Kılıçdaroğlu'ndan Mansur Yavaş'ın istifasına ilk yorum

Güncel Haberler

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa etti. Gündeme bomba gibi düşen bu istifa kararı için CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu "İstifa tek taraflı bir işlemdir, kendi siyasal tercihi" yorumunu yaptı.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'den istifa etti. Yavaş açıklamasında, "Siyasette bazı kararlar vardır öfkeyle alınmaz, kırgınlıkla açıklanmaz. Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur" dedi.

KILIÇDAROĞLU'NDAN İLK YORUM 

Gündeme bomba gibi düşen istifa kararıyla ilgili CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'ndan da bir açıklama geldi. Kılıçdaroğlu açıklamasında "İstifa tek taraflı bir işlemdir, kendi siyasal tercihi" ifadelerine yer verdi. 

YENİ PARTİLİ EMİR: KENDİ TAKTİRLERİDİR

YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise "Sayın Mansur Yavaş 86 milyonun onur duyduğu, halkçı belediyeciliği ile öne çıkan belediye başkanımızdır. Kendi takdirleridir. Ayrıca bir açıklama yapma gereği duyarsa kendisi yapacaktır” ifadelerini kullandı.

YAVAŞ'I İSTİFAYA GÖTÜREN SÖZLER 

CHP Sözcüsü Müslim Sarı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı, 9 Eylül'de CHP'nin törenine katılmaması ve bu kararını da YENİ Parti lideri Özgür Özel'e bildirmesini eleştirip tepki göstermişti. Sarı, "CHP’nin kurumsal kimliği hepimizin üstündedir, önündedir. Hiç kimse CHP’den üstün değil. Bir belediye başkanımız bir işlem yaparken kendi genel başkanı dışında, ‘Başka bir partinin genel başkanına da bilgi verdim’ diyemez” demişti.

İŞTE YAVAŞ'IN İSTİFA AÇIKLAMASI

"Sevgili Hemşerilerim, Siyasette bazı kararlar vardır; öfkeyle alınmaz, kırgınlıkla açıklanmaz. Uzun uzun düşünülür, vicdanla tartılır, sorumluluğu üstlenilir ve sonunda Türk milletinin huzurunda açıkça ifade edilir. Bugün aldığım karar da böyle bir karardır.

19 Mart’la başlayan ve sonrasında mutlak butlan tartışmaları da dahil olmak üzere pek çok hukuki ve siyasi tartışmayla devam eden süreç, Türkiye’de siyaseti hepimizin üzülerek takip ettiği bir noktaya getirmiştir.

"DÜŞÜNCELERİMDE DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK"

Bu süreç boyunca ne düşündüğümü, neye itiraz ettiğimi ve nasıl bir yol önerdiğimi açıkça ifade ettim. Bugün bunları uzun uzun tekrar etmeyeceğim. Dün ne söylediysem bugün de aynı noktadayım. Düşüncelerimde değişen bir şey yok. Ancak bazı hususların altını çizmek zorundayım. Benim partililikten anladığım; taşıdığınız kimliğin hakkını vermek, size güvenen insanların başını öne eğdirmemek, temsil ettiğiniz siyasi yapıya millet nezdinde itibar kazandırmak ve aldığınız sorumluluğu layıkıyla yerine getirmektir. Ben bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisi’ni küçük düşürecek, ona oy veren insanların mahcup olmasına neden olacak hiçbir davranışın içinde olmadım.

Tam tersine; Ankara’da belediyeciliğin ayrım yapmadan, şeffaf, hesap verebilir ve halkın parasını yine halk için kullanarak nasıl yapılabileceğini göstermeye çalıştık. Bunu yalnızca ben söylemiyorum.

Ankara’da bize verilen büyük destek, Türkiye genelinde yapılan kamuoyu araştırmaları ve farklı siyasi görüşlerden vatandaşlarımızın ortaya koyduğu teveccüh bunun en açık göstergesidir.

Eğer Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanı olarak seçilmişsem; görev yaptığım süre boyunca partimin adına leke getirmemiş, Türkiye çapında örnek gösterilen işlere imza atmış ve bana oy veren insanların göğsünü kabartmışsam, temsil sorumluluğumu yerine getirdiğime inanıyorum.

"KENDİMİ PARTİLERİN ÜZERİNDE GÖRMEDİM"

Üzerime düşen sorumluluğu dün de taşıdım, bugün de taşıyorum. Kendimi hiçbir zaman siyasi partilerin üzerinde görmedim. Böyle bir iddiayı hadsizlik sayarım.

Ancak belediye başkanlığı görevimin bana öğrettiği çok önemli bir gerçek vardır: Siyasetin tavanında birlik sağlanamadığında, millet isterse tabanda o birliği sağlayabilir.

Biz bunu Ankara’da başardık. Farklı siyasi görüşlerden milyonlarca insan aynı iradenin etrafında buluştu. Kimseye nereden geldiğini, hangi partiye oy verdiğini sormadık. Hiç kimseyi siyasi kimliği nedeniyle diğerinden ayırmadık.

Çünkü bizim için herkes eşittir. Her zaman şunu söyledim: Türkiye’de demokratik yollarla bir iktidar değişikliği olacaksa, bunun yolu muhalefetin birbirini tüketmesinden değil; ortak ilkelerde yan yana gelebilmesinden geçmektedir.

Bu nedenle aylardır yaşanan tartışmaların, özellikle de mutlak butlan üzerinden yürütülen sürecin Cumhuriyet Halk Partisi’nde derin bir ayrışmaya yol açabileceğini ve bunun yalnızca CHP’ye değil, Türkiye’de demokratik siyaset umuduna zarar vereceğini defalarca ifade ettim.

Daha önce, parti içinde şahsımla veya izlediğim tutumla ilgili bir rahatsızlık varsa bunun gereğini yapacağımı söylemiştim.

"YOLUMA BAĞIMSIZ DEVAM EDECEĞİM"

Ve bugün yapılan bazı açıklamalar nedeniyle; Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden ayrılıyor, siyasi yoluma bağımsız olarak devam ettiğimi kamuoyunun takdirine sunuyorum.

Ben dün beraber yürüdüğüm hiçbir arkadaşımı bugün siyasi tercihi nedeniyle yok saymayacağım. Üç dönem CHP çatısı altında birlikte seçime girdiğim, mücadele ettiğim, seçim çalışmalarında yanımda duran, bana inanan, emeğini ve gönlünü ortaya koyan herkese ömrüm boyunca teşekkür borçlu olacağım.

Bir başka konuda da tavrım son derece açıktır. Vatandaşlarımızın siyasete ve siyasetçiye güveni çok yara aldı. Bunun sorumluluğunu seçmende değil, kendimizde aramak zorundayız.

İnsanlar sandığa giderken yalnızca bir isme değil, bir siyasi iradeye de oy verir. Bu nedenle seçmenin iradesini yok saymayı, onun oyuyla elde edilen makamları seçmenin onay vermediği siyasi adreslere taşımayı doğru bulmadım, bugün de bulmuyorum.

"SEÇMENİN İRADESİNE SADAKAT, SİYASETİN NAMUSUDUR"

Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur. O iradeyi kişisel hesaplarla başka bir yere taşımak yalnızca siyasi bir yanlış değil; seçmene karşı ağır bir vebaldir.

Bu nedenle bugün bağımsız olarak yoluma devam etme kararımın anlamı da açıktır... Bundan sonra da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak; bana oy veren ya da vermeyen, hangi siyasi görüşten olursa olsun bütün Ankaralılara aynı anlayışla hizmet etmeye devam edeceğim.

Çünkü benim için belediye başkanlığı bir siyasi kariyer basamağı değil, milletin emanetidir. Makamlar geçicidir. Siyasi şartlar değişebilir. Ama milletin size verdiği emanete sadakat değişmez.

Ben bugüne kadar bu emanete nasıl sahip çıktıysam bundan sonra da aynı şekilde sahip çıkacağım. Bugün aldığım kararın bütün sorumluluğu bana aittir. Takdir ise her zaman olduğu gibi aziz milletimizindir."