hava aracı NATO savaş uçakları tarafından düşürüldü; Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda olayı duyurarak müttefiklere teşekkür etti ve ülkesinin hava sahasını NATO ile birlikte savunacağını açıkladı. Olayın ardından Vilnius Havalimanı'ndaki uçuşlar geçici olarak kısıtlandı.

Aynı günlerde Danimarka Savunma Bakanlığı, Baltık Denizi'nde Gedser açıklarında uluslararası sularda seyreden bir Danimarka askeri helikopterine Rus fırkateyninden iki işaret fişeği atıldığını bildirdi; Rusya'nın Kopenhag Büyükelçisi Dışişleri Bakanlığı'na çağrıldı. Ukrayna-Polonya sınırı yakınındaki Yahodyn'de bir trenin vurulmasını ise AB Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas "korkutma çabası" olarak nitelendirmişti.

Cephede ise savaş dördüncü yılını geride bırakarak sürüyor. Ukrayna Hava Kuvvetleri, 14-15 Eylül gecesi Rusya'nın 200 SİHA ile saldırdığını, bunların 187'sinin etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ise Rusya'nın enerji sistemini ve kritik altyapıyı hedef almayı sürdürdüğünü, karşılık olarak Sızran'daki petrol rafinerisi ile Taganrog'daki İHA üretim tesisinin vurulduğunu bildirdi.

DİPLOMASİ MASASI: EKİM SİNYALİ, MOSKOVA ŞARTI

Diplomatik hatta da hareketlilik var. ABD Başkanı Donald Trump'ın özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner 5 Eylül'de Moskova'da Vladimir Putin ile, 7 Eylül'de Kiev'de Zelenskiy ile bir araya geldi. Trump ile Putin arasında telefon görüşmeleri yapıldı; Trump, Ukrayna'nın Rus enerji tesislerini vurmamayı, Rusya'nın da karşılıklı olarak aynı taahhüdü kabul ettiğini açıklamıştı. Ancak sahadaki karşılıklı enerji altyapısı saldırıları, bu kısmi mutabakatın fiilen işlemediğini gösteriyor.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov 13 Eylül'de, ABD ve Ukrayna ile üçlü müzakerelerin ekim ayında yeniden yapılabileceği ihtimalini dışlamadıklarını söyledi. Zelenskiy'nin aralık ayında Miami'de düzenlenecek G20 Zirvesi'nde Putin ile görüşmeye hazır olduğu yönündeki açıklamasını ise Peskov "imkânsız" diyerek reddetti ve böyle bir görüşmenin ancak Moskova'da yapılabileceğini savundu.

Peskov ayrıca Trump'ın enerji altyapılarını hedef almama önerisini "çok iyi bir fikir" olarak nitelerken, bunun tek başına yeterli olmayacağını; petrol tankerleri dahil ticari seyrüsefer güvenliğinin sağlanması ve Rusya'ya yönelik yaptırımlar ile enerji tedarikine ilişkin kısıtlamaların kaldırılması gerektiğini belirtmişti.

Bu tabloda Lavrov'un açıklaması, Moskova'nın Washington'a kapıyı açık tutarken Avrupa başkentlerini doğrudan hedef alan iki kanallı söylemini sürdürdüğünü gösteriyor.