Ana muhalefet partisi olsa bu kadarını demeye cesaret edemez. Neden derseniz bunu dediği an eskiden olduğu gibi terör sevicilikle suçlanır, üstüne bir de DEM'li bir sosla milliyetçiliğin alası yapılıp demedik bir şey bırakmazlar.
Ama çağrı MHP cephesinden gelince kimse çıt çıkarmıyor. Hem de şu aralar bayrak provakasyonu üzerinden tırmandırılan milliyetçilik ve cihat çağrılarına rağmen.
Ne oluyor peki İktidar ve ortağı arasında çatlak var da arada bir sızan veciz sözler mi bunlar? Değil elbette, belki de en iyi yorum, şu Amerikan filmlerinden alışageldiğimiz iyi polis kötü polis taktiğidir.
Neredeyse bütün alanlarda kimseye top oynatmayacak kadar profesyonel bir siyaset sürdürülüyor. Bir taraftan milliyetçi cephenin gazını alıyor biri, diğeri de uzunca bir süredir devam eden, barış sürecini, düşük dozda minik hamlelerle sosyal demokratları, Kürtleri umutsuz bırakmıyor.
Bir de bunu tersten yapmıyorlar mı? Milliyetçi cephenin gazını, ümmet iddiasındaki kavmiyetçilik karşıtı olduğunu söyleyen parti alırken, gıdım gıdım Kürtlere ve sosyal demokratların da ağzına bal çalan da ittifakın Milliyetçi ortağı oluyor.
Politik ve sosyal açıdan siz nasıl bir okuma yapıp, vaziyeti neye yorumlarsınız bilmiyorum ama öyle görünüyor ki CHP'ye muhalefet edebilecek siyaset üretebilecek alan bırakmadılar desem yeridir.
Ülkenin kurucu partisi benim deyip memleketi yıllarca sultası altında ezip kimseye kaptırmamak için mevcut bütün kronik hastalıkları bünyesinden çıkaran Cumhuriyetçi Halk Partisi can çekişiyor.
"Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir."
MHP lideri Devlet Bahçeli'nin tek bir cümleyle neredeyse bütün gündem başlıklarının üstüne çıkması bütün manşetleri kapatması siyasi başarılı bir manevra sayılır.
Vakti zamanında Diyarbakır'ın meşhur ciğercilerinden biri, self servis işini kendi dilince tabelasına yansıtmış, "Sen sana pişir sen sana ye" diye yazmıştı.
Siyasette de self servis dönemi sanki "Sen sana iktidar sen sana muhalefet"






