İHD'den 1 Eylül Dünya Barış Günü'nde 'Terörsüz Türkiye' sürecine tam destek: 'Kalıcı barış için hukuki adımlar şart'

Yerel Haberler

İnsan Hakları Derneği (İHD) Bingöl Şubesi öncülüğünde 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla yapılan basın açıklamasında, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin, "Bu süreci, Türkiye'nin onlarca yıllık çatışma tarihinden çıkması ve kalıcı toplumsal barışın inşa edilmesi bakımından son derece önemli görüyoruz" denildi.

Haber: Kemal BATUR
(BİNGÖL) - İnsan Hakları Derneği (İHD) Bingöl Şubesi öncülüğünde 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla yapılan basın açıklamasında, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin, "Bu süreci, Türkiye'nin onlarca yıllık çatışma tarihinden çıkması ve kalıcı toplumsal barışın inşa edilmesi bakımından son derece önemli görüyoruz" denildi.
Bingöl Kent Meydanı'nda düzenlenen açıklamaya bazı sivil toplum örgütleri de destek verdi. Açıklamada, dünyada ve bölgede devam eden savaş ve çatışmalara dikkat çekilirken, Türkiye'de devam eden barış sürecinin daha şeffaf ve kapsayıcı yürütülmesi çağrısı yapıldı.
İHD tarafından yapılan açıklamada, 1 Eylül Dünya Barış Günü'nün dünyanın birçok bölgesinde savaş, işgal, zorunlu göç, ayrımcılık ve ağır insan hakları ihlallerinin devam ettiği bir dönemde karşılandığı belirtildi.
Gazze, İran ve Suriye'de yaşanan insani yıkıma, Ukrayna'daki savaşa ve Orta Doğu'da devam eden çatışmalara dikkat çekilen açıklamada, dünyanın farklı bölgelerinde milyonlarca insanın yaşam hakkının tehdit altında olduğu ifade edildi.
Barışın yalnızca silahların susması veya çatışmaların sona ermesi olmadığı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Barış, yaşam hakkının güvence altında olduğu, özgürlüklerin korunduğu, eşit yurttaşlığın hayata geçirildiği, farklı kimliklerin ve inançların kendisini özgürce ifade edebildiği, hukukun üstünlüğünün egemen olduğu demokratik bir toplumsal düzenin kurulmasıyla mümkündür. Bu nedenle barış bir insan hakkıdır."
"KÜRT MESELESİ DEMOKRATİK VE BARIŞÇIL YOLLARLA ÇÖZÜLMELİ"
Türkiye açısından 1 Eylül Dünya Barış Günü'nün anlamının Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl yollarla çözümüyle doğrudan bağlantılı olduğu ifade edilen açıklamada, Türkiye'nin yakın tarihindeki güvenlikçi ve inkarcı politikaların Kürt meselesinin çözümünde sonuç vermediği; bu politikaların binlerce kişinin yaşamını yitirmesine, zorunlu göçlere, köylerin boşaltılmasına, zorla kaybetme ve faili meçhul cinayetlere, işkence ve kötü muameleye ve temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına yol açtığı savunuldu.
Açıklamada, "Kürt Meselesinin çözümü; şiddet ve güvenlik politikalarıyla değil; demokrasi, hukuk, eşit yurttaşlık ve insan haklarının bütüncül olarak yaşama geçirilmesiyle mümkündür" denildi.
"YENİ BİR FIRSAT PENCERESİ AÇILDI"
Türkiye'de barışçıl ve demokratik çözüm konusunda yeni bir fırsat penceresinin açıldığı ifade edilen açıklamada, 1 Ekim 2024'te başlayan ve sonraki gelişmelerle yeni bir aşamaya ulaşan süreçte silahların bırakılması ve çatışmanın sona erdirilmesine yönelik adımlar atıldığı belirtildi.
TBMM bünyesinde kurulan komisyonun, meselenin demokratik ve siyasal zeminde ele alınması açısından önemli bir imkan oluşturduğu ifade edilen açıklamada, "İHD olarak bu süreci, Türkiye'nin onlarca yıllık çatışma tarihinden çıkması ve kalıcı toplumsal barışın inşa edilmesi bakımından son derece önemli görüyoruz" denildi.
"SİLAHLARIN SUSMASI TEK BAŞINA BARIŞ ANLAMINA GELMEZ"
Açıklamada, silahların susmasının tek başına kalıcı barış için yeterli olmadığı vurgulanarak, çatışmayı üreten siyasal, hukuki ve toplumsal sorunların çözümü için gerekli yasal ve anayasal adımların eş zamanlı atılması gerektiği belirtildi.
"Abdullah Öcalan'ın hapishane koşullarının yeniden düzenlenmesi, dış dünya ile görüşme imkanlarının sağlanması ve bu hususların yasal güvenceye bağlanması" istenen açıklamada, silahsızlanma ve demokratik yaşama dönüş sürecinin kapsamlı hukuki düzenlemelerle güvence altına alınması, süreçte yer alan aktörlerin güvenliğinin sağlanması ve demokratik siyasetin önünün açılması gerektiği kaydedildi.
TBMM'YE "HUKUKİ DÜZENLEMELER" ÇAĞRISI
İHD açıklamasında, TBMM'ye de barış sürecinin kalıcı ve kurumsal güvencelere kavuşturulması çağrısı yapıldı.
Meclis'in barış sürecinin ihtiyaç duyduğu hukuki düzenlemeleri gecikmeden gerçekleştirmesi gerektiği belirtilen açıklamada, sürecin kişilere, hükümetlere veya dönemsel siyasi tercihlere bağlı olmaktan çıkarılarak kalıcı ve kurumsal güvencelere kavuşturulması gerektiği ifade edildi.