Beştepe'den çarpıcı "Umut Hakkı" çıkışı! Öcalan için tek yol var

Abdullah Öcalan Haberleri

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Abdullah Öcalan için gündemde olan "Umut Hakkı"yla ilgili dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. Uçum, “Umut hakkı tartışmasında netleştirilmesi gereken bazı hususlar” başlıklı yazısında TBMM’nin şartla salıverilmenin kapsamını münfesih terör örgütleriyle sınırlayan özel bir düzenlemeyle genişletebileceğini belirterek, böyle bir durumda FETÖ dahil diğer örgüt mensuplarının kapsam dışında kalabileceğini ifade etti.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un başkanlığında toplanan Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun siyasi parti gruplarının birer temsilcisinden oluşan rapor yazım ekibi, ortak rapor taslağını tamamladı. MHP lideri Devlet Bahçeli'nin Pkk lideri Abdullah Öcalan için önerdiği "umut hakkı" ifadesi raporda doğrudan yer almadı. Ancak raporun "demokratikleşme önerilerileri" temel başlığı altındaki, "yargılama ve infaza ilişkin düzenleme" önerileri bölümünde tarif edildi.

Türkiye'nin gündemindeki "Abdullah Öcalan'a umut hakkı"yla ilgili Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, şartla salıverilmenin hangi koşullar altında uygulanabileceğini ve bu süreçte dikkate alınması gereken temel hususları AA Analiz için kaleme aldı.

‘Umut hakkı’nın kişiye özgü veya münfesih terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan'a yönelik bir tahliye imkanı olmadığını vurgulayan Uçum, “Umut hakkı doğrudan tahliye de sağlamaz. Umut hakkı, bir af uygulaması ise hiç değildir. Daha da önemlisi, umut hakkı bağımsız bir hak değil şartla salıverilme imkanının başka türlü ifadesidir” dedi.

"TANINMIŞ BİR HAK DEĞİL, İMKAN"

Umut hakkı nitelemesinin şartla salıverilme anlamına geldiğini ifade eden Uçum, şartla salıverilmeden farklı ve umut hakkı denen ayrı bir hukuki kurum olmadığına vurgu yaptı. Uçum, “Bizim mevzuatımızda da umut hakkı nitelemesi kullanılmaz. Koşullu salıverilme kavramına yer verilir” diye yazdı.

“Şartla salıverilme, hükümlülere tanınmış bir haktan ziyade en azından başlangıç açısından bir hukuki imkandır” diyen Uçum, “Çünkü şartla salıverilme bir hak olarak doğrudan devreye girmez. Gerçekleşme koşulları tamamen hükümlüye bağlıdır. Bunlar da kanunda belirtilen asgari cezayı çekmek ve bu süre boyunca iyi halli olmaktır” ifadelerini kullandı.

Hiçbir hükümlünün başlangıçtan itibaren kesin olarak şartla salıverilme hakkına sahip olmadığına vurgu yapan Mehmet Uçum, “Sadece şartla salıverilme umudu vardır. Bunun için asgari cezanın iyi halli çekilmesi koşulu ilk aşamadır. İkinci aşama bu konuda bir idari raporun ve infaz yargısı kararının olmasıdır. Bu iki aşama olumlu tamamlanınca kişi koşullu olarak salıverilir. Koşullu salıverilme de bihakkın tahliye yani infazın tamamlandığı anlamına gelmez. Ancak koşullu salıverilme süresince kasten yeni bir suç işlenmemesi ve varsa belirlenmiş yükümlülüklere uyulması halinde infaz tamamlanmış sayılır. Aksi halde kişi hem önceki cezasından bihakkın tahliye tarihine kadar kalan cezayı çeker hem de yeni suçtan dolayı infaz kurumunda daha fazla kalır. Yani koşullu salıverilmeden daha geç yararlanır” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum

"TÜRKİYE’DE BAZI SUÇLAR KAPSAM DIŞI TUTULMUŞTUR"

Umut hakkının ömür boyu cezaevinde kalacak şekilde hüküm almış herkese şartla salıverilme umudunu vermek anlamına geldiğini ifade eden Uçum, şunları aktardı: “Doğrudan bir hak tanımlamak değil bir hukuki imkan sağlamaktır. Bunun temel sebebi, genel olarak cezanın infazından beklenen amaçtır. Bu amaç, hükümlünün yeniden toplumla uyumlu olacağı bir duruma gelmesidir. Bu bakışla, ömür boyu infaz kurumunda kalmayı zorunlu kılan yasal düzenlemeler cezadan beklenen amaçla bağdaşmaz. Hükümlüye ‘bir gün gün ışığına çıkma umudu’ tanımayan infaz sistemi, cezanın genel amacından uzaklaşmış olur. Bununla birlikte bazı suçlar bakımından şartla salıverilme imkanının verilmediği sistemler de vardır. Türkiye’de de bazı suçlar kapsam dışı tutulmuştur.”

"OTOMATİK BİR TAHLİYE UYGULAMASI OLMAZ"

Şartla salıverilme imkanının, şu anda kapsam dışında olan suçlardan hükümlü olanlara da tanınırsa yine şartla salıverilmenin esaslarının uygulanacağını kaydeden Uçum, “Otomatik bir tahliye uygulaması olmaz. İdare ve gözlem kurullarının altı ayda bir değerlendirme yaparak oluşturacağı rapora ve İnfaz hakimliğinin kararına göre işlem yapılır. Şartla salıverilme kararının çıkabilmesi için hükümlünün çektiği ceza süresince iyi halli olduğunun tespiti gerekir. Aksi halde cezasını çekmeye devam eder” açıklamasını yaptı.

"HEMEN BİR KANUNİ DÜZENLEME YAPILSA BİLE…"

Mehmet Uçum, şu değerlendirmeyi yaptı: “Öte yandan kapsam dışında olan hükümlülerin kapsama alınması halinde mahkumiyetleri örgütlü suça dayandığı için mevcut yasal hükümlere göre: müebbet hapiste 30 yıl, ağırlaştırılmış müebbet hapiste 36 yıl, müebbete eklenen bir veya daha fazla müebbet ceza halinde 40 yıl, müebbete eklenen bir veya daha fazla süreli ceza halinde en fazla 40 yıl ceza çekilmesi şarttır. Konuya ilişkin hemen bir kanuni düzenleme yapılsa bile kapsama giren kişiler bu süreleri tamamlamadan bu imkandan yararlanamaz. Diğer bir deyişle, belirtilen cezalar çekildikten sonra şartla salıverilme umuduna ilişkin imkan devreye girer.”

Şartla salıverilmeden ve bu kapsamda umut hakkı olarak ifade edilen imkandan yararlanabilmek için iki durumun bir arada gerçekleşmesi gerektiğini aktaran Uçun, “Birincisi kanunda belirtilen süre kadar cezanın çekilmiş olması. İkincisi çekilen ceza süresince hükümlünün iyi halli olması. Bu iki durumun birlikte gerçekleştiği infaz hakiminin kararıyla tespit edildiğinde şartla salıverilme olur. Aksi halde hükümlünün infazı devam eder” dedi.

ŞARTLA SALIVERİLMENİN GENİŞLETİLMESİ HALİNDE KAPSAMA EKLENECEKLER

Umut hakkı olarak tartışılan şartla salıverilmenin genişletilmesi halinde kapsama girecek hükümlülerin hangileri olduğunu da açıklayan Uçum, şunları yazdı: “Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını devletin güvenliğine, anayasal düzene ve milli savunmaya karşı işlenen örgütlü suçlardan alanlar, Geçmişte ölüm cezaları müebbet ağır hapis cezasına veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına dönüştürülen terör suçluları, Terör suçlusu olarak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlar. Eğer bu konuda tam irade ve yetki sahibi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) şartla salıverilme imkanından yararlanacak hükümlü kapsamını yukarıda belirtilen hükümlülerle genişletecek düzenleme yaparsa Öcalan da bu kapsama girer. Bu düzenleme tamamen TBMM’nin takdirindedir.”

Uçum, "Elbette TBMM kapsam dışında olan suçları şartla salıverilmenin kapsamına eklerse bu konuda süre, değerlendirme talebi, süreç yönetimi, ilgili ve yetkili idari ve yargısal merciler bakımından özel düzenleme de yapabilir. Genel şartla salıverilme usulünden farklı bir usul belirleyebilir. Bu hususta hukuken bir engel yoktur" dedi.

MEVCUT DURUMDA ŞARTLA SALIVERİLMENİN KAPSAMI

Yürürlükteki İnfaz Kanunu'na göre açıkladığı kapsam dışı hükümlüler hariç tüm hükümlüler suç ve ceza türleri ne olursa olsun şartla salıverilme imkanına sahip olduğuna dikkat çeken Uçum, “Örneğin terör suçundan müebbet veya süreli hapis cezası alanlar yine kapsam dışı suçlar dışındaki suçlardan ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezası alanlar mevcutta bu imkandan yararlanabilir. Ancak ifade edildiği gibi kanunda belirtilen asgari cezaların çekilmesi ve ceza süresince iyi halli olma şartlarının birlikte gerçekleşmesi halinde bu imkan devreye girer. Bu nedenle, şu anda umut hakkı olarak tartışılan şartla salıverilmenin genişletilmesi kapsamında, sanki terör suçluları için ilk kez şartla salıverilme getirilmek isteniyormuş gibi değerlendirme yapmak hatalıdır” ifadelerini kullandı.

TERÖR ÖRGÜTÜ FETÖ MENSUPLARI YARARLANABİLECEK Mİ?

FETÖ mensuplarından müebbet ve süreli hapis cezası alan hükümlerinin de şartla salıverilme imkanına sahip olduğunu kaydeden Uçum, kapsam dışı olanların sadece ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlar olduğuna vurgu yaptı.

Uçum, şöyle devam etti: “Eğer böyle bir düzenleme çıkarsa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almış FETÖ çetesi mensuplarının bu imkandan yararlanabilmesi için mevcut yasal hükümlere göre 2016 dikkate alındığında en erken 2046’ya, en geç 2056’ya kadar ceza çekmeleri ve bu süre içinde iyi halli olmaları gerekir. Bu konuda yorum yaparken asgari cezayı yatma ve iyi halli olma şartlarıyla infaz hakimliğinin olumlu karar verme koşulu hep göz önünde tutulmalıdır.

Öte yandan TBMM isterse şartla salıverilmenin genişletilmesini münfesih terör örgütü mensuplarıyla sınırlı özel bir düzenlemeyle de yapabilir. Bu durumda FETÖ dahil diğer terör örgütlerinin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almış mensupları bu genişletmenin dışında kalır. Bu da hukuki bir seçenektir.”