Servis ve Kuver Ücreti Kaldırıldı: Peki Gerçekten Kime Yaradı?
Yine popülizm uğruna restoran sektörünün çalışanlarına vurulan büyük bir darbe ile karşı karşıyayız.
Evet, bu sektörde işini ahlaklı yapmayan; hem kuver hem servis ücreti alıp, üstüne bir de bahşiş bekleyen bireysel ya da kurumsal işletmeler var. Bunu inkâr etmiyoruz. Hatta bizzat gördük, yaşadık.
Ancak yanlış yapanlar var diye doğru işleyen bir sistemin tamamını yok etmek, sorunu çözmez; sadece faturayı emeğiyle çalışanlara keser.
Biz bu işin içindeyiz.
Bu sektörün profesyonelleri olarak defalarca anlattık, yazdık, uyardık.
Eğer gerçekten bilenlerle istişare edilseydi, bu konu çok daha mantıklı, adil ve sürdürülebilir bir zemine oturtulabilirdi.
Çünkü şunu net ayıralım:
Kuver başka bir şeydir.
Servis ücreti başka bir şeydir.
Masa ücreti ise bambaşka bir şeydir.
Ne yazık ki bu üç kavram, bilinçli ya da bilinçsiz şekilde birbirine karıştırıldı.
Kuver ücreti nedir?
Bir restoranda kuver yazıyorsa; masanıza siz istemeden gelen su, tulum peyniri, tereyağı, puf ekmek, yemek sonrası ikram edilen çay–kahve, çerez ya da meyve tabağı gibi ürünlerin tamamını kapsar.
Bu ürünlerin her birini menü fiyatlarıyla tek tek topladığınızda, kuver bedelinin çoğu zaman 4–5 katına denk geldiğini görürsünüz.
Ancak bu durum tüketiciye doğru anlatılmadığında, "Kuver kalktı" söylemi alkış alır.
Gerçekte ise birçok mekân, aldığı kuver ücretinin yarısını salon personeline dağıtıyordu.
Bu gelir, çalışanların haftalık ya da aylık kazançlarına ciddi katkı sağlıyordu.
Bugün bu destek tamamen ortadan kaldırıldı.
Servis ücreti ise pandemi sonrası değişen ödeme alışkanlıklarıyla ortaya çıktı.
Nakit taşımayan, kredi kartıyla ödeme yapan misafirlerin bahşiş bırakma imkânı kalmadı.
Bahşiş kültürünün büyük ölçüde nakde dayandığı bir ülkede, bu boşluğu doldurmak için dünyada da uygulanan bir sistem devreye alındı.
1000 TL'lik bir hesapta, şeffaf bir şekilde yazılan %10 servis ücreti.
Bu ücretin tamamı ya da büyük bölümü servis personeline gidiyordu.
Vergi ve kredi kartı komisyonları düşüldükten sonra, 100 TL'nin yaklaşık 50 TL'si salon ekibinin eline geçiyordu.
Bugün bu gelir de ortadan kaldırıldı.
Kaybeden kim oldu?
Komi, garson, salon şefi, müdür, hostes, barmen, barista… Yani sahada çalışan herkes.
Masa ücreti konusu ise bambaşka bir başlık.
Bir eğlence mekânına gittiğinizde, müzik dinleyeceğiniz yerde dünyanın her yerinde olduğu gibi menü aynı olabilir; ancak masanın konumu fiyatı belirler.
Sahneye en yakın masada kişi başı 50.000 TL öderken, en arkada 5.000 TL ödemeniz bu sistemin doğal bir sonucudur.
Bugün bu konular da tamamen havada kaldı.
Gerçekten çözüm üretildi mi?
Uygun bir sistem kuruldu mu?
Buna ciddi şekilde bakmak gerekiyor.
Şimdi asıl soruyu soralım:
Bu kararla kazanan kim oldu?
Tüketici kazanmadı.
Zaten bu şekilde de kazanamaz.
Kaybeden; salon personeli oldu.
Kaybeden; restorana uygun fiyatla karnını doyurmaya gelen tüketici oldu.
İşletmeler bu kaybı başka kalemlerden telafi etmek zorunda kalacak.
Bugün "ikram" olan birçok ürün artık ücretli olacak.
0,5'lik bir suyu 100 TL'nin altında içemeyeceğiz.
Tulum peyniri, tereyağı, sıcak pide artık bedelsiz sunulmayacak.
Çay 100 TL, kahve 200 TL olmaya hazır olun.
Gerçek şu:
Popülizm uğruna bir sektöre çok büyük bir ceza kesildi.
Şimdi tekrar soralım:
Bu sistem kaldırıldı ama yerine ne kondu?
Misafir mi kazandı, yoksa sadece görünürde bir popülerlik mi sağlandı?
Asıl kaybeden kim oldu?
Cevap çok net:
Bu karar en çok emeğiyle ayakta duran restoran çalışanlarına zarar verdi.









