Merkez Bankası Başkanı Karahan: Enflasyon Görünümünün Netleşmesi İçin Mart ve Nisan Verilerini Görmek Önemli

Ekonomi Haberleri

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, enflasyonun ana eğilimine ilişkin, "Mart ayından itibaren Kasım-Aralık seviyelerine yaklaşacağını değerlendiriyoruz" diyerek enflasyon görünümünün netleşmesi için "Mart ve nisan aylarındaki veriyi görmenin önemli" olduğunu vurguladı. Karahan, altın fiyatlarındaki artışa da dikkat çekerek, Türkiye’de yastık altında yaklaşık "600 milyar dolar civarında" altın bulunduğunu, son dönemde "100 milyar doların çok üzerinde, belki 200 milyar dolara varan bir servet etkisi" oluştuğunu belirterek, bu etkinin dezenflasyonu yavaşlatan unsurlardan biri olduğunu ifade etti.

(İSTANBUL) - Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, enflasyonun ana eğilimine ilişkin, "Mart ayından itibaren Kasım- Aralık seviyelerine yaklaşacağını değerlendiriyoruz" diyerek enflasyon görünümünün netleşmesi için "Mart ve Nisan aylarındaki veriyi görmenin önemli" olduğunu vurguladı. Karahan, altın fiyatlarındaki artışa da dikkat çekerek, Türkiye'de yastık altında yaklaşık "600 milyar dolar civarında" altın bulunduğunu, son dönemde "100 milyar doların çok üzerinde, belki 200 milyar dolara varan bir servet etkisi" oluştuğunu belirterek, bu etkinin dezenflasyonu yavaşlatan unsurlardan biri olduğunu ifade etti.

TCMB Başkanı Fatih Karahan, İstanbul Finans Merkezi'nde düzenlenen "Enflasyon Raporu 2026-I" bilgilendirme toplantısının ardından soruları yanıtladı. Karahan, gıda enflasyonundan talep koşullarına, faiz patikasından rezervlere kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.

Merkez Bankası'nın gıda ve petrol fiyatlarında iyimser kalmasının yanılma ihtimalini artırdığı yönündeki eleştiriye yanıt veren Karahan, gıda fiyatlarında mevsimsellik ve arz şoklarına dikkat çekti. Karahan, "Gıdada bir mevsimsellik söz konusu. Ondan bir bahsetmek istiyorum. Daha sonra yaşadığımız arz şokları da var" dedi.

Mevsimsel etkilerin altını çizen Karahan, "İklim koşulları ve takvim etkileri gibi mevsimsel faktörler nedeniyle gıda fiyatları özellikle işlenmemiş gıda kaynaklı dönem dönem öngörülebilir olan bir dalgalanma yaşayabiliyor" ifadelerini kullandı.

Son yıllarda artan aşırı hava olaylarına dikkat çeken Karahan, "Bu aşırı hava olayları nedeniyle arz şokları ve lojistik alanlarındaki yapısal sorunlar aslında mevsimsel fiyat artışlarının ötesinde bir oynaklığa sebep oluyor. İklim kaynaklı etkilerin bizdeki birtakım yapısal sorunlar nedeniyle ilave oynaklığa sebep olması söz konusu" değerlendirmesinde bulundu.

Karahan, tarımsal girdi maliyetlerinde ithalat bağımlılığına işaret ederek, "Bu da mevsimsel arz talep dalgalanmalarının fiyatlara çok hızlı bir şekilde yansımasına sebep oluyor. Özetle bir takım konjonktürel unsurlar var. Bir takım da yapısal unsurlar var. Sene genelinde gıda enflasyonunun yüksek seyretmediğini çok net görebilirsiniz. Sene ortasına kadar baktığımızda gıda enflasyonu 6 ay kadar süreyle manşetin altında seyretti. Dolayısıyla aslında enflasyonu aşağı çeken unsurlardan bir tanesiydi" diye konuştu.

Karahan, fiyatlardaki oynaklığa da dikkat çekerek, "Birkaç ayda çok hızlı şekilde gıda fiyatları artınca bunun beklentiler üzerinden bir etkisi söz konusu oluyor. Bunu da öngörmek çok kolay değil" dedi.

"Talep koşullarının dezenflasyona verdiği destek bir miktar azaldı"

Pozitif faiz sürecine rağmen talep odaklı enflasyon değerlendirmesinin sürüp sürmediği sorusuna yanıt veren Karahan, Aralık PPK'dan bu yana verilerde değişim yaşandığını söyledi. Karahan, "Perakende satış hacmi endeksine baktığımızda Ekim ayında bunun yatay bir seyir izlediğini gördük. Ama Kasım ayında hızlandı. Aralık ayı verisi dün yayınlandı. Burada baktığımızda perakende satışlar aylık bazda 1,7 arttı" dedi.

Altın hariç bakıldığında da artışın sürdüğünü belirten Karahan, "0,8'lik bir artış söz konusu" ifadelerini kullandı. Ticaret satış hacim endeksinde de Aralık ayında "aylık yüzde 2 civarında bir artış" kaydedildiğini söyledi. Karahan, genel değerlendirmesinde, "Tüm göstergelerle birlikte talep koşullarının dezenflasyona verdiği desteğin devam etmekle birlikte bir miktar azaldığını gördük. Zaten son PPK kararında da bunun enflasyon görünümü üzerindeki etkilerini göz önünde bulundurarak adım büyüklüğünü küçültmeye karar verdik" dedi.

"Sadece ocak ayına bakarak olumsuz beklenti oluşturmak doğru değil"

"Mart-Nisan aylarında bir enflasyondaki eğilimi görme tercihi yapıyorsunuz. Mart ayından sonraki ilk toplantı da Haziran ayında politika tepkisinin gereken sıklığı için Haziran'da karar verecekseniz eğer çok geç olmayacak mı" sorusuna Karahan, "Kararları verirken her zaman bütün verileri etraflıca değerlendiriyoruz" yanıtını verdi."

Karahan, "Sadece ocak ayına bakarak bu kadar olumsuz beklenti oluşturmak çok doğru değil. Detaylar önemli" diye konuştu. Hizmet enflasyonuna da değinen Karahan, "Geçmişte katılık enflasyondaki düşüşün biraz daha öngörülerden sınırlı olması hizmet kalemlerinden gerçekleşmişti. Burada son dönem veriler biraz daha umut verici" ifadelerini kullandı.

"Rezervlerimiz oynaklıklara karşı yeterli"

Karahan, rezervlerdeki artış ile birlikte döviz talebi ve likiditede talebine ilişkin Merkez Bankası'nın önlemlerine ilişkin soruya, "Sıkı para politikasının etkisiyle uluslararası rezervlerimiz tarihi zirvelere ulaştı" dedi.

2025 Nisan'dan bu yana carry olarak tanımlanabilecek yatırımların "yaklaşık 18 milyar dolar" arttığını belirten Karahan, "Carry stoğu toplamda 40 milyar dolara ulaşmış durumda" dedi.

Aynı dönemde hisse ve DİBS yatırımlarının 17 milyar dolar arttığını ifade eden Karahan, "Hisse ve DİBS stoğu da 67 milyar dolar olmuş durumda. Dolayısıyla rezervlerimizdeki hem miktar artarken hem de kalitesi arttı ve bu artışta carry etkisi görece zayıf" dedi.

Karahan, "Rezervlerimiz hem yapısı hem seviyesi olarak sermaye hareketlerinde yaşanabilecek her türlü oynaklığa karşı yeterli durumda diye düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.

"Ana eğilim Mart'tan itibaren Kasım-Aralık seviyelerine yaklaşabilir"

Şubat ayına ilişkin değerlendirmesinde Karahan, Kasım ve Aralık aylarında aylık enflasyonun yüzde 1'in altında gerçekleştiğini hatırlatarak, "Bu 63 aydan sonra ilk defa oldu" dedi. Ocak ayındaki artışta gıdanın etkili olduğunu belirten Karahan, "Sebzedeki artış genelde daha geçici oluyor. Önümüzdeki dönemde bunun bir miktar geri alınmasını ya da daha makul bir enflasyon olmasını bekliyoruz" dedi.

Şubat ayında da gıda kaynaklı artış görülebileceğini ifade eden Karahan, "Ancak normal şartlar altında ana eğilimin Mart ayından itibaren Kasım-Aralık seviyelerine yaklaşacağını değerlendiriyoruz" dedi.

"Mart ve Nisan verilerini görmek önemli"

2026 hedefi ve faiz patikasına ilişkin soruya Karahan, "Bir önceki raporda piyasanın fiyatladığı faiz patikasını yukarı çektik şeklindeydi. Adım büyüklüğünü ayarlayarak önümüzdeki dönemde beklenen faiz patikasını yukarı çekmiş olduk" dedi.

Yüksek enflasyon ortamında politika tepkisinin gerçekleşmelere de duyarlı olması gerektiğini belirten Karahan, "Bir süredir yüksek enflasyon ortamında olduğumuz için kararlarımızda birçok ülkeden daha fazla oranda yakın dönem enflasyon gerçekleşmelerine bakıyoruz. Bununla birlikte bir süredir enflasyon düşüyor ve düşmeye devam edecek. Bu nedenle de zaman içinde para politikasının enflasyon görünümüne verdiği ağırlığın artmasını bekleriz" ifadelerini kullandı.

Karahan, "Bulunduğumuz şu dönemde enflasyon görünümünün biraz daha netleşmesi için Mart ve Nisan aylarındaki veriyi görmenin önemli olduğunu düşünüyorum" dedi.

"Altın fiyatlarındaki artışın servet etkisi söz konusu"

Altın ve borsadaki yükselişin servet etkisi üzerinden talep koşullarını etkileyip etkilemediği ve bu konuda bir duyarlılık analizi yapılıp yapılmadığına ilişkin soruya Karahan, "Bu konudan aslında çok önce de bahsetmiştim. Altın fiyatları artıyordu ama bu kadar yüksek seviyelere de ulaşmamıştı" dedi.

Türkiye'de yastık altında önemli miktarda altın bulunduğuna işaret eden Karahan, "Bildiğiniz gibi Türkiye'de yastık altında önemli bir altın stoğu olduğu tahmin ediliyor. Bu nedenle de altın fiyatları arttıkça bunun bir servet etkisi söz konusu" ifadelerini kullandı. Bu etkinin enflasyona yansımasının, söz konusu servetin ne kadarının tüketime yöneldiğine bağlı olduğunu vurgulayan Karahan, "Bunun tabii ki ne kadar bu ek servetin ne kadar tüketildiğine bağlı olarak enflasyon etkisi değişebilir" dedi.

Karahan, Merkez Bankası'nın tahminine göre yastık altı altın stokunun büyüklüğüne ilişkin, "Bizim tahminlerimiz yastık altı altının şu anda belki 600 milyar dolar civarında olduğu yönünde" değerlendirmesinde bulundu.

Son dönemdeki fiyat artışlarının yarattığı servet etkisine dikkat çeken Karahan, "Geçtiğimiz seneden bu yana 100 milyar doların çok üzerinde bir belki 200 milyar dolara varan bir servet etkisi var. Bu da aslında geçtiğimiz sene özellikle talep yönetiminde para politikasının ters yönünde etki eden ve dezenflasyonu yavaşlatan unsurlardan birisi olarak karşımıza çıktı" diye konuştu.

"Ramazan etkisinin çoğu ocak ve şubata yansıyor"

Ocak ayındaki enflasyon etkilerinin şubata da sarkabileceği, mart ve nisan aylarında ise kasım-aralık aylarına benzer bir görünüm beklenip beklenmediğine ilişkin soru üzerine Karahan, ana eğilim vurgusunu yineledi. Karahan, "Mart ve Nisan ayındaki ana eğilimden bahsettim. Yani farklı unsurlar nedeniyle, gıdayı öngörmek zor, enerji kalemleri, belli oynak kalemler hariç baktığımızda bunun kasım-aralık'a yakınlaşacağını düşündüğümüzü söyledim. Onu bir netleştirmek istiyorum" dedi.

Ramazan ayının enflasyona etkisine ilişkin daha önce çalışma yaptıklarını belirten Karahan, "Ramazan ayı etkisine de bakacak olursak bu konuda zaten çalışmamız daha önce olmuştu. Bu etkiyi bir önceki ayda ve mevcut ayda görüyoruz" ifadelerini kullandı.

Ramazan ayının bir bölümünün mart ayına sarkacağına işaret eden Fatih Karahan, "Tabii ki Ramazan'ın bir kısmı mart'a sarkacağı için daha sınırlı da olsa bir miktar etki olabilir ama en çoğunun ocak ve bir kısmının da şubat ayında yansıyacağını zaten şu andaki verilerden görüyoruz" dedi.