Kadının biri çıkar, sabahtan beri sabırla ayakta bekleyip, tutmak için çabalayıp tuttuğunuz balıklarınızı satın almak istediğini söyler ve sizden aldığı balıkları denize geri boşaltır.
Kadın denize boşalttığı balıkların bedeline gelince, param yok diyerek oradan sıvışmaya çalışır.
Ne tesadüf ki tam o anlarda, orada bir gazeteci röportaj yapmaktadır ve curcuna başlayınca, kamerasını çalışmaya geldiği haberden çevirerek, o curcunanın ne olduğunu anlamak için kadına ve onunla tartışan balıkçıya çevirir.
Peki neymiş curcunanın sebebi? Kadın satın aldım dediği balıkları denize neden geri boşalttı ve adamın parasını vermeyerek onu neden cezalandırmak istedi.
Vejetaryen ve de vegan olduğunu söyleyen ve eyleminin gerekçesini buna bağlayan kadının nihayetinde adamın parasını ödemeden oradan kaçması onu eyleminin sonuçlarından kurtarır mı? Kurtarmaz. Yüzü aşikar olarak kameralara yansıyan kadının kimliği er geç ortaya çıkarılır. Ve balıkçının şikayetçi olması halinde muhtemelen cezalandırılır. Hadisenin bu kısmıyla ilgili olacaklara dair öngörüleri bir tarafa bırakıp böylesi bir eylemin gerekçelerinin haklı mı haksız mı olduğunu düşünelim biraz.
Birbiriyle karıştırılsa da vejetaryen ve veganın ayrı şeyler olduğunu bilelim evvelce. Vejetaryen, kırmızı ve beyaz et ve türevlerinin hiç birini yemezken, süt, yumurta, bal, yoğurt, peynir gibi hayvansal ürünleri yiyebilirler.
Veganlara gelince, etin yanı sıra hiçbir hayvansal ürünü de yemezler ki veganlık sadece beslenme kültürü ile ilgili değil, beslenmeyi de kapsayan bir hayat biçimidir.
Olaya bölge baktığımızda her vegan vejeteryan olsa da her vejetaryen vegan değil diyebiliriz. Haliyle veganlar beslenmeyle beraber, kozmetiğinden giydiklerine kadar yaşamlarını hayvanların yaşamlarıyla sömürülmediği bir disiplinle yaşarlar.
Hepinizin aklına gelen soruyu sizin adınıza ben de bir daha sorayım: Veganlar neyle beslenir? Bitkiler, meyve ve sebzeler ilk akla gelenler. Peki bunlar canlı değil mi diye bir vegana sorduğunuzda. Buna şöyle bir cevapları vardır.
İddia o ki ne kadar bilimsel bilmiyorum: Bir canlının yaşamsal dürtülerle ve acılardan kaçabilmek için hareket kabiliyeti yoksa o canlının acı hissi de yoktur.
Ayrıca neden bitki tükettiklerine dair veganların şöyle bir savunması da var: Bitkiler ve ağaçlar yensin diye meyve üretir ki bu meyvelerin yenmesi çekirdeklerinin tekrar doğaya dönmesi açısından bir üreme döngüsü sağlar.
Nihayetinde tüm bu savunmaları çürüttüğünüzde dahi veganlar hayatta kalmak için bitki yemeliyim der ama hayvan yemek bir tercih olarak önümüzde durur ki yemesek de ölmeyiz derler.
Kadın ve Balıkçı hadisesine dönersek. Kadını izlediğinizde, makyajsız olması kozmetiğe de mesafeli olduğuna, üst başına, giydiğine baktığınızda aynı şekilde veganlığa aykırı giyinmediğini söyleyebilirsiniz ama doğaya, hayvanlara duyarlılığından ötürü gerçekleştirdiği eylemin içerisinde insana neden duyarlı ve nazik davranmıyor ki bir insanı kandırıp kaba ifadelerle "Bir tane koyarım sana" diyebiliyor?
Yani hayvanlar ve acılarıyla empati kursanız dahi tabiri caizse hayvan olmak zorunda değilsiniz demek isterim.







