HAK-İŞ: Asgari Ücret Komisyonu Demokratikleştirilsin

Güncel Haberler

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, Aralık ayındaki asgari ücret görüşmeleri öncesinde Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun yapısının daha adil ve demokratik hale getirilmesini istedi. TÜRK-İŞ'in boykotunu desteklediklerini belirten Arslan, Almanya modelini önerdi.

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Aralık ayında başlayacak asgari ücret görüşmeleri öncesinde Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun yapısının, temsilde daha adil ve işleyişte daha demokratik olacak şekilde güncellenmesini istiyoruz. Bu değişiklik olmadığı, TÜRK-İŞ de aynı kararlılığını devam ettirdiği sürece işçiler yine masada olmayacaktır." dedi.
Arslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, uzun yıllardır Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun yapısını antidemokratik bulduklarını ve değiştirilmesini talep ettiklerini anımsatarak, komisyondan işçi kesimini temsil eden TÜRK-İŞ'in geçen yıl aynı gerekçelerle komisyon görüşmelerine katılmamasını desteklediklerini vurguladı.
İşveren ve hükümet tarafından belirlenen 2026 yılı asgari ücret rakamının çalışanların talep ve beklentilerini karşılamaktan uzak olduğunu ve aylar içerisinde enflasyon karşısında eridiğini savunan Arslan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Asgari ücret, çalışma hayatının kronik sorun alanlarından birini oluşturuyor. Bu hem belirlenen rakamın çalışanların beklentilerini karşılamaması hem de asgari rakamı belirleyen Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun yapısının antidemokratik olmasından kaynaklanıyor. Bunun için HAK-İŞ olarak yıllardır komisyonun yapısında değişiklik talep ediyoruz.
Yıllardır Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nda işçi kesimini temsil eden TÜRK-İŞ, geçen yıl doğru bir karar vererek, önce komisyonun yapısına itiraz etti, ardından da komisyonda yer almadı. Biz TÜRK-İŞ'in ve Sayın Genel Başkan Ergün Atalay'ın bu kararını destekliyoruz. Bu konuda TÜRK-İŞ ile birlikte hareket etmeye hazırız. Aralık ayında başlayacak asgari ücret görüşmeleri öncesinde Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun yapısının, temsilde daha adil ve işleyişte daha demokratik olacak şekilde güncellenmesini istiyoruz. Bu değişiklik olmadığı, TÜRK-İŞ de aynı kararlılığını devam ettirdiği sürece işçiler yine masada olmayacaktır."
"Almanya" modeli önerisi
İşçilerin katılmadığı asgari ücret görüşmelerinden çıkan sonucun çalışanlar tarafından kabul görmeyeceğini dile getiren Arslan, asgari ücret gibi neredeyse toplumun tamamını ilgilendiren konunun geniş bir mutabakatla belirlenmesi gerektiğini söyledi.
Arslan, Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun yapısının değiştirilmesiyle ilgili önlerinde yeterli sürenin olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Hükümet ve işveren tarafı aralık ayındaki görüşmelerde işçilerin masada olmasını istiyorsa derhal harekete geçmelidir. HAK-İŞ olarak biz bu konuda ne istediğimizi biliyoruz. Asgari ücreti belirleme yetkisinin, dünyadaki örneklerde olduğu gibi işçi ve işveren temsilcilerinde olduğu, objektif ve güvenilir verilerle çalışan bağımsız bir mekanizmanın oluşturulması talebimizi yineliyoruz.
Asgari ücretin belirlenmesi sürecinde Almanya modelini öneriyoruz. Bu modelde, işçi ve işveren kesimi bir hakem başkanlığında kendi aralarında müzakere ediyor. Hükümet ise burada tarafların üzerinde uzlaştığı rakamı ilan ediyor. Böyle bir modelle hem çalışanların beklentilerini karşılayan hem de toplumsal huzuru güçlendiren bir asgari ücret politikasının hayata geçirilmesi mümkün olacaktır."
"Türkiye'nin en büyük toplu iş sözleşmesi niteliğinde"
"Komisyonun, konfederasyonların temsil gücünü yansıtan, sosyal diyaloğu esas alan ve toplumsal uzlaşıyı önceleyen bir yapıya kavuşturulması, sürecin sağlıklı işlemesi açısından zorunludur." ifadelerini kullanan Arslan, şöyle devam etti:
"Milyonlarca emekçiyi ilgilendiren ve bu yönüyle Türkiye'nin en büyük toplu iş sözleşmesi niteliğindeki asgari ücretin, çok daha güçlü, kapsayıcı ve temsil kabiliyeti yüksek bir komisyon yapısıyla belirlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Asgari ücret, ülkemizde artık yalnızca 'asgari' bir ücret değil, çalışanların önemli bir kısmının geçim ücreti haline gelmiştir. HAK-İŞ olarak asgari ücretin bir kişiyi değil, dört kişilik bir ailenin insanca yaşam koşullarını esas alması gerektiğini savunuyoruz. Gıda, kira, ulaşım, enerji ve eğitim gibi zorunlu harcamaların merkeze alındığı, gerçekçi ve kapsayıcı kriterlere dayanan bir yaklaşım ile daha güçlü, daha gerçekçi ve daha adil kriterlere ihtiyaç olduğu açıktır."