Sahra Arslan

Sürüden ayrılanlar sürüsü

28.01.2026 21:49
Haber Detay Image

Hiçliğe vurup sürüden ayrılmaya yeltenince penguenin biri, sürünün bütün yükünü sırtına vurduk. Kimi hemşerilik yükledi omuzlarına kimi etnik kimliğini taktı kanatlarına kimi mezhebini kimi dinini kimi de rengini yakıştırdı ona.

Oysa derdi bu değildi.

Derdi neydi peki?

Gelin baştan bakalım nihilist penguenin hikayesine.

Werner Herzog, Hırvat asıllı Alman Yönetmen, 1942 yılında Bavyera'da bir köyde doğduğunda dünya savaşla boğuşuyor birbirini boğazlıyordu.

Henüz on yaşına basmıştı ki babası onu ve ailesine sırtını dönecek onları kaderlerine terk edecekti. Doğduğu dönem ve yaşadığı travmalar ortaya yeni Alman sinemasının güçlü temsilcilerinden biri yapmıştı onu.

Bir taraftan uzun metrajlı filmler diğer taraftan belgesellerle tanınıyordu. Ama kimse bugün ki kadar adını anmamış ve onu tanımamıştı.

"Encounters at the End of the World" çoğumuz adını Sürüden Ayrılan Penguen koysak da aslında belgeselin İngilizce adının tam karşılığı "Dünyanın Sonundaki Karşılaşmalar" şeklindedir.

Herzog'un 2007 yapımı bekgeseli Antartika'da çekilmiş ve öne çıkan viral olan görüntülerde penguenlerin hepsi hayata tutunmak ve beslenmek için denize doğru gitmeye çalışırken içlerinden biri onlara sırtını döner ve tam aksi yönde dağlara doğru tek başına gitmeye başlar.

2007 yılında çekilmiş belgeselin bu bölümü ne oldu da insanların radarına girdi ve neredeyse sürüyü oluşturan her birimizce bir idole dönüştü. Tıpkı Richard Bach'ın meşhur Martı kitabındaki Martı martı Jonathan Livingston gibi.

Adına hemen Nihilist Penguen dedik ve ne varsa heybemizde, sırtına vurup gezdirmedik yer bırakmadık.

Neydi? İnsanların özlem duyduğu neydi kaçtığımız, sığındığımız neydi? Her birimiz parçası olduğumuz sürünün bütün hastalıklarıyla onu yanımıza çekmeye çalışırken, belki de hepimize sırtını dönüp gitmesiydi bizi büyüleyen.

Henüz başlarında olduğumuz 2026 yılı, neredeyse tek bir kişiye bile her bir konu ve başlıkta karamsarlık aşılayıp ufacık bir umut kırıntısı vermemesi miydi bizi çeken.

Neredeyse hepimiz, hayata yüklediğimiz anlamların altında ezilip boğulurken, başkalarının hedef ve amaçları bizimmiş gibi güdülenip ömrü tüketirken.

Bir Penguen birkaç saniyelik görüntüsüyle hepimizi altüst etti mi yoksa sürüden ayrılan bir nihiliste bu kadar heves edenlerin sürüsünü mü inşa ettik.

Komik değil mi?

Yazarın Tüm Yazıları